<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</title>
	<atom:link href="http://www.kanserliyiz.com/index.php/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kanserliyiz.com</link>
	<description>Kanser,Hastalık,Akciğer,Akciğer kanseri,Alternatif Tıp,Alçı,Anilin,Apoptosis,Asbest,Bağışıklık sistemi,Cerrahi,doktor, bebek isimleri, beden dili, hekim, hastalık, sağlık, cinsel, şifalı bitkiler, bitki, herbal, halk, saglik, yemek tarifleri, akademi, ilkyardım, ideal weight, kilo, kalori,kanser,terim,terimler,medikal,bitkiler, akciğer kanseri,toraks, tümör, Göğüs, akciğer, kanser, dernek, akdk, ulusal, oncology, onkoloji, akdk2008, chemotherapy, kemoterapi, metastas, takd, sigara, sağlık, tıp, medikal, medical, kongre, congress, derneği, cancer</description>
	<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:09:52 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kanser hastası &#231;ocukların y&#252;z&#252; g&#252;ld&#252;</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hastasi-ocuklarin-yz-gld.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hastasi-ocuklarin-yz-gld.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:09:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hastasi-ocuklarin-yz-gld.html</guid>
		<description><![CDATA[ Diyarbakır Çocuk Hastanesi&#8217;nde göreve başlayan bölgenin tek çocuk onkologu Dr. Serhan Küpeli, Çocuk Onkoloji Servisini kurarak, kanser hastası çocukların ve ailelerinin umudu oldu.
DİYARBAKIR - Güneydoğu&#8217;da çocuk onkoloji uzmanlarının olmaması nedeniyle yıllardır çocuk hastalar, batı illerine sevk edilirken, maddi durumları elvermeyen aileler ise çocuklarını eve götürüp çaresiz bir bekleyişe giriyordu.   Diyarbakır&#8217;da 5 ay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (137)" border="0" alt="3 (137)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kanserhastasocuklarnyzgld_FF5E/3137.jpg" width="184" height="104" /> Diyarbakır Çocuk Hastanesi&#8217;nde göreve başlayan bölgenin tek çocuk onkologu Dr. Serhan Küpeli, Çocuk Onkoloji Servisini kurarak, kanser hastası çocukların ve ailelerinin umudu oldu.</h4>
<p>DİYARBAKIR - Güneydoğu&#8217;da çocuk onkoloji uzmanlarının olmaması nedeniyle yıllardır çocuk hastalar, batı illerine sevk edilirken, maddi durumları elvermeyen aileler ise çocuklarını eve götürüp çaresiz bir bekleyişe giriyordu.   <br />Diyarbakır&#8217;da 5 ay önce göreve başlayan Çocuk Onkologu Dr. Serhan Küpeli öncülüğünde kurulan Çocuk Onkoloji Servisi, kanserli çocuklar için tedavi hizmetlerine başladı.     <br />Dr. Küpeli, Türkiye&#8217;de çocuk onkolojisinin yeni bir dal olduğunu ve kendisinin de ülke genelinde bu alanda ihtisas yapan ilk 50 doktor arasında bulunduğunu belirterek, Diyarbakır&#8217;da çocuklar için çalışmaktan mutlu olduğunu söyledi.    <br />Hastanede Çocuk Onkoloji Servisi açılmadan önce hastaların Adana, Ankara ya da İstanbul&#8217;a götürüldüğünü anlatan Küpeli, &#8221;Ben Hacettepe Üniversitesi&#8217;nde uzmanlık yaparken de bu bölgeden hastalar getiriliyordu. Aileler tedaviye geldiklerinde çok sıkıntı yaşıyorlardı. Şimdi artık kendi şehirlerinde tedavi olabiliyorlar&#8221; dedi.    <br />Dr. Küpeli, lenfoma, böbrek tümörleri, böbrek üstü kanseri, kemik kanseri ve beyin tümörleri gibi vakaların kendilerine geldiğini ve genel anlamda buraya gelen kanserli çocukların yüzde 70&#8242;inin sağlığına kavuştuğunu ifade ederek, şunları söyledi:    <br /><b><strong>&quot;142 ÇOCUĞA KEMOTERAPİ YAPIYORUZ&quot;</strong></b>    <br />&#8221;Daha önce getirilen çocuklarda, uzman doktorun olmaması nedeniyle kanser tespit edilemeyebiliyordu. Şimdi poliklinik yaparken muayene sırasında şüphelenilen çocukları takibe alarak ve gerektiğinde daha ayrıntılı incelemeler yaparak erken tanı koyabilmekte ve tedavilerini yapabilmekteyiz. Çocuklarda, 1 milyonda 150 kanser vakası &#8216;normal&#8217; kabul ediliyor. Diyarbakır ve hizmet verilen çevre illerle birlikte yaklaşık 5 milyon çocuk içerisinde kan kanserleri dahil yılda 750 çocuğa kanser tanısı konması doğal. Şimdiye kadar sadece böbrek kanseri olan 12 vaka geldi. Tedavisi yapılarak hastalıktan tamamen kurtulan kanserli çocuklar oldu, bazılarının da doku tanısı sonrasında kemoterapileri sürüyor. Tümör veya kanser nedeniyle dosya açıp takibe aldığımız veya aktif olarak kemoterapi verdiğimiz hastaların sayısı ise 142&#8242;ye ulaştı. Bu şekilde devam ettiği taktirde 14 yatak kapasiteli Onkoloji Servisi ihtiyaca cevap veremeyecek duruma gelecek.&#8221;    <br /><b><strong>ÇOCUKLAR ARTIK DİYARBAKIR&#8217;DA TEDAVİ OLUYOR&#160;&#160; </strong></b>    <br />Daha önce 6 yaşındaki böbrek üstü kanseri hastası olan 6 yaşındaki kızı İrem&#8217;i İstanbul&#8217;da ameliyat ettiren Mardinli Fatma Karatay, yaz aylarında geldikleri Diyarbakır&#8217;da bu hastalığın tedavisi yapılmadığından kızını İstanbul&#8217;a götürdüklerini söyledi.    <br />İstanbul Cerrahpaşa&#8217;daki tedaviye gidiş geliş ve konaklama gibi masraflar için 5-6 bin lira harcamaları olduğunu anlatan Karatay, &#8221;Yol parası, orada kalış, perişan olmuştuk. Kontrol sırasında tümörün yeniden geliştiğini söyleyince tedaviye Diyarbakır&#8217;da devam ettik. Şimdi çocuğumu burada tedavi etmek daha kolay&#8221; diye konuştu.    <br />Çocuk Hastanesi Başhekimi Atilla Yazıcıoğlu da, daha önce olumsuzluklarla gündeme gelen hastanenin, yapılan çalışmalar sonucunda ihtiyaca cevap verecek duruma geldiğini söyledi.<a href="http://ntvmsnbc.com/id/25067539/?ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hastasi-ocuklarin-yz-gld.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Prostat kanserinde yeni umut</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/prostat-kanserinde-yeni-umut.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/prostat-kanserinde-yeni-umut.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:06:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Prostat Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/prostat-kanserinde-yeni-umut.html</guid>
		<description><![CDATA[ Bilim adamları, prostat kanseri hücrelerini öldüren bir virüs bulduklarını açıkladılar.
