
Aenean ornare velit lacus, ac varius enim lorem ullamcorper dolore aliquam.

Cell dergisinde yayımlanan yeni bir bilimsel değerlendirme, bağışıklık sisteminin ürettiği otoantikorların (vücudun kendi proteinlerine yönelen savunma proteinleri) bazı kişileri kansere karşı doğal biçimde koruyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Hipotez doğrulanırsa, yıllarca sigara içmesine ya da yüksek genetik risk taşımasına rağmen kansere hiç yakalanmayan insanların sırrı da açıklanabilir.
Antikorlar, bağışıklık sisteminin virüs ve bakterilere karşı ürettiği proteinlerdir. Bazıları ise yanlışlıkla vücudun kendi hücre ve proteinlerine saldırır; bunlara otoantikor denir ve bugüne kadar ağırlıklı olarak romatoid artrit gibi bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırdığı hastalıklarla ilişkilendirilmişlerdir. Cell’deki makalenin yazarları arasında yer alan Profesör Jean-Laurent Casanova (ABD’deki UT Southwestern Tıp Merkezi) ve ekibi, bazı otoantikorların kanser hücrelerini bağışıklık sistemine görünür kılarak tümörün oluşumunu engelliyor olabileceğini öne sürüyor.
“Bağışıklık sisteminin kanserde önemli rol oynadığına dair bolca kanıt var. Bizim işimiz, kansere karşı koruma sağlayabilecek ya da hastalığın gidişatını değiştirebilecek otoantikorların var olup olmadığını belirlemek.”
— Profesör Jean-Laurent Casanova, UT Southwestern
Hipotezi sınamak için uluslararası ATLAS ekibi (Antibody Tracking for Long-term Avoidance and Surveillance), Cancer Grand Challenges programı kapsamında 25 milyon dolara kadar hibe kazandı. Paris’teki Imagine Enstitüsü’nden Dr. Paul Bastard liderliğindeki ekip; yoğun sigara içmesine rağmen kansere yakalanmayan kişileri, 100 yaşını aşan bireyleri, ikizleri ve immünoterapi (bağışıklık sistemini kanserle savaştıran tedavi) gören hastaları inceleyerek kapsamlı bir antikor haritası çıkaracak. Harita, koruyucu antikorların ileride aşı ya da antikor tedavisi biçiminde yüksek riskli kişilere uygulanmasının da önünü açabilir.

Tıbbi onkoloji uzmanı Prof. Dr. Erkan Doğan, hipotezin bilimsel açıdan değerli olmakla birlikte henüz kanıtlanmadığı uyarısı yapıyor: “Bugün için ‘kansere yakalanmayan kişiler otoantikorları sayesinde korunuyor’ demek için erken.” Doğan’a göre kanser gelişimi; genetik yapı, çevresel maruziyetler, yaşam tarzı ve bağışıklık sisteminin birlikte çalıştığı karmaşık bir süreç. Hipotez ileride doğrulanırsa, kandaki antikor profiline bakılarak kişisel kanser riski öngörülebilir.
Otoantikor nedir? Bağışıklık sisteminin vücudun kendi proteinlerine karşı ürettiği antikorlardır; çoğunlukla zararlı görülürler ama bazıları kansere karşı koruyucu olabilir.
Bazı insanlar yüksek riske rağmen neden kansere yakalanmıyor? Kesin neden bilinmiyor; genetik, çevresel ve bağışıklık faktörleri birlikte rol oynuyor, otoantikorlar da bulmacanın bir parçası olabilir.
Bu araştırma kanserden korunma önerilerini değiştirecek mi? Hayır, şimdilik değiştirmiyor. Bugün için geçerli olan; sigara içmemek, alkolü sınırlamak, sağlıklı kilo, düzenli fiziksel aktivite ve düzenli taramadır.
Cell’deki değerlendirme, bazı insanların kanserden korunma sırrının kanda saklı olabileceği ihtimalini bilimsel gündemin merkezine taşıdı. ATLAS ekibinin çıkartacağı antikor haritası, kanser riskinin kişiselleştirilmesini ve immünoterapi yanıtlarının öngörülmesini sağlayabilir; ancak sonuçlar netleşene kadar bilinen korunma yolları geçerliliğini koruyor.
Yorum Yapın