Oklahoma Üniversitesi araştırmacıları, yağlı karaciğer zemininde gelişen karaciğer kanserinde MLKL adlı proteinin...

Pankreas kanserinin bağışıklık sisteminden kaçış sırrı çözüldü: ABD’deki Icahn School of Medicine at Mount Sinai araştırmacıları, tümör hücrelerinin küçük bir grubunun kan pıhtılaşma sistemini kalkan gibi kullanarak bağışıklık hücrelerinden korunduğunu ortaya koydu. Nature dergisinde yayımlanan çalışmada bu kalkan bloke edildiğinde laboratuvar modellerinde tümör büyümesi yavaşladı, immünoterapi (bağışıklık sistemini kanserle savaştıracak şekilde güçlendiren tedavi) etkili hale geldi. Pankreas kanserinin pıhtı kalkanı olarak özetlenebilecek mekanizma, immünoterapi direncinin ardındaki ana nedenlerden biri görülüyor.
Çalışmaya göre bazı pankreas kanseri hücreleri PAI1 ve PAI2 adlı proteinleri fazla üretiyor. Bu proteinler, fibrinin (yaraların kapanmasını sağlayan pıhtı proteini) yıkımını frenleyerek tümör çevresinde birikmesini sağlıyor. Fibrince zengin ortam, makrofajları (bağışıklık sisteminin temizlik hücreleri) bölgeye çekip tümör lehine eğitiyor ve kanserle savaşan T hücrelerinin tümöre ulaşmasını engelliyor. Tümör hücrelerinin yalnızca yüzde 5’i PAI1 ürettiğinde bile bu baskıcı ortam oluşabiliyor.
“Pankreas kanseri, bağışıklık sisteminden kendini korumada olağanüstü başarılı olduğu için tedavisi hâlâ en zor kanserler arasında. Şaşırtıcı derecede küçük bir kanser hücresi topluluğunun, yalnızca kendisini değil komşu hücreleri de koruyan yerel ortamlar kurabildiğini gördük.”
Sözler, çalışmanın kıdemli yazarı ve Mount Sinai Genetik Mühendisliği Profesörü Dr. Brian D. Brown‘a ait.
Pankreas duktal adenokarsinomu (pankreasın salgı kanallarını döşeyen hücrelerden gelişen kanser) en ölümcül tümörlerden biri; beş yıllık hayatta kalma oranı yüzde 13 civarında. Erken belirti vermediği için tanı çoğunlukla ileri evrede konuyor ve cerrahi şansı kayboluyor. Çalışma ayrıca pankreas kanserli hastalarda derin ven trombozu gibi pıhtılaşma komplikasyonlarının neden sık görüldüğünü de açıklıyor: Tümör, bağışıklığı baskılarken bir yandan da pıhtılaşmayı artırıyor.
Bu bulgu yakın zamanda hastaya ulaşacak mı? Hayır. Sonuçlar laboratuvar modelleri ve hasta tümör örneklerinden geldi; insanlarda güvenlik ve etkinlik için ek çalışmalar gerekiyor.
Pıhtı kalkanı kırıldığında ne oldu? Fare modellerinde PAI1/PAI2 yolağı veya fibrin-makrofaj etkileşimi bloke edildiğinde tümör büyümesi yavaşladı, anti-PD-1 immünoterapisine yanıt belirgin şekilde arttı.
PAI1 ve PAI2 nedir? Vücudun pıhtı çözüm sistemini frenleyen proteinlerdir; pankreas kanseri hücreleri bunları kullanarak fibrinden koruma kalkanı örüyor.
Bulgular, immünoterapi direncinin tümörün her yerine yayılmış bir özellik değil, korunaklı “mahallelerin” eseri olduğunu gösteriyor. Mount Sinai ekibi, bu kalkanı hedefleyen stratejilerin mevcut bağışıklık tedavileriyle birleştiğinde pankreas kanserinde yeni bir dönem açabileceğini savunuyor. İzleyen adım, bu yolun insanlarda güvenlik testlerinden geçirilmesi.
Yorum Yapın