İngiliz basınındaki haberlere göre, bu &#34;ehli&#34; virüs, prostat kanserli 6 gönüllüye zerk edildi ve virüsün kanserli hücreleri öldürürken normal hücrelere zarar vermediği belirlendi.   Bilim adamları, virüsün diğer kanser türlerindeki tümörlere karşı da etkili olabileceğini düşünüyor.    &#34;Reovirüs&#34; olarak bilinen ve daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (192)" border="0" alt="3 (192)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Prostatkanserindeyeniumut_FE9F/3192.jpg" width="152" height="180" /> Bilim adamları, prostat kanseri hücrelerini öldüren bir virüs bulduklarını açıkladılar.</p>
<p>İngiliz basınındaki haberlere göre, bu &quot;ehli&quot; virüs, prostat kanserli 6 gönüllüye zerk edildi ve virüsün kanserli hücreleri öldürürken normal hücrelere zarar vermediği belirlendi.   <br />Bilim adamları, virüsün diğer kanser türlerindeki tümörlere karşı da etkili olabileceğini düşünüyor.    <br />&quot;Reovirüs&quot; olarak bilinen ve daha ziyade solunum yollarında bulunan bu virüs çok yaygın görülüyor ancak insanlarda hastalığa pek yol açmıyor. Virüsü kapanlar en fazla orta derecedeki gribin sebep olduğu solunum rahatsızlıkları belirtileri veya ishalden muzdarip oluyor.    <br />Araştırmayı yapan Kanada&#8217;daki Tom Baker Kanser Merkezi&#8217;nden bilim adamları, prostat kanserinin ilk evresinde bulunan 6 hastadaki tümörlere ultrason eşliğinde virüs enjekte etti. Üç hafta sonra hastaların prostatları normal tedavinin bir parçası çerçevesinde alındı.    <br />Hastaların prostat dokuları incelendiğinde kanser hücrelerinin öldüğü görüldü. Buna karşın, prostatın kanserli olmayan bölgelerinde virüsün çoğalmadığı belirlendi.    <br />Ancak araştırmacılar, yöntemin gerçekten hastalığı tedavi edip etmediğini anlamak için daha kapsalı araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu vurguladı. Bunun ardından tedavinin yaygınlaşmasının bir on yıl alabileceği belirtildi.    <br />Araştırma, Cancer Research dergisinde yayımlandı. <a href="http://habercem.com.tr/haberdetay.asp?tarih=&amp;Newsid=94888&amp;Categoryid=8&amp;ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/prostat-kanserinde-yeni-umut.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kendi kendine kanser muayenesi</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kendi-kendine-kanser-muayenesi.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kendi-kendine-kanser-muayenesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 16:04:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kendi-kendine-kanser-muayenesi.html</guid>
		<description><![CDATA[ Uzmanlar deri kanseri ihtimaline karşı kişilerin vücutlarını düzenli olarak kontrol etmelerini öneriyor.
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ayşe Akman Karakaş, deri kanseri ihtimaline karşı kişilerin vücutlarını düzenli olarak kontrol etmelerini önerdi.    Dünyada sadece ABD&#8217;de yılda yaklaşık 1 milyon 200 bin ölümcül olmayan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (138)" border="0" alt="3 (138)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kendikendinekansermuayenesi_FDFE/3138.jpg" width="184" height="133" /> Uzmanlar deri kanseri ihtimaline karşı kişilerin vücutlarını düzenli olarak kontrol etmelerini öneriyor.</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ayşe Akman Karakaş, deri kanseri ihtimaline karşı kişilerin vücutlarını düzenli olarak kontrol etmelerini önerdi.    <br />Dünyada sadece ABD&#8217;de yılda yaklaşık 1 milyon 200 bin ölümcül olmayan, ancak tedavi edilmediği takdirde yayıldığı bölgede ciddi hasarlara neden olan deri kanseri vakası bildirildiğini belirten Doç. Dr. Karakaş, deri kanserlerinin tüm kanser türleri içinde en sık görülen olduğunu vurguladı.     <br />Karakaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, açık tenli kişilerde, özellikle güneş ışığının etkisiyle deri kanseri gelişimi riskinin yüksek olduğunu, yanıklar, tekrarlayan X-ışını, arsenik ve katrana maruz kalmak ile ailesinde deri kanseri öyküsünün olmasının da riskler arasında yer aldığını bildirdi.     <br />Deri kanserleri arasında en sık rastlanan türlerin ise bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom ve malin melanom olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karakaş, şu bilgileri verdi:     <br />&#8221;Bazal hücreli karsinom, deri kanserleri içinde en sık karşılaşılan tiptir. Açık tenli kişilerde daha sık görülmektedir. Yüz, boyun, el üstleri gibi güneşe açık bölgelerde yerleşmekle birlikte vücudun diğer bölgelerinde de görülebilmektedir. Yavaş seyirli olup bir santim çapa ulaşması aylar ve yıllar içerisinde olabilmektedir. Ancak tedavi edilmez ise yara açılır, üzeri kabuklanır, kemik ve sinirler başta olmak üzere deri altı dokulara yayılabilir.     <br />Skuamöz hücreli karsinom, bazal hücreli karsinomdan sonra ikinci sıklıkta karşımıza çıkmaktadır. Açık tenli kişilerde daha sık görülmektedir. Başlıca yüz, kulak kenarları, dudaklar ve ağza yerleşmektedir. Vücudun diğer yerlerinde, travma yerinden veya iyileşmeyen yaraların üzerinden de gelişebilir. Kırmızı, kahverenginde kepekli kabartıdan kitlelere kadar değişen şekillerde görülebilmektedir. Deriden iç organlara yayılması nedeniyle erken tedavi edilmesi önemlidir.&#8221;     <br />Deri kanserleri arasında en ölümcül olanın ise malin melanom olduğunun altını çizen Karakaş, bu kanser türünün melanosit adı verilen ve deriye koyu rengini veren maddeleri üreten hücrelerin melanom hücrelerine dönüşmesiyle ortaya çıktığını vurguladı.     <br />Bu durumda deride, siyah, kahverengi, ten rengi, gri, mavi ve damarlanmaya bağlı kırmızı renk başta olmak üzere çeşitli renkler görülebildiğini söyleyen Karakaş, şöyle konuştu:     <br />&#8221;Açık tenlilerde, aşırı güneş ışığına maruz kalanlarda, ailesinde melanom öyküsü ve çok sayıda düzensiz beni olanlarda melanom görülme riski artmıştır. Güneş gören bölgeler dışında avuç içi, ayak tabanı, tırnakların altı, ağız, genital bölgede gelişebilmektedir. Melanom deride aniden gelişebileceği gibi bir benin veya lekenin üzerinden de gelişebilir. Erken dönemde cerrahi olarak tedavi edilme şansı oldukça yüksektir.