Hollandalı model Lara Stone, 42 yaşında meme kanseri teşhisi alarak tedavi gördüğünü...

Meme kanserinde genomik testlerin rutinleşmesi ve minimal rezidüel hastalık (MRD) testlerinin yaygınlaşması, metastatik (yayılmış) meme kanseri tedavisinde yeni bir dönemi başlatıyor. Iowa Üniversitesi Holden Kapsamlı Kanser Merkezi Direktörü Dr. Mark Burkard, Big Ten Kanser Araştırma Konsorsiyumu zirvesinde, kurumlar arası işbirliğinin akademik ve toplum merkezli bakımı nasıl birbirine yaklaştırdığını anlattı.
Genomik testlerin meme kanseri bakımında standart hale gelmesiyle, tümörlerin genetik yapısı taranarak hastaya özgü tedavi seçenekleri belirleniyor. Burkard, metastatik meme kanserinde tespit edilebilen ile hedeflenebilen hedefler arasındaki boşluğun küçüldüğünü belirtti. PIK3CA mutasyonuna özgü ilaçlar, AKT inhibitörleri ve östrojen reseptörü (ESR1) mutasyonlu tümörlere yönelik tedaviler bu ilerlemenin öncüleri arasında yer alıyor.
“Eğer bir keşif yapıyorsanız, bu keşif kanser hastalarının yalnızca bir bölümünü etkileyebilir. Bu nedenle tüm ağ boyunca işbirliği içinde çalışmamız önemli.”
Burkard’ın laboratuvarı, kromozomal instabiliteyi (kromozom sayısındaki düzensizlikler) paclitaxel adlı kemoterapi ilacına yanıtın olası bir göstergesi olarak araştırıyor. Ayrıca metastatik meme kanseri ile on yıl veya daha uzun süre yaşamış “aşırı hayatta kalanlar” üzerine bir çalışma yürütülüyor. MRD testi ise tedavi sonrası kanda kalan minik hastalık izlerini saptayarak nüks riskini önceden görmeyi sağlıyor; Burkard’a göre bu teknoloji yakın vadede en büyük etkiyi yaratacak.

MRD testi nedir ve nasıl çalışır? Minimal rezidüel hastalık testi, tedavi sonrası kandaki tümör DNA kalıntılarını ölçerek hastalığın görünmez izlerini saptar; nüks riskini erken gösterir.
Genomik testler meme kanseri tedavisini nasıl değiştiriyor? Tümörün genetik mutasyonlarını tespit ederek hastaya özgü hedefli tedavilerin seçilmesini sağlar; böylece gereksiz yan etkiler azalır, etkililik artar.
Big Ten Kanser Araştırma Konsorsiyumu ne yapıyor? ABD’deki önde gelen üniversitelerin kanser merkezlerini birleştirerek klinik denemeleri ortak yürütür ve tedavi kalitesini hızla geliştirir.
Genomik testlerin ve MRD izlemünün meme kanseri tedavisine entegrasyonu, akademik ve toplum merkezli hastaneler arasındaki işbirliğiyle değer kazanıyor. Burkard’ın vurguladığı gibi, tanı anında kapsamlı tümör testinin birleştirilmesi ve kurumlar arası veri paylaşımı, önümüzdeki yıllarda metastatik meme kanseri bakımını kökten değiştirme potansiyeli taşıyor.
Yorum Yapın