UCLA bilim insanları kordon kanı kök hücrelerinden hazır T hücresi üretti. AlloESO-T,...

ABD’de Wisconsin Üniversitesi Tıp ve Halk Sağlığı Okulu’nun yeni analizi, 1991-2019 yılları arasında tanılanan papiller tiroit kanseri vakalarının yüzde 72 ile 94’ünün fazla tanı kapsamına girdiğini ortaya koydu. Söz konusu tümörler hastaların ömrünü kısaltmazken saptanıyor ve çoğu ameliyatla alınarak tedavi ediliyor. Çalışma, JAMA Network Open dergisinde yayımlandı.
Fazla tanı (overdiagnosis), kişiyi öldürmeyecek bir hastalığın saptanıp tedavi edilmesi demek. Tiroit kanserinde bu tablonun merkezinde ultrason var: Boyun bölgesindeki görüntülemenin yaygınlaşması, elle muayenede hissedilemeyecek kadar küçük ve yavaş büyüyen nodülleri yakalıyor. ABD’de tiroit kanseri tanıları 1990’ların başından bu yana üçe katlandı; hastalıktan ölüm oranları ise değişmedi. Otopsi çalışmaları, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 10’unda hayatları boyunca fark edilmemiş küçük papiller tümörler bulunduğunu gösteriyor.
“Sevk uygulamalarında küçük değişiklikler, ölüm oranını değiştirmeden her yıl on binlerce fazla tanı vakasını önleyebilir. Bu, uygulamayı kanıtlarla uyumlu hale getirecek kılavuzlar oluşturmak için güçlü bir fırsat.”
Söz, çalışmanın yazarlarından KBB uzmanı Prof. Dr. David Francis’e ait. Araştırma ekibine göre 28 yılda yaklaşık 443-574 bin kadın ve 108-155 bin erkek muhtemelen gereksiz yere tanı aldı; fazla tanı oranı kadınlarda yüzde 75-95, erkeklerde yüzde 63-90 düzeyinde.
Ekip, matematiksel bir simülasyon modeliyle (PATCAM) sevk senaryolarını test etti. Elde hissedilemeyen nodüller için yapılan ultrasonların üçte bir azaltılması tanıları yüzde 17, üçte iki azaltılması yüzde 41 düşürüyor; her iki durumda da toplumsal ölüm oranı yüzde 0,1’in altında değişiyor.
Papiller tiroit kanseri, tiroit kanserlerinin en yaygın tipi ve büyük çoğunluğu çok yavaş seyreder. Uzmanlar, ses kısıklığı gibi belirtilerin ve elle gelen nodüllerin değerlendirilmesinin önemini korurken; eleştirinin hedefi, belirtisiz kişilerde tarama niteliği kazanan görüntüleme. Benzer fazla tanı döngüsü daha önce prostat kanseri, melanom ve memenin duktal karsinoma in situ’sunda da gösterilmişti.
Tiroit kanseri tanıları neden bu kadar arttı? Hastalığın gerçek sıklığından çok ultrason ve ileri görüntülemenin yaygınlaşması küçük tümörleri daha çok yakaladığı için; ölüm oranları aynı seviyede kaldı.
Ultrasonla saptanan her nodül ameliyat gerektirir mi? Hayır. Birçok küçük papüler tümör ameliyat yerine aktif izlemle takip edilebiliyor; kararı hekim değerlendirmesi belirliyor.
Fazla tanı hastaya neye mal oluyor? Gereksiz ameliyat, ömür boyu tiroit hormon tedavisi, iyileşme süreci ve psikolojik ile ekonomik yük gibi ciddi bedellere.
Çalışmanın yazarları, hangi nodüllerin görüntüleneceğine dair net kılavuzların tanı kaskadını başlamadan durdurabileceğini vurguluyor. Tiroit kanserinde hedef daha çok tanı değil, doğru tanı: Zarar verecek tümörleri kaçırmadan hastaya yarar sağlamayacak müdahalelerden kaçınmak.
Yorum Yapın