&#8221;     <br /><strong>KENDİNİ MUAYENE</strong>    <br />Riski yüksek olanların erken tanı ve tedavi için kendilerini her ay veya iki ayda bir değerlendirmesini öneren Karakaş, şunları söyledi:    <br />&#8221;Öldürücü olmasa bile insan bedenine hasar veren deri kanserinden korunmak için ayda bir kez kendini muayene şart. Kişi beş basamakta kendisini inceleyebilir. Bunlar, ayna yardımıyla gövde ön, arka yüzleri ve koltuk altlarının değerlendirilmesi; kolların, ön kolların, el ve avuç içlerinin değerlendirilmesi; uyluklar, bacaklar, ayaklar ve ayak tabanlarının değerlendirilmesi; el aynası yardımıyla ensenin ve parmaklarla ayırarak saçlı derinin değerlendirilmesi ve yine el aynası yardımıyla sırt, bel ve kalçaların değerlendirilmesidir. Şüpheli durumlarda zaman yitirilmeden doktora başvurulmalıdır.&#8221;     <br /><strong>     <br />TEHLİKENİN ÖZETİ: ABCDE</strong>    <br />Bir kişide Melanom gelişimini düşündürecek durumların İngilizce bazı sözcüklerin baş harflerinin yan yana gelmesiyle ABCDE olarak ifade edildiğini kaydeden Karakaş, bunları da şöyle açıkladı:     <br />&#8221;Asymmetry (Asimetri): Dikey veya yatay çizgi ile ikiye ayrıldığında yapının eşit olmaması. Border (Kenar): Kenarlarının düzensiz olması. Color (Renk): Gri, çelik mavisi, kahverengi ve siyah gibi farklı renklerin bir arada olması. Diameter (Çap): Çapın 6 milimetreden büyük olması. Elevation (E1) (Yükseklik): Deriden kabarık olması. Enlargement (E2) (Genişleme): Hızla büyüme eğiliminde olması.&#8221; -D VİTAMİNİNE DİKKAT- Doç. Dr. Ayşe Akman Karakaş, deri kanseri gelişimi riskini azaltmak için öncelikle geniş kenarlı şapka, ultraviyole koruyuculu gözlük ve sıkı dokunmuş giysiler kullanılması gerektiğini belirtti.    <br />Güneş ışınlarının yeryüzüne dik ulaştığı 10.00-16.00 saatlerinde güneşe çıkılmaması uyarısında bulunan Karakaş, &#8221;Eğer çıkılacaksa, güneşe açık bölgeler için ultraviyole A ve B ışınlarına karşı koruyucu özelliği olan ürünlerin dışarı çıkmadan 20 dakika öncesinde sürülerek, gerekirse iki saatte bir tekrarlayarak kullanılması önerilmektedir. Altı aylıktan küçük çocukların ise güneş altında bırakılmaması önerilmektedir&#8221; dedi.     <br />Güneşin zararlı etkilerinden korunmaya çalışılırken D vitamininden de vazgeçmemek gerektiğini hatırlatan Karakaş, bunun için günde üç kez 15&#8242;er dakika güneşe çıkmak, soğuk deniz balıkları tüketmek ve gerekirse D vitamini takviyesi alınmasını önerisinde bulundu.<a href="http://bugun.com.tr/haber-detay/95457-kendi-kendine-kanser-muayenesi-haberi.aspx" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kendi-kendine-kanser-muayenesi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kayısı &#231;ekirdeği kansere iyi geliyor</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kayisi-ekirdegi-kansere-iyi-geliyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kayisi-ekirdegi-kansere-iyi-geliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 16:14:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kayisi-ekirdegi-kansere-iyi-geliyor.html</guid>
		<description><![CDATA[ Nadir görülen ve tedavisi olmayan lenfom hastalığına yakalanan adam, 13 yıldır kayısı çekirdeği yiyerek ölüme meydan okuduğunu iddia ediyor.
The Age isimli haber sitesinde yer alan habere göre, Paul Reid isimli hasta, B17 vitamini bakımından zengin olan kayısı çekirdeğinde kanser öldürücü özellikler olduğunu açıklıyor. Doktorların kendisine 5 yıllık ömrü kaldığını söylemesine rağmen, Reid sıkı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="kayisi" border="0" alt="kayisi" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kaysekirdeikansereiyigeliyor_10072/kayisi.jpg" width="184" height="147" /> Nadir görülen ve tedavisi olmayan lenfom hastalığına yakalanan adam, 13 yıldır kayısı çekirdeği yiyerek ölüme meydan okuduğunu iddia ediyor.</p>
<p>The Age isimli haber sitesinde yer alan habere göre, Paul Reid isimli hasta, B17 vitamini bakımından zengin olan kayısı çekirdeğinde kanser öldürücü özellikler olduğunu açıklıyor. Doktorların kendisine 5 yıllık ömrü kaldığını söylemesine rağmen, Reid sıkı bir vejetaryen diyetin kendisini iyileştirdiği konusunda ısrar ediyor. </p>
<p>Hiç kimsenin ölümsüz olmadığını söyleyen Reid, &quot;Bu yönde gidersem sağlıklı olacağıma inanıyorum&quot; dedi. </p>
<p>Sağlık uzmanları, Reid&#8217;in alternatif sağlık pratisyenleri tarafından desteklenen ve her zaman işe yaramayan anti-kanser diyetlerine bel bağlayan kanser hastaları arasında olmasından kaygı duyduklarını belirttiler. Reid gibi kanser hastalarının organik tedavinin bir zararı olmadığını savundukları ifade ediliyor. <a href="http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=959596&amp;title=kayisi-cekirdegi-kansere-iyi-geliyor" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kayisi-ekirdegi-kansere-iyi-geliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar bu haberi mutlaka okumalı!</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadinlar-bu-haberi-mutlaka-okumali.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadinlar-bu-haberi-mutlaka-okumali.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 10:59:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadinlar-bu-haberi-mutlaka-okumali.html</guid>
		<description><![CDATA[ Tarama programlarıyla Van&#8217;da 26, İstanbul Bahçeşehir&#8217;de 6 kadın kanser olmaktan kurtuldu. Bunlar sadece iki örnek. Kadınlar Gününde bu haberi okumak canınızı sıkabilir ancak unutmayın; sağlığını kaybeden kadın, işini de kaybedebiliyor, aşkını da.
İSTANBUL - Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Birçok yerde kadına ve kadın emeğinin algılanışına dair konuşmalar yapılıyor, etkinlikler düzenleniyor. Biz de kadının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="meme-2-SON.widec" border="0" alt="meme-2-SON.widec" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kadnlarbuhaberimutlakaokumal_B69A/meme2SON.widec.jpg" width="149" height="180" /> Tarama programlarıyla Van&#8217;da 26, İstanbul Bahçeşehir&#8217;de 6 kadın kanser olmaktan kurtuldu. Bunlar sadece iki örnek. Kadınlar Gününde bu haberi okumak canınızı sıkabilir ancak unutmayın; sağlığını kaybeden kadın, işini de kaybedebiliyor, aşkını da.</h4>
