Vietnam'ın Ho Chi Minh Şehri, proton radyoterapi merkezi için 2,6 trilyon VND...

Australian Brisbane’deki Mater Research ve QIMR Berghofer ekipleri, üçlü negatif meme kanserinin (TNBC) beyin metastazlarını hedeflemek için kan beyin bariyerini aşabilen bir “Trojan at” CAR-T hücre tedavisi geliştiriyor. Sitomegalovirüse (CMV) özgü T hücreleri, doğal olarak kan beyin bariyerini geçebildikleri için bu hücreler genetik olarak modifiye edilerek tümör yüzeyindeki Trop2 proteinini avlayan bir silaha dönüştürülüyor. Araştırma, Ulusal Meme Kanseri Vakfı’nın (NBCF) 500.000 Avustralya doları tutarındaki Pembe Gökyüzü Hibesi ile destekleniyor.
Üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yüzde 20’sini oluşturan ve çoğunlukla genç kadınları etkileyen en saldırgan alt türlerden biridir. İleri evre hastaların yaklaşık yarısında kanser beyne yayılır ve bu durumda sağkalım altı aydan kısadır. Tedavinin en büyük engeli, standart kemoterapi ve hedefli ilaçların geçişine izin vermeyen kan beyin bariyeridir (beyni kanda dolaşan zararlı maddelerden koruyan doğal savunma duvarı).
Ekip, Sitomegalovirüs (CMV) adlı virüse bağışıklık yanıt veren T hücrelerini temel alıyor. Bu hücrelerin en önemli özelliği, diğer immün hücrelerden farklı olarak kan beyin bariyerini güvenle geçebilmeleri ve uzun süre yorulmadan hayatta kalabilmeleri. Kimerik Antijen Reseptörü (CAR, bağışıklık hücrelerini tümöre yönlendiren genetik modifikasyon teknolojisi) ile bu hücreler, üçlü negatif meme kanseri tümörlerinde yüksek oranda bulunan Trop2 proteinini tanıyacak şekilde yeniden programlanıyor.
“Kanımdaki kanser hücreleri kasıklarıma sıçradığında özgün bir dünya değişti. Şimdi bu ekibin bir sonraki adım için ne kadar sıkı çalıştığını bilmek beni ayakta tutuyor.”
Bu sözler, 44 yaşında metastatik meme kanseri teşhisi konan ve şimdi 10 yılı devirmiş Brisbane annesi Vivian Crick’e ait. Crick’inörüsü kasıklarında olsa da, beyin metastazı yaşayan kadınların durumu çok daha kritik.
Proje, Mater Research Tümör Biyolojisi Grubu Başkanı Prof. Kum Kum Khanna ve QIMR Berghofer Tümör İmmünoloji Laboratuvarı Başkanı Prof. Rajiv Khanna tarafından ortak yürütülüyor. Khanna çifti, 37 yıllık evlilikleri boyunca aynı enstitüde birlikte eğitim aldıkları akademik bağın da ötesinde bir iş birliğini sürdürüyor.
Prof. Kum Kum Khanna, “Çok fazla genç kadın ve anne kaybediyoruz çünkü mevcut ilaçlarımız beynin doğal kalkanlarını aşamıyor” diyor. Prof. Rajiv Khanna ise amaçlarının “aslında yaşayan bir ilaç yaratmak” olduğunu belirtiyor: “Beyin bariyerini aşmayı bilen, yorulmayan bir bağışıklık hücresi alıp ona kanser arayan bir reseptör takarsanız, son derece hedeflenmiş bir silah geliştirmiş olursunuz.”

Bu tedavi şu anda hastalarda kullanılıyor mu? Hayır, araştırma ön klinik (laboratuvar) aşamasında. Üç yıllık projenin amacı, insan klinik denemelerine geçmek için gerekli verileri üretmek.
Kan beyin bariyeri nedir ve neden önemli? Kan beyin bariyeri, beyni kandaki zararlı maddelerden koruyan doğal bir filtredir. Kemoterapi ve hedefli ilaçların büyük çoğunluğu bu bariyeri geçemediği için beyin metastazlarını tedavi etmek çok zor.
Trojan at yaklaşımı diğer kanser türlerinde de kullanılabilir mi? Evet, ekip bu teknolojinin beynin korumalı bölgelerindeki diğer katı tümörler için de yeni bir tedavi standardı oluşturabileceğini belirtiyor.
Araştırma Ekim 2026’da, Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda duyuruldu. Khanna çiftinin öncülük ettiği bu yaklaşım, beyne yayılan üçlü negatif meme kanseri için ilk hücre temelli tedavi olabilir. Klinik denemelere geçilirse, kan beyin bariyerini aşma sorununu çözen bu “Trojan at” stratejisi, beyin metastazı yaşayan binlerce kadın için yeni bir umut kapısı aralayacak.
Yorum Yapın