Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Penn State ve Vermont Üniversitesi bilim insanları, yarasa genomu...

Kanserin en önemli koruyucularından p53 proteini devre dışı kaldığında hücreler aşırı RNA üretip DNA’nın kopyalanması için gereken yapı taşlarını tüketiyor. Kudüs İbrani Üniversitesi ile Alman Kanser Araştırma Merkezi’nin (DKFZ) Molecular Cell dergisinde yayımlanan ortak çalışması, bu eksikliğin DNA kopmalarından kromozom parçalanmasına uzanan bir hasar zincirini tetiklediğini gösterdi.
p53, genomun bekçisi lakaplı tümör baskılayıcı (kanseri frenleyen) bir proteindir. DNA hasar gördüğünde hücre bölünmesini durdurur, onarım için zaman tanır; hasar onarılamayacak boyuttaysa hücrenin ölümünü tetikler. Araştırma p53’ün kritik bir görevini daha ortaya çıkardı: RNA üretimi ile DNA kopyalaması arasındaki dengeyi korumak. RNA ve DNA, nükleotid adı verilen ortak yapı taşlarından üretilir. p53 kaybolduğunda hücre gereğinden fazla RNA üretir, nükleotid stoklarını tüketir; DNA’sını kopyalayacak yapı taşı kalmaz. Bu tablo replikasyon stresi (DNA’nın kopyalanırken zorlanması) yaratır: DNA kopmaları, kromozom uçlarında hasar ve hatalı DNA taşıyan mikroçekirdekler oluşur. İleri durumlarda kromozom tek bir olayda parçalanıp bozuk şekilde yeniden birleşir; kanserlerde sık görülen bu yıkım kromotripsi olarak adlandırılır.
Ekip, Li-Fraumeni sendromu (TP53 geninde kalıtsal bozukluk bulunan, kanser riskini ciddi biçimde artıran nadir bir durum) taşıyan hastaların hücrelerini uzun süre izleyerek p53 eksikliğinin yol açtığı ilk değişimleri gözlemledi. Meme hücreleri dahil diğer hücre türlerinde de aynı mekanizma doğrulandı. Araştırmacılar 31 kanser türünden binlerce tümörü inceledi; p53’ü hasarlı ya da yoksun olan tümörlerin belirgin düzeyde yüksek RNA ürettiği saptandı. Laboratuvar deneylerinde hücrelere yapı taşı takviyesi (nükleozit) verildiğinde replikasyon stresi ve DNA hasarı azaldı; fazla RNA üretiminin kısılması da benzer koruma sağladı.
TP53, insan tümörlerinin yaklaşık yarısında bozulan, kanserin en sık mutasyon gören genlerinden biridir. Tümör baskılayıcı genler kontrolsüz çoğalmayı frenler; etkisizleştiklerinde hatalar birikir. Li-Fraumeni sendromlu ailelerde genç yaşta meme, beyin ve kemik tümörleri sık görüldüğünden genetik danışmanlık önerilir.
p53 nedir, ne yapar? TP53 geninin ürettiği bir proteindir; DNA hasarını denetler, hücreyi bölünmeden durdurur ve gerektiğinde ölümünü tetikleyerek kanseri önlemeye çalışır.
Bu bulgu yakında bir tedaviye dönüşecek mi? Hayır. Sonuçlar laboratuvar ve hücre düzeyinde elde edildi; insan testleri yapılmadan tedavi yöntemi olarak değerlendirilemez.
Çalışmayı kim yürüttü? Kudüs İbrani Üniversitesi’nden Prof. Batsheva Kerem ve Alman Kanser Araştırma Merkezi’nden (DKFZ) Prof. Aurélie Ernst ekipleriyle çalışmayı Molecular Cell dergisinde yayımladı.
Araştırma, p53 kaybının kansere giden yolda daha önce bilinmeyen bir halkayı ortaya koydu. Bilim insanları, kanser hücrelerinde nükleotid üretiminin ve RNA-DNA dengesinin düzenlenmesinin gelecekte yeni tedavi stratejilerinin odağı olabileceğini belirtiyor. Bir sonraki adım, bu mekanizmanın insan tümörlerinde güvenle hedeflenebilmesinin sınanması olacak.
Yorum Yapın