<p>İSTANBUL - Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Birçok yerde kadına ve kadın emeğinin algılanışına dair konuşmalar yapılıyor, etkinlikler düzenleniyor. Biz de kadının varlığını ciddi şekilde tehdit eden, dünyada ve Türkiye&#8217;de en sık görülen kadın kanserine, yani meme kanserine dikkat çekmek istedik, Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen ve Psikososyal Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan ile konuştuk. Kanserin, bir kadının bedeninde ve beyninde yarattığı değişiklikleri, sosyal ve iş hayatına yaptığı etkileri, özel hayatında ve ikili ilişkilerinde bıraktığı izleri irdelemeye çalıştık.    <br />Batı ülkelerinde son yıllarda meme kanseri sıklığında azalma gözlenirken, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerdeki artış dikkat çekiyor. Üstelik hastalığa yakalanma yaşı giderek düşüyor. Türkiye&#8217;de genç yaşta, yani 40 yaşın altında meme kanserine yakalanma oranı batı toplumlarından 4 kat daha fazla.    <br />IARC’e göre, (International Agency for Research on Cancer) 2002 yılında tüm dünyada yeni tanı konulan meme kanseri sayısı 1.150.000 iken, rakam 2010 sonunda 1.500.000’e ulaşacak. Bu sayının 10 yıl içinde yaklaşık yüzde 60 artacağı, vakaların daha çok gelişmekte olan ülkelerde görüleceği tahmin ediliyor.     <br /><b><strong>KANSER DAHA OLUŞMADAN YAKALANIYOR</strong></b>    <br />Meme kanserinde yüz güldüren en önemli nokta ise tarama programları sayesinde daha sıfır evredeyken kanserin yakalanıyor olması. Böylece kanser öncüsü hücrelere müdahale ediliyor ve kadınlar kanser olmaktan kurtuluyor. </p>
<p>Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı&#8217;na bağlı olan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu (MHDF) ve Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) gibi kuruluşlar, meme, rahim, rahim ağzı, yumurtalık kanserlerinde yaptıkları ücretsiz taramalarla kadınlara erken teşhis ve tedavi şansı yaratıyor. </p>
<p>Örneğin; Van&#8217;da KETEM&#8217;in yürüttüğü programda 2009&#8242;da 4 bin 743 kadın meme, 4 bin 222 kadın rahim ağzı kanseri taramasına katıldı. Bu kadınlardan 26&#8217;sı erken teşhisle kanser olmaktan kurtarıldı. Meme Sağlığı Derneği&#8217;nin (MEMEDER) 2008&#8242;de başlattığı Bahçeşehir Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesinde ise dört kadında evre 0 ve 2 kadında evre I&#8217;de saptanan kanserlere erken müdahale edildi ve 6 kadının kanser olması engellendi.&#160;&#160; <br /><b><strong>ERKEN TEŞHİS NEDEN ÖNEMLİ?</strong></b>    <br />Ulusal Kanser Danışma Kurulu Üyesi ve Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, kanser tarama programlarıyla kanserin daha oluşmadan yani sıfır evredeyken yakalanmasının kadın açısından son derece önemli olduğunu söyledi, &quot;Kanser gelişmiş olsa bile erken tanı ve tedaviyle hem ölüm oranı ciddi şekilde düşüyor hem de tedavinin başarısı ve kadının yaşam kalitesi artıyor&quot; dedi.    <br />Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu (MHDF), meme hastalıklarıyla ilgili 13 dernekten oluşuyor. Özmen, federasyonun amacını, &quot;Meme hastalıklarının erken tanısı, taraması, tedavisi ve takibi ile ilgili olarak ülkemizdeki mevcut koşulları belirlemek, bu koşullara uygun ve gerekli projeleri hazırlamak ve bunları uygulamaya koymak&quot; cümleleriyle özetledi. </p>
<p>MHDF çatısı altında bulunan Meme Sağlığı Derneği&#8217;nin (MEMEDER) yürüttüğü projelerden biri de Bahçeşehir Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesi. Prof. Özmen, 2008&#8242;de başlayan ve 2018&#8242;e kadar sürmesi planlanan proje hakkında şunları söyledi:   <br /><b><strong>ÜCRESİZ DİJİTAL MAMOGRAFİ VE ULTRASONOGRAFİ</strong></b>    <br />&quot;Hedefimiz, bu bölgede yaşayan, 40-69 yaş arasındaki yaklaşık 5.000 kadını evlerinde ziyaret ederek, ücretsiz dijital mamografi, ultrasonografi ve muayene yaptığımız “Meme Sağlığı Merkezi’mize” davet etmek ve burada taramalarını yapmak. Bahçeşehir Belediyesi ve diğer sponsorlarımızın katkılarıyla piyasa değeri yaklaşık 1.000 TL’yi bulan dijital mamografi, doppler ultrasonografi ve muayene merkezimizde ücretsiz sunuluyor. Bugüne kadar projemize katılan 1.600 kadınımıza dijital mamografi, 1.000 kadınımıza ultrasonografi, şüpheli bulunan 35 kadınımıza meme biyopsisi yaptık. 6 kadınımızda çok erken meme kanseri (dört kadında evre 0 ve&#160; 2 kadında evre I) saptandı. Kanser tanısı konulan kadınlarımızın tedavileri yapıldı, kadınlarımız şimdi sağlıklı yaşamlarıne devam ediyorlar.&quot;</p>
<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (101)" border="0" alt="3 (101)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kadnlarbuhaberimutlakaokumal_B69A/3101.jpg" width="163" height="180" /> </p>
<p>Bu kampanyadan yararlanmak isteyenler nasıl bir yol izlemeli, nereye ve ne zaman başvurmalı? Prof. Özmen&#8217;in cevabı:</p>
<p>&quot;Bu projeden, Bahçeşehir Beldesinde oturan ve proje kapsamında olan tüm kadınlarımız, “Meme Sağlığı Merkezi’mize” müracaat ettikleri anda yararlanmaktadırlar. Bu belde dışındaki kadınlarımız ise Meme Sağlığı Merkezimizin<b><strong> 0212 669 84 51 veya 0532 201 83 40 </strong></b>nolu telefonlarını arayarak randevu alabilirler.&quot;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </p>
<p><b><strong>KANSER ÖNCÜSÜ HÜCRELERE MÜDAHALE</strong></b>    <br />Aynı zamanda Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Kurulu Başkanı ve İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Prof. Özmen, gelişmiş ülkelerde tarama mamografisi ve erken tanıyla meme kanserinden ölüm oranının ciddi şekilde azaldığına vurgu yaptı, bu taramalarda kanser öncüsü hücre görüldüğünde nasıl müdahale edildiğini anlattı:    <br />&quot;Kanser tarama programları, ele gelmeyen meme kanserini yakalama oranını yüzde 75’e kadar yükseltmiştir. Bu sayede kadınlar memelerini kaybetmeden ve sağlıklı olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Erken tanı, tedavi maliyetlerini azaltarak ülke ekonomisine de ciddi katkılar sağlıyor. Genetik testler (BRCA 1 ve BRCA 2) kullanılarak yüzde 5-10 civarında olan genetik meme kanseri erken fark ediliyor, belirli bir takip süresinden sonra meme derisi ile meme başı korunarak meme dokusu çıkarılıyor ve estetik olarak yeni meme yapılıyor. Böylece kadınlar meme kanserinden korunuyor. Yine yüksek risk grubunda olup, memesinde kanser öncüsü değişikliler bulunanlarda da benzer yöntemler uygulanıyor. Mamografisinde şüpheli tümörleri olan kadınlarda, mamografi yardımı ile vakumlu kor biyopsi yapılarak patolojik tanı konuluyor. Bu hastaların önemli bir kısmında ameliyata ve biyopsiye gerek kalmıyor.&quot;    <br /><b><strong>KANSERİN PSİKOLOJİK MALİYETİ DE AĞIR OLUYOR</strong></b>    <br />Kanser olan kadınların özellikle eş veya sevgilileriyle ilişkilerinin bozulduğu, hastalık sonrası boşanma olaylarının sık görüldüğü, bazı kadınların uzun tedavi süreci nedeniyle işlerini de kaybettikleri gözleniyor. Yani kadın kanser olunca hem işini hem de aşkını kaybedebiliyor. Bu da zaten ciddi bir fiziksel ve ruhsal travma yaşayan kadının psikolojik dengesini iyice altüst ediyor.     <br />Olayın bu boyutunu da kanser psikolojisi alanında ulusal ve uluslararası pek çok çalışmaya imza atan bir isimle konuştuk. Psiko-onkolojinin Türkiye&#8217;de kurucusu olan Prof. Dr. Sedat Özkan, kanser hastalığının tüm dünyada multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edildiğini, ülkemizde ise genel olarak medikal tedavinin dünya standartlarında yapıldığını ancak psikososyal boyutun yeterince önemsenmediğini söyledi. Prof. Özkan, &quot;Özellikle son yıllarda yapılan çalışma ve girişimler psiko-onkolojinin kanser tedavisindeki öneminin tartışmazlığını göstermektedir&quot; dedi.     <br /><b><strong>HEM YAŞAMI HEM DE KADINLIĞI TEHDİT EDİYOR       <br /></strong></b>İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Prof. Dr. Sedat Özkan, meme kanserini, &quot;Benlik saygısını, cinselliği, yaşamı ve kadınlığı tehdit eden bir kriz durumu&quot; olarak tanımladı. Kanserin kadının hem iş hayatını hem de sosyal ve özel ilişkilerini önemli ölçüde etkilediğini vurgulayan Prof. Özkan, sürecin kadında ciddi psikiyatrik sorunlara neden olduğunu söyledi. </p>
