Apandis kanserinde ameliyat sonrası kemoterapi çoğu hastada gereksiz çıktı: MD Anderson'ın 439...

Belçika’daki Liège Üniversitesi GIGA Enstitüsü araştırmacıları, üçlü negatif meme kanseri hücrelerinin metabolizmasının ürettiği metilglioksal adlı molekülün bağışıklık sistemini baskılayarak metastazları hızlandırdığını ve immünoterapi direncine katkı verdiğini ortaya koydu. Çalışma, Journal for ImmunoTherapy of Cancer dergisinde yayımlandı. Laboratuvar modellerinde bu molekül karnozin adlı bir bileşikle etkisizleştirildiğinde, immünoterapiye dirençli tümörlerde bağışıklık yanıtı yeniden uyandı.
Hızla büyümek için yoğun şeker tüketen kanser hücreleri, bu metabolizmanın yan ürünü olarak son derece reaktif bir molekül olan metilglioksal üretiyor. Ekip, molekülün vücutta yeterince temizlenmemesi durumunun, yani metilglioksal stresinin, granülositik miyeloid kaynaklı baskılayıcı hücrelerin (g-MDSC) tümör çevresinde birikmesine yol açtığını gösterdi. Bu hücreler anti-tümör bağışıklık yanıtını frenliyor; böylece kanser, bağışıklık denetiminden sıyrılıp yayılabiliyor. Üçlü negatif meme kanserli hasta verilerinde de metilglioksal stresine ait gen imzası ile baskılayıcı hücre birikimi paralel seyrediyor.
“Bu sonuçlar, tümör hücrelerinin metabolik zayıflığı ile bağışıklık ortamını yeniden şekillendirme kabiliyeti arasında doğrudan bir bağ ortaya koyuyor. Ayrıca tümör metabolizması ile bağışıklıktan kaçış mekanizmalarının birlikte hedeflenmesinin, immünoterapiye dirençli kanserlerle mücadelede yeni bir strateji oluşturabileceğini öneriyorlar.”
Sözler, araştırmanın yürütücüsü Prof. Dr. Akeila Bellahcène’ye ait; çalışmada Brüksel Özgür Üniversitesi (ULB) ve Lüksemburg Sağlık Enstitüsü (LIH) ekipleri de yer aldı.
Araştırmacılar, metilglioksali yakalayıp etkisiz kılan karnozin adlı doğal bir dipeptidi (iki amino asitten oluşan yapı taşı) immünoterapiyle birleştirdi. Immünoterapiye dirençli üçlü negatif meme kanseri modelinde bu kombinasyon, anti-PD-1 tedavisiyle (bağışıklık sistemini tümöre karşı serbest bırakan ilaç grubu) birlikte uygulandığında baskılayıcı hücre birikimini ve akciğerdeki metastaz yükünü belirgin biçimde azalttı. Metilglioksal imzası ayrıca melanom hastalarında PD-1 immünoterapisine yanıt verenlerle vermeyenleri ayırt edebildi. Bulgular henüz laboratuvar ve hayvan modeli aşamasında; insanlardaki etkinlik klinik çalışmalarla sınanacak.

Üçlü negatif meme kanseri, östrojen ve progesteron reseptörlerini ile HER2 proteinini taşımayan agresif bir alt tür. Tüm meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor; hedefli ilaç seçeneği az olduğundan metabolik stratejiler bu grupta özel önem taşıyor.
Metilglioksal nedir? Kanser hücrelerinin yoğun şeker tüketimi sonucu ürettiği, bağışıklığı baskılayıp metastazı hızlandıran reaktif bir moleküldür.
Karnozin takviyesi kanseri tedavi eder mi? Hayır; karnozinin etkinliği yalnızca laboratuvar modelinde gösterildi, insanlarda klinik çalışma gerekiyor.
Bu bulgu immünoterapi gören hastaları hemen etkiler mi? Şimdilik hayır; ancak metilglioksal düzeyi gelecekte tedavi yanıtını öngören bir biyobelirteç olabilir.
Çalışma, tümör metabolizmasının yalnızca enerji kaynağı olmadığını, bağışıklık sisteminin kaderini de çizdiğini gösteriyor. Metabolik hedefleme ile immünoterapinin birleşimi dirençli tümörlerde yeni bir yol olarak öne çıkıyor; sıradaki adım klinik araştırmalar.
Yorum Yapın