Kanser hastalarının yarısında görülen kaşeksi, hastalığın ilerlediğine dair kritik işaret. MSK'nın 52...

Michigan Üniversitesi araştırmacıları, uzun okumalı nanopor dizileme teknolojisiyle kanser tümörlerinde geleneksel yöntemlerle görülemeyen genetik değişimleri ortaya çıkardı. Cancer Discovery dergisinde yayımlanan çalışma, 768 prostat, meme ve yumurtalık kanseri hastasının tümörlerini inceleyerek 46’sında açıklanamayan genomik instabilite nedenini bu yeni yöntemle çözdü. Bulgular, hassas onkolojide (kansere özgü tedavi seçimi) kritik bir boşluğu dolduruyor.
Geleneksel kısa okumalı dizileme (short-read sequencing), DNA’yı birkaç yüz harflik parçalar halinde okur. Nanopor dizileme ise aynı anda on binlerce harfi tek bir şerit halinde okuyabiliyor; böylece karmaşık genetik yeniden düzenlemeleri ve kimyasal değişimleri bir bütün olarak görmek mümkün oluyor. Çalışmanın başyazarı Dr. Arul Chinnaiyan, “Mutasyonların bir listesine sahip olmak bir tümörü her zaman açıklamıyor. Bu mutasyonların nasıl düzenlendiğini anlamamız gerekiyor” diyor.
“Mutasyonların bir listesine sahip olmak bir tümörü her zaman açıklamıyor. Bu mutasyonların nasıl düzenlendiğini anlamamız gerekiyor ve bunu geleneksel dizileme çoğu zaman çözemiyor.”
Çoğu genin iki kopyası vardır — biri anneden, diğeri babadan. Nanopor dizileme, koruyucu bir genin tek mi yoksa her iki kopyasının mı devre dışı kaldığını ayırt edebiliyor. Ayrıca, kanseri tetikleyen bir gen üzerindeki birden fazla mutasyonun aynı kopyada mı yoksa farklı kopyalarda mı bulunduğunu gösteriyor. Bu bilgi, ilaca direncin nasıl geliştiğini anlamak ve tedavi seçimini buna göre yönlendirmek için kritik. Çalışmada BRCA2 geninde, ticari testlerle saptanamayan kalıtsal bir DNA eklenmesi de tespit edildi; bu tür bulgular aileye yönelik genetik danışmanlık açısından önem taşıyor.
Nanopor dizileme nedir? DNA’yı binlerce harflik tek parçalar halinde okuyan yeni nesil bir dizileme yöntemidir; geleneksel yöntemlerin kaçırdığı karmaşık genetik değişimleri saptar.
Bu yöntem kanser hastalarına nasıl fayda sağlıyor? Tümörün altındaki genetik mekanizmayı netleştirerek hangi hedefe yönelik tedavinin işe yarayacağını ve direncin nasıl gelişeceğini öngörmeyi sağlar.
Halen klinikte kullanılıyor mu? Çalışma araştırma aşamasında; yazarlar, yöntemin hassas onkoloji uygulamalarına entegre edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Michigan Üniversitesi’nin MiOncoSeq programından elde edilen veriler, uzun okumalı dizilemenin kanser genetiğinde gözden kaçan bir katmanı aydınlatıyor. Çalışma aynı zamanda, gen tedavisi sonrası gelişen nadir bir çocuk tümörünün kökenini de NEJM’de açıklıyor. Yöntemin klinik kullanıma geçmesi, ilaca dirençli kanserlerde kişiye özel tedavi seçimini önemli ölçüde iyileştirebilir.
Yorum Yapın