<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (110)" border="0" alt="3 (110)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kadnlarbuhaberimutlakaokumal_B69A/3110.jpg" width="184" height="153" /> </p>
<p>&quot;Kronik hastalıklar ve hastalığın getirdiği olaylar o kişinin ailesinde ve ikili ilişkilerinde de kriz yaratır, birçok problem yaşatır, baş etme becerilerini değiştirir, duygusal tepkiler ve psikiyatrik bozukluklar ortaya çıkabilir. Özellikle beden imajını ve kadınlık algısını bu kadar yakından etkileyen bir durum kişide özgüven kaybı ve uyum güçlüğünden majör depresyona kadar geniş bir yelpazede psikiyatrik sorunlara yol açabilir. Bununla birlikte, aile üyelerinden birinin yaşadığı olumsuz durumlardan bütün fertler etkilenir. Unutulmamalıdır ki hem kanseri yaşayan kişi hem de yakınları bu zorlayıcı sürecin içinde bir aradadır. Kanser tanısının şoku, hem aile sistemini hem de diğer sosyal destek sistemlerini değiştirebilir. Hastalık sürecinde bazı aile üyeleri birbirine daha çok yakınlaşıyor, bazıları ise birbirinden uzaklaşıyor.    <br /><b><strong>EŞİN VEYA SEVGİLİNİN MEME KANSERİNİ ALGILAYIŞI&#160; </strong></b>    <br />Eşin veya sevgilinin kadını algısı ve ilişki tarzı, kadının kendini algılaması üzerinde önemli bir etkiye sahip oluyor. Kadınlık organları ile ilgili kanser, kansere özgü kaygı ve depresyonun dışında, kadına özgü kaygılar ve ilişki sorunlarına da yol açabiliyor. Burada hastalık öncesi ilişkinin durumu en önemli belirleyicidir. Eğer kadınla erkeğin ilişkisi sağlamsa, organ kaybı sonrası bu ilişki daha da güçlenebilir. Ama hastalık öncesi ilişkide sorunlar varsa, yaşanan sürecin ilişki üzerindeki etkisi de olumsuz olur.&quot;</p>
<p>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Kanser, bedenin ve beynin ortak mücadelesidir.</p>
<p>Prof. Vahit Özmen ise meme kanserinde erken tanı açısından önemli olan toplum tabanlı tarama mamografisinin ülkemizde yetersiz olduğunu söyledi, kadınların ilgisizliğine dikkat çekti. &quot;Ancak kadınlarımız da meme kanseri konusunda yeterli bilgi ve bilinç düzeyine sahip değiller. Bu nedenle de teşhiste geç kalınıyor ve kadınlar bu hastalık yüzünden genellikle memelerini ve sağlıklarını kaybediyorlar&quot; diye konuşan Prof. Özmen, meme kanseriyle ilgili soruları ise şöyle cevapladı:   <br /><em>Meme kanseri eskiden yaşlı hastalığı olarak bilinirdi ancak günümüzde genç yaşlarda da sık karşılaşılıyor. Hastalığın görülme yaşının bu kadar düşmesini neye bağlıyorsunuz?</em></p>
<p>Batı toplumlarında son yıllarda meme kanseri sıklığında bir azalma gözleniyor. Bu azalma özellikle son 7-8 yılda menopozdaki kadınların kullandığı hormon replasman tedavisindeki keskin düşüş ile ilişkili bulunuyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise meme kanseri sıklığında artış var. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama ömrün uzaması, yaşam tarzının giderek batıya benzemesi, az doğurma, geç doğurma, süt verememe, kürtaj yaptırma, erken adet görme, geç menopoza girme, beslenme alışkanlıkları, genetiği değiştirilmiş ve hormon katkılı yiyecekler, stres ve çalışma zorunlulukları hem bu artışın hem de meme kanserinin nedenlerini oluşturuyor.</p>
<p>Genç yaşta yani 40 yaşın altında meme kanserine yakalanma oranı da yine gelişmekte olan ülkelerde daha yüksek. Yaptığımız kanser kayıt programında, yaklaşık 15.000 meme kanseri vakasının yüzde 20’si 40 yaşın altında. Bu oran, batı toplumlarında yüzde 5 civarında. Yani bizim 40 yaş altı meme kanserli kadın oranımız batının 4 katı fazla. Biz bu fazlalık nedenlerini de araştırdık. Bu nedenler, genç kadınların erken adet görmeleri (ortalama 12 yaşından küçük), kürtaj yaptırmış olmaları, daha az süt vermeleri, hiç doğurmamış olmaları, ilk doğum yaşlarının 35’in üzerinde olması ve doğum kontrol hapı kullanmaları ile ilişkili bulundu.</p>
<p><em>İstatistiklere göre Türkiye&#8217;de yılda kaç kadın meme kanseri oluyor, hastalığın görülme ve ölüm oranı nedir? </em></p>
<p>Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi’nin 2003 yılı verilerine göre Türkiye’de meme kanseri sıklığı 37.43/ 100.000&#8242;dir. Bu tarihte bu sıklık oranına göre bir hesap yapacak olursak, 2003 yılında yaklaşık 15.000 yeni meme kanserli kadın hasta ile karşılaşıldığı, toplam meme kanserli kadın sayısının ise 50.000’e yakın olduğu söylenebilir. Meme kanseri sıklığındaki artışı göz önüne alırsak, 2010 yılında bu sayıların çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. İstanbul Tıp fakültesi Meme Ünitemizde yaptığımız bir çalışmada, meme kanserli kadınlarımızın 5 yıllık yaşam şansı batı toplumuna benzer olarak yüzde 85 civarındadır. Ancak, bu oran Orta ve Doğu Anadolu’da, geç tanı ve yetersiz tedaviye bağlı olarak daha düşüktür.    <br /><b><strong>STRES MEME KANSERİNDE ETKİLİ</strong></b>    <br /><em>Meme kanserinin nedenleri nelerdir, sigara ve stresli yaşam bu kanserin oluşmasında ne kadar etkilidir?&#160; </em></p>
<p>Meme kanserinde hormonal faktörler, özellikle östrojen sorumlu tutulmaktadır. Meme kanserli kadınların yaklaşık 2/3’ünde hormon reseptörleri pozitiftir ve bunlar anti-östrojen tedaviye cevap verirler. Sigaranın meme kanseri konusundaki etkisi konusunda yeterli bulgu yoktur. Stresli yaşam, yaşanan önemli psikolojik travmaların meme kanseri konusunda etken olduğu yönünde önemli bazı saptamalarımız ve çalışmalar vardır.   <br /><em>     <br />Hastalığın gelişmesinde genetik yatkınlık önemli bir risk olarak görülüyor. Bunun dışında meme kanserinde risk faktörleri nelerdir?       <br /></em>Kadın olmak, hiç doğurmamak, 35 yaşından sonra doğurmak, uzun süre menopozda hormon replasman tedavisi almak, erken adet görmek, menopoza geç girmek (&gt;55 yaş), şişmanlık, yaş (&gt;50), ailede, özellikle 1. derece akrabalarda, yani anne, kız kardeş veya teyzede meme kanseri olması, süt verememe, memede kanser öncüsü lezyonların bulunması, uzun süre doğum kontrol hapı kullanılması en önemli risk faktörleridir. İstanbul Tıp Fakültesi’nde 1492 meme kanseri olan, 2167 meme kanseri olmayan kadın üzerinde yaptığımız ve World Journal of Surgical Oncology’de geçen yıl yayımlanan, “Türk kadınlarında meme kanseri risk faktörleri” isimli çalışmamızda, 50 yaşın üzerinde olmak, kürtaj yaptırmış olmak, ilk doğum yaşının 35’in üzerinde olması, şişmanlık ve ailede meme kanseri bulunması en önemli risk faktörleri olarak çıkmıştı.     <br /><b><strong>BU BELİRTİLERİ DİKKAT EDİN!       <br /></strong></b>Meme kanserinde amaç henüz hastalık belirtileri ortaya çıkmadan mamaografi yardımı ile tanı koymaktır. Bu sayede memenin korunması ve uzun süreli sağlıklı yaşam mümkün olur. Bu hastaların dışında, kadınlar en sık memelerinde ağrısız bir kitle bularak geliyor. Meme derisi ve meme başında çekilme, çökme, meme başından tek taraflı, kanlı ve kendiliğnden akıntı, deride kızarıklık ve ödem, koltuk altında bir kitle bulunması ise diğer belirtilerdir.</p>
<p><em>Meme kanseri tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?</em></p>
<p>Mamografi en önemli ve en sık kullanılan yöntemdir. Bunu ultrasonografi ve memenin MR görüntülenmesi izler. Ayrıca her kadına 20 yaşından sonra ve ayda bir defa kendisini elle muayene etmesini öneriyoruz. Çünkü ele gelebilecek kitleler de erken teşhis açısından etkili olabilir. </p>
<p><em></em>
<p>Elle meme muayene tekniğini anlatır mısınız?     </p>
<p> Bu muayene, duş alırken ayna karşısında ve yatarak olmak üzere 2 defa tekrarlanmalıdır. Önce aynaya bakarak memelerde bir asimetri, deride ve meme başında çekinti, renk değişikliği olup olmadığı kontrol edilmelidir. Sonra eller başın üzerine kaldırılarak ve yanda kalçaların üzerinde birleştirilerek öne eğilerek memelerin serbest hareket edip etmediği kontrol edilmelidir. Daha sonra, sağ el başın üzerine konularak, sol elle dıştan meme başına doğru ışınsal, sonra meme başından dışa doğru dairesel ve daha sonra da yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı doğru hafifçe meme derisine bastırılarak muayene yapılmalıdır. Daha sonra, sol el başın üzerine konularak, sağ elle aynı şekilde sol meme muayene edilir. Aynı işlem, sırt üstü uzanarak yatakta tekrar edilir.    <br /><em>     <br />Saçları dökmeyen ve ağızdan alınan kemoterapi ilaçları meme kanserinde kullanılıyor mu, yeni geliştirilen ve kanser hastalarına umut olabilecek ilaç ve yöntemler nelerdir?</em></p>
<p>Meme kanserinde uygulanan kemoterapide de önemli değişiklikler var. Yeni ilaçlarla daha etkili tedaviler yapılıyor. Bazı kanser hastalarında aşı ile (trastuzumab) başarılı sonuçlar alınıyor. Radyoterapideki gelişmeler ise ışın tedavisinin akciğer ve kalp üzerindeki olumsuz yan etkilerini azaltıyor.    <br />Kanser teşhisi konulan kadınlarda, kanserli dokudan yapılan gen testleri ile hastalığın nasıl bir yol izleyeceği ve kemoterapiye ihtiyaç duyup duyulmadığı ortaya konuluyor. Böylece kemoterapi her hastaya değil, ancak gerekli olan kadınlarda yapılıyor. Yani kanser dokusuna yapılan bu genetik testle (Oncotype Dx, MammaPrint) hastaların kemoterapi alıp almayacağına karar veriliyor ki bu da hastalar açısından önemli bir gelişme. Saçları dökmeyen ilaçlar ise meme kanserinde kullanılmıyor. Meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar genellikle saç dökülmesine neden oluyor ancak saçlar tedavi bittikten sonra yeniden çıkıyor.     <br /><b><strong>TOMOTERAPİ MEME KANSERİNDE DE KULLANILIYOR</strong></b>    <br /><em>Ağustos ayında Türkiye’de de kullanılmaya başlanan ve kanser tedavisinde yeni dönem olarak nitelendirilen ‘Tomoterapi’ meme kanserinde de kullanılıyor mu?</em></p>
<p>Tomoterapi, özel bir cihazla, kanserli dokuların veya kanserli dokular çıkarıldıktan sonra geride kalmış olan kanser hücrelerinin ışınlanmasıdır. Bu yöntem sayesinde, sadece hedefteki tümörlü alan ışınlanarak, çevredeki sağlıklı dokular, radyasyonun zararlı etkisinden korunmuş oluyor. Tomoterapi, beyin tümörleri, bazı akciğer tümörleri, baş-boyun tümörleri, gırtlak tümörü, tükürük bezi tümörleri ve meme kanserinde kullanılmaktadır. Ancak, bu çok yeni yönteme ait daha geniş hasta serileri ve uzun dönem sonuçlarına gereksinim vardır. </p>
<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="mamografi 2.standard" border="0" alt="mamografi 2.standard" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kadnlarbuhaberimutlakaokumal_B69A/mamografi2.standard.jpg" width="184" height="138" /> </p>
</p>
<p><em></em>
<p>Meme kanserinden korunmak için kadınlara önerileriniz neler olur, mamografi çektirme sıklığı ne olmalıdır ve tarama programında nasıl bir yol izlemek gerekiyor?</p>
</p>
<p>Kadınların meme kanserinden korunmak için, yukarıda sıraladığımız risk faktörlerini dikkate almalarını öneriyorum. Ayrıca, sağlıklı ve dengeli beslenmek, yani mevsim sebze ve meyvelerini tüketmek, organik besinleri tercih etmek, düzenli ve haftada toplam 5 saati bulan egzersiz yapmak meme kanserinden korunmada mutlak surette yardımcı olacaktır. 20 yaşından sonra her ay düzenli olarak kendilerine meme muayenesi yapmalarını ve düzenli aralıklarla doktor kontrolünden geçmelerini tavsiye ediyorum. İçinde bulundukları şartlara ve risk gruplarına göre doktorlarının belirleyeceği zaman aralıklarında ultrason veya mamografi çektirmelerini ve bunları kesinlikle ihmal etmemelerini öneriyorum. Hastalık ortaya çıksa bile, erken tanı ile memelerini kaybetmekten kurtulacaklarını ve zamanında yapılan tedaviden sonra yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebileceklerini de unutmamaları gerekiyor.<a href="http://ntvmsnbc.com/id/25064389/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadinlar-bu-haberi-mutlaka-okumali.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın ruhu meme kanserini nasıl algılar?</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadin-ruhu-meme-kanserini-nasil-algilar.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadin-ruhu-meme-kanserini-nasil-algilar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 10:38:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadin-ruhu-meme-kanserini-nasil-algilar.html</guid>
		<description><![CDATA[EN ÇOK TERK EDİLME VE AYRILIK KORKUSU YAŞANIYOR    Çalışmalar, meme kanseri olan kadınların ‘Terk edilme korkusu’nu yoğun şekilde yaşadığını gösteriyor. Prof. Sedat Özkan da kanser teşhisini takip eden dönemde yaşanabilecek psikolojik sorunlara değindi, kadın ruhunun sürece verdiği tepkileri değerlendirdi.    &#34;Meme kanseri olan kadınlarda en fazla gözlenen kaygıları; yakınlardan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><b><strong>EN ÇOK TERK EDİLME VE AYRILIK KORKUSU YAŞANIYOR</strong></b>    <br />Çalışmalar, meme kanseri olan kadınların ‘Terk edilme korkusu’nu yoğun şekilde yaşadığını gösteriyor. Prof. Sedat Özkan da kanser teşhisini takip eden dönemde yaşanabilecek psikolojik sorunlara değindi, kadın ruhunun sürece verdiği tepkileri değerlendirdi.    <br />&quot;Meme kanseri olan kadınlarda en fazla gözlenen kaygıları; yakınlardan ve çevreden ayrılma kaygısı, estetik kaygıların yol açtığı sevgi, ilgi, destek ve onayı kaybetme korkusu, temel işlevlerini, vücut üzerindeki denetimini kaybetme kaygısı olarak sıralamak mümkün. Hastalık öncesi yaşam tarzı dolayısıyla (mesela sigara ve alkol kullanımı, çelişkili cinsel yaşantı gibi) suçluluk duyguları ve cezalandırılma korkusu da görülebilir. Meme kanseri ve mastektominin yol açtığı bir diğer önemli kaygı da hastalığın nüks etmesine yöneliktir. Bu tür kaygılar yaşayan hastada, şok, depresyon, kızgınlık, inkar, hostalite, yansıtma, patolojik bağımlılık, agresif direnç ve psikolojik gerileme gibi çeşitli davranışsal ve duygusal tepkiler gelişir.</p>
<h4>Meme kanserine yakalanmak kadın için ciddi bir travma. Seksüel organlarından birini kaybetmek ve yaşanan süreç, kadının bedenine, hayata, sosyal ve ikili ilişkilere ait algısında neleri değiştirir?</h4>
<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (267)" border="0" alt="3 (267)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kadnruhumemekanserininaslalglar_B1D1/3267.jpg" width="184" height="154" /> İSTANBUL - &quot;Meme kanseri, benlik saygısını, cinselliği, yaşamı ve kadınlığı tehdit eden bir kriz durumudur.&quot; Tanım, Onkoloji Enstitüsü Psikososyal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan&#8217;a ait.    <br />Fiziksel hastalıklar içerisinde kanserin özel bir yeri olduğunu söyleyen Prof. Özkan, &quot;Kanser deneyimine genel olarak bakıldığı zaman tıbbi-fiziksel bir hastalık olduğu gibi, ruhsal ve psikososyal bileşkeleri yoğun olan bir sorun ile karşılaşılmaktadır&quot; dedi, meme kanserinin ve memenin cerrahi operasyonla alınması olan mastektominin, yani organ kaybının kadın psikolojisinde yarattığı etkiyi şu cümlelerle anlattı:    <br />&quot;Kanser varoluşa ilişkin sorunları gündeme getiren ve hastanın psikolojik dengesinde krize neden olan bir hastalıktır. Kişiye, hastalığın tipine, evresine, psikososyal çevreye göre değişmekle beraber, kanser psikolojik güçlük ve bozukluklara yol açma potansiyeli en yüksek olan hastalık gruplarından biridir. Evrensel bir deneyim olmasına rağmen kanseri sosyo-kültürel faktörlere göre ele almak gerekiyor.&#160; </p>
<p>Tedavi yöntemlerindeki değişimlerin sonucunda, meme kanseri ile uğraşan kadın için sosyo-kültürel iklim geniş ölçüde değişti. 15-20 yıl öncesinde yaşanan problemler ile bugün karşılaşılan problemler farklı. Problemler farklı olabilir ancak eşit derecede zorlayıcıdır. Burada kadının yaşadığı kriz; geleceğe ilişkin belirsizlik, anksiyete, umutsuzluk, çaresizlik ve ölüm korkusu gibi duygusal sorunlarla beraber, beden imajı, cinsellik, ailevi, sosyal ve mesleki yaşamla ilgili sorunlar üzerinde yoğunlaşıyor.   <br /><b><strong><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="KANSER PSİKOLOJİK DESTEK 500.standard" border="0" alt="KANSER PSİKOLOJİK DESTEK 500.standard" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kadnruhumemekanserininaslalglar_B1D1/KANSERPSKOLOJKDESTEK500.standard.jpg" width="184" height="161" />BEDEN İMAJI, ÖZGÜVEN VE VÜCUT ALGISI ETKİLENİYOR</strong></b>    <br />Her fiziksel hastalık ve cerrahi girişim gibi mastektomi de kadında zorlanma yaratan ve psikososyal krize yol açan bir durumdur. Mastektomi genel olarak, diğer fiziksel hastalıklarda da görülen psikolojik tepkilere, hastalıkla ilgili endişelere, cerrahi girişimle ilgili narsisistik zedelenmeye, memenin kadınlık ve cinsellik anlamıyla bağlantılı olarak kaygılara yol açma potansiyelindedir. Diğer bir deyişle, mastektomi, ciddi boyutta bir kayıp duygusu yaratır ve kişinin işlevlerini, beden imajını, özgüvenini, kendi vücudunu algılayışını, psikolojik durumunu ve çevre ile ilişkilerini etkiler.&quot; </p>
<p>Mastektomi sonrası en yaygın olarak görülen psikiyatrik bozukluklar ise depresyon ve anksiyete, uyum güçlükleri, cinsel güçlükler, fobik tepkiler olarak sıralanabilir. Meme kanseri nedeniyle mastektomi uygulanan hastalarda, kanser ve cerrahi girişimle ilgili, endişe ve zorlanmalar yaşanır. Bu psikososyal zorlanmaları ise şöyle özetleyebiliriz:</p>
<p><b><strong>ORGAN KAYBI UYUM GÜÇLÜĞÜNE YOL AÇIYOR        <br /></strong></b>Ölüm korkusu, geleceğe yönelik belirsizlik endişeleri, hastalığın tekrarlayacağı endişesi, ayrılık kaygısı, kendine yeterliliğini, vücudu üzerindeki denetimini, otonomisini ve temel işlevlerini kaybedeceği endişesi, vücut organ ve bölümlerinin hasar göreceği endişesi, görünümünde&#160; değişme ve kötüleşme, sevgi, ilgi ve desteği kaybetme korkusu, kendini eksik hissetme, başkalarına muhtaç olma korkusu, cinsel çekicilik ve fonksiyonda azalma endişesi, çocuklarına bakamayacağı endişesi, ağrı, saç dökülmesi gibi acı verici ve görünümü bozucu durumlarda endişe etme, suçluluk ve cezalandırılma endişeleri.&quot;&#160; <br />Kanser hastalığına organ kaybının eşlik etmesi, uyum güçlüğünü ve sosyal izolasyonu artırıyor. Ameliyat öncesinde kaygısını ifade edemeyen ve sürekli baskılayan kişilerde çaresizlik ve umutsuzluk tepkisinin daha sık geliştiğini hatırlatan Prof. Özkan, aile bireyleri ve yakınların davranış ve yaklaşımlarının her aşamada önem taşıdığını ve belirleyici rol oynadığını söyledi.</p>
<p>&quot;Bu süreçte kişinin psikolojik olarak mutlaka desteklenmesi gereklidir. Hastalığın tıbbi tedavisi ile eş zamanlı olarak psikolojik tedavi de sürdürülmelidir. Tıbbi tedavi ile psikolojik tedavi ayrılmaz bir bütündür. Çünkü bedenin tedavisi yanında, bedenin ve hayatın lideri olan beynin ve ruhun birlikte ele alınması gereklidir. Bedenin güçlenmesi psikolojiyi güçlendireceği gibi psikolojik açıdan mücadeleci ve uyuma yönelik bir yaklaşım da bedeni güçlendirecektir. </p>
<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (2)" border="0" alt="3 (2)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kadnruhumemekanserininaslalglar_B1D1/32.jpg" width="159" height="180" />&#160; </p>
<p><b><strong>PSİKOSOSYAL TEDAVİ İHMAL EDİLMEMELİ       <br /></strong></b>Günümüzde artık tıbbi psikiyatrik tedavilerin yanında ileri ve özgünleşmiş psikoterapiler uygulanıyor. Aileler, duygularını ve endişelerini ifade etmesi için hastayı teşvik etmeli, paylaşımcı ve destekleyici olmalıdırlar. Sıklıkla aileye de ayrıca psikolojik destek gerekli olur. En uygun olanı tıbbi tedavi ile birlikte psikolojik tedavinin işbirliği içinde sürdürülmesidir. Bu yaklaşım, hastanın uyumu ve yaşam kalitesini artırır, hastalığın seyrini ve tedaviye cevabını da olumlu etkiler.&quot;</p>
<p>Kanser hastalığının tüm dünyada multidisipliner yaklaşımla tedavi edildiğini, ülkemizde ise genel olarak hastalığın medikal tedavisinin dünya şartlarında yapıldığını, ancak psikososyal boyutun yeterince önemsenmediğini belirten Prof. Sedat Özkan, Türkiye’de geçtiğimiz yıl kurulan Psikososyal Onkoloji Derneği&#8217;nin bu anlamda önemli bir gelişme olduğunu söyledi ve &quot;Unutulmamalıdır ki kanserle mücadele bedenin ve beynin ortak mücadelesidir&quot; dedi.&#160;&#160; <br />Hastanelerde kanser hastalarının ruhsal bakım ve tedavisini yürüten hekim, hemşire, psikolog ve diğer sağlık elemanlarına psikososyal onkoloji eğitimi vermek, bu alandaki araştırmalara destek olmak, yurt dışındaki psiko-onkoloji dernekleriyle bağlantıya geçmek, Psikososyal Onkoloji Derneği&#8217;nin hedefleri arasında yer alıyor.<a href="http://ntvmsnbc.com/id/25065666/?ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kadin-ruhu-meme-kanserini-nasil-algilar.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Omega 3 eksikliği kanser riskini artırıyor</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/omega-3-eksikligi-kanser-riskini-artiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/omega-3-eksikligi-kanser-riskini-artiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 10:29:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/omega-3-eksikligi-kanser-riskini-artiriyor.html</guid>
		<description><![CDATA[ Prof. Dr. Nevrez Koylan, yetişkinlerde omega 3 alınmasının yararlarının pek çok çalışma tarafından ortaya konduğunu belirt
İstanbul Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevrez Koylan, omega 3 ile ilgili yaptığı değerlendirmede, yetişkinlerde omega 3 alınmasının yararlarının pek çok çalışma ile ortaya konduğunu belirterek, omega 3 eksikliği sonucunda direnç azalması, yorgunluk, halsizlik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="080320101138167908061_2" border="0" alt="080320101138167908061_2" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Omega3eksikliikanserriskiniartryor_AFB3/080320101138167908061_2.jpg" width="184" height="97" /> Prof. Dr. Nevrez Koylan, yetişkinlerde omega 3 alınmasının yararlarının pek çok çalışma tarafından ortaya konduğunu belirt</p>
<p>İstanbul Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevrez Koylan, omega 3 ile ilgili yaptığı değerlendirmede, yetişkinlerde omega 3 alınmasının yararlarının pek çok çalışma ile ortaya konduğunu belirterek, omega 3 eksikliği sonucunda direnç azalması, yorgunluk, halsizlik, kalp hastalığı ve kanser risklerinin artması gibi sorunların ortaya çıktığını söyledi.   <br />Prof. Dr. Koylan, özellikle büyüme çağındaki çocuklar, aktif çalışanlar, gebeler, süt veren kadınlar, diabetliler, hipertansiyonlular ve 40 yaşın üzerindeki kişilerde omega 3 takviyesinin önemli olduğuna işaret etti. Ayrıca kronik hastalığı olanlarda da omega 3 ihtiyacının arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Koylan, bugün için günlük kalorinin yüzde 0.5&#8242;i kadar omega 3 alınmasının gerekli olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koylan, şunları dile getirdi:    <br />&quot;Günlük kalorinin yüzde 0.5&#8242;i, ortalama günde 3 bin kalori alan birisinin günde 15 kalori kadar, yani 1,5 gram kadar omega 3 alması demektir. Doğal kaynaklar bu miktarı genellikle karşılamadığı için günde 500 mg kadar omega 3 alınması önerilmektedir. Sözünü ettiğimiz gruplarda bu ihtiyaç daha da artar. Omega 3 kapsülleri tercihen günde bir kez ve yemekten sonra alınmalıdır.&quot;    <br /><b>Omega 3 ilaç değil, gıda desteğidir</b>    <br />Prof. Dr. Koylan, omega 3&#8242;ün bir ilaç değil, gıda desteği olduğunun altını çizerek, &quot;Bu nedenle, tedavi edici olarak değil, ancak destek olarak kullanılmalıdır. Bu konuda doktora danışılması mutlaka gereklidir&quot; uyarısında bulundu.    <br />Prof. Dr. Koylan, gebeler, süt veren kadınlar ve büyüme çağındaki çocuklarda omega 3 takviyesinin önemine işaret ederek, &quot;Çünkü omega 3, bu durumda bebeklerin ve çocukların hem zeka hem de vücut gelişimine belirgin olarak olumlu etki eder. Aynı zamanda, omega 3 gebe ya da süt veren kadında ortaya çıkabilecek hızlı metabolik yıkımı önlemek açısından son derece önemlidir&quot; diye konuştu.    <br /><b>Aktif çalışanlarda toksik atıklara karşı omega 3</b>    <br />Aktif çalışan kişilerde yüksek metabolizma hızı sonucunda fazla miktarda oksijen serbest radikalleri başta olmak üzere toksin metabolizma artıklarının ortaya çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Koylan, şunları kaydetti:    <br />&quot;Özellikle kimi metabolizma ara ürünlerinde de eksiklik doğar. Bunun sonucunda kronik yorgunluk, uykusuzluk, depresyona eğilim, kronik iltihabi hastalıkları, kanser ve damar sertliği eğiliminin artması, şeker hastalığına gidişin kolaylaşması gibi tablolar gözlenebilir. Yeterli omega 3 alınması durumunda bu yıpranmalar büyük ölçüde ortadan kalkar.&quot;    <br /><b>Hızlı yaşlanmaya karşı da omega 3</b>    <br />Prof. Dr. Koylan, kırk yaşın üzerindeki kişilerde de metabolizmada gelişen yavaşlamanın azaltılması açısından yine omega 3 takviyesinin önemini anlattı. Prof. Dr. Koylan, yaşın ilerlemesiyle değişen hücre metabolizması sonucunda kanser, damar sertliğine bağlı kalp ve damar hastalıkları, diabet, yıpranmaya bağlı kemik ve eklem hastalıkları, çeşitli beyin fonksiyon yetersizlikleri, Alzheimer ve diğer bunama şekilleri gibi sorunların ortaya çıkışına ve yaşlanmanın hızlanmasına dikkat çekti. Prof. Dr. Koylan, şunları ifade etti:    <br />&quot;Bu durumda omega 3 takviyesi metabolizmanın değişimini azaltır ve dolayısıyla da yaşlanmayı ve hastalıkların gelişimini yavaşlatır. Örneğin romatoid artrit ve benzeri iltihaplı romatizma tiplerinde tedaviye omega 3 eklenmesi, ağrılı atakların sayı ve şiddetini azalttığı gibi eklem hareketlerini de rahatlatır. Trigliserid yüksekliğinin bilinen en etkili tedavilerinden biri yüksek doz omega 3 yağ asitleridir. Kalp krizi sonrasında tedaviye omega 3 eklenmesinin kalp krizinