Almanya'daki Greifswald Üniversitesi araştırmacıları, kanser tedavisinde ne zaman değişiklik yapılacağını belirleyen standart...

Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi (MSK) araştırmacıları, karaciğer ve akciğer kanserinde tümörün etrafında oluşan bağ dokusu bariyerini çözen akıllı nanopartiküller geliştirdi. Science dergisinde yayımlanan çalışmada, yaşlanmış (senescent) makrofaj adlı bağışıklık hücrelerini seçerek yok eden bu partiküllerin, dirençli tümörleri immünoterapiye duyarlı hale getirdiği gösterildi. Farelerde tümörlerin küçüldüğü, sağlıklı hücrelere ise zarar verilmediği görüldü.
Karaciğer kanseri ve akciğer kanseri çoğu zaman siroz, hepatit veya uzun süreli akciğer hasarı gibi kronik hastalıkların oluşturduğu yara dokusu içinde ortaya çıkar. Bu fibrotik doku, bağışıklık hücrelerini baskılayarak tümörü adeta bir kalkanla korur ve immünoterapinin (bağışıklık sistemini kanserle savaştıran tedavi) etkisiz kalmasına yol açar.
MSK ekibi, makrofajlar (vücudun savunma hücreleri) içinde çok küçük bir alt grubun bu fibrozisten sorumlu olduğunu keşfetti. Araştırmacılar bu hücreleri MΦP+sen+ (P-selektin pozitif ve yaşlanmış makrofaj) olarak adlandırdı. Hücreler, fibrotik dokunun yalnızca yüzde 3-5’ini oluşturmasına rağmen tümörü koruyan duvarı ören ana sorumlular.
“İmmünoterapi çoğu hastada etkili olsa da şu anda çoğunluğa çalışmıyor. Daha fazla insanda işe yaraması için yapabileceğimiz her şeyi takip etmeye değer,” dedi araştırmanın yazarlarından Scott Lowe.
Sorun, bu hücrelerin az sayıda olması ve sağlıklı hücrelere zarar vermeden seçilememesiydi. Ekip, Daniel Heller’ın biyomedikal mühendisliği laboratuvarında geliştirilen, P-selektin proteinine bağlanan nanopartikül platformunu uyarladı. Partiküller, fukoidan (kahverengi deniz yosununda doğal olarak bulunan ve P-selektine bağlanan bir şeker molekülü) ile kaplandı. Bu sayede ilaç, fibrozu sürükleyen hücrelerin kendisine doğrudan teslim edildi.

Partiküller içinde iki farklı ilaç taşındı: Navitoklaks, yaşlanmış hücrelerin kendini yok etme mekanizmasını engelleyen bir sistemi bozarak ölümünü tetikliyor. dBET6 ise hücrelerin etrafa yaydığı iltihap sinyallerini susturuyor. Her iki ilaç da daha önce klinik denemelerde toksisite nedeniyle başarısız olmuştu; nanopartikülle hedefli teslimat bu ilaçlara ikinci bir şans verebilir.
Bu yöntem hangi kanser türlerinde işe yarayabilir? Fare modellerinde karaciğer ve akciğer kanserinde test edildi; meme ve kolon kanserinde de aynı zararlı makrofajların bulunduğu saptandı.
İnsanlarda ne zaman kullanılabilir? Çalışma henüz laboratuvar aşamasında. MSK, klinik denemelere yönelik ticari ortak arıyor; insanlarda etkinlik test edilmemiştir.
Nanopartiküllerin yan etkisi var mı? Farelerde paketsiz ilaçların aksine nanopartikül formu güvenli bulundu ve sağlıklı hücrelere toksisite göstermedi.
Bu çalışma, kanseri sadece tümör hücrelerini hedefleyerek değil, tümörü koruyan ekosistemi çökerterek tedavi etme yaklaşımının gücünü gösteriyor. MSK araştırmacıları, aynı stratejinin romatoid artrit ve osteoartrit gibi iltihaplı hastalıklarda da umut vadettiğini belirtiyor. Klinik denemelerin başlaması için ticari ortaklık görüşmeleri sürüyor.
Yorum Yapın