OPTIMA adlı faz III klinik çalışma, yüksek riskli erken evre meme kanserli...

Prostat kanserinde beslenme ve egzersiz, genel sağlığı ve tedaviye dayanıklılığı destekliyor; ancak tek başına tümörün ilerlemesini kesin olarak yavaşlattığına dair kanıt bulunmuyor. ABD’de 478 erkekle yürütülen MEAL çalışması, sebze tüketiminin artırılmasının erken evre prostat kanserinde ilerlemeyi iki yıl boyunca anlamlı ölçüde azaltmadığını gösterdi. Buna karşılık Amerikan Kanser Derneği’nin (ACS) yaşam tarzı rehberine uyan hastaların daha uzun yaşadığı, kardiyovasküler ölüm oranının ise belirgin düştüğü bildirildi.
14 Ocak 2020’de Journal of the American Medical Association (JAMA) dergisinde yayımlanan MEAL çalışması, konuyu doğrudan sınayan ilk randomize klinik araştırmaydı. ABD genelinde 91 merkezde, aktif izlem (düzeltici tedaviyi erteleyip hastalığı yakın takip etme) altındaki 50–80 yaş arası 478 erkek iki gruba ayrıldı. Bir gruba günlük en az yedi porsiyon sebze ve meyve tüketimini özendiren telefon danışmanlığı verildi; kontrol grubuna ise yazılı bilgi sunuldu.
İki yılın sonunda gruplar arasında, prostat spesifik antijen (PSA, prostat bezinden salgılanan ve kanserde yükselen bir protein) eşikleri, PSA katlanma süresi ve biyopside tümör derecesi ölçütleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Araştırmacılar, klinik açıdan önemli bir farkı yakalayamamış olabileceğini; ancak farklı hasta gruplarında veya daha uzun sürede başka sonuçların ortaya çıkabileceğini belirtti.
“Bu veriler, her ne kadar bilimsel ve kamuoyundaki yaygın görüşler olsa da, sebze tüketiminin prostat kanseri hastalarında kansere özgü sonuçları iyileştirdiği yönündeki savları desteklemiyor.”
Söz, çalışmanın eş başyazarlarından Roswell Park Comprehensive Cancer Center’dan Dr. James Marshall’a ait. Ekibe liderlik eden Dr. J. Kellogg Parsons ise “sağlıklı beslenmenin kanseri durdurmayaceği; ancak tedavileri tolere etmeye yardımcı olabileceği” yönündeki temkinli mesajı yineledi.
Prostat kanseri, erkeklerde dünya çapında en sık görülen ikinci kanserdir. Düşük riskli, prostatla sınırlı ve yavaş büyüyen tümörlerde hemen ameliyat veya radyoterapi yerine aktif izlem tercih edilebilir; bu yaklaşım, tedavinin yan etkilerini ertelemeyi amaçlar. İzlem; 3–6 ayda bir PSA ölçümü, düzenli muayene, gerektiğinde manyetik rezonans (MR) görüntüleme ve tekrarlanan biyopsilerle sürdürülür. Kontroller aksatıldığında, başlangıçta sakin görünen bir tümörün sonradan saldırganlaştığı durumların gözden kaçması riski artar.

Hangi beslenme yaklaşımı öneriliyor? Amerikan Kanser Derneği, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagilden zengin; işlenmiş et, şekerli içecek ve yoğun işlenmiş gıdalardan yoksun bir düzen öneriyor. Tedavi döneminde iştahsızlık veya istemsiz kilo kaybı varsa öncelik yeterli enerji ve proteine kayar.
Egzersiz ne kadar yapılmalı? Uygun hastalarda haftada 150–300 dakika orta şiddette hareket (örneğin tempolu yürüyüş) ve haftada en az iki gün kas güçlendirme öneriliyor. Egzersiz, kansere bağlı yorgunluğu azaltıp uyku ve yaşam kalitesini destekliyor; ancak tümörü tek başına durdurduğu söylenemez.
Aktif izlemden ne zaman tedaviye geçiliyor? PSA yükselmesi, görüntülemedeki değişiklik veya biyopside tümör derecesinin artması durumunda dokut hekim tedaviye geçişi yeniden değerlendirir.
Beslenme ve hareket, prostat kanser tedavisinin yerini tutmuyor; ancak ACS’nin Eylül 2025’te JAMA Network Open aracılığıyla yayımladığı 4.232 hastalık takip çalışması, rehbere yüksek uyumun 14 yıl içinde herhangi bir nedenle ölümü yüzde 23, kardiyovasküler ölümü ise yüzde 25 oranında azalttığını gösterdi. Hastaların tedavi ve takip planını hekimleriyle birlikte belirlemesi, yaşam tarzı adımlarını bu planın tamamlayıcısı olarak görmesi gerekiyor.
Yorum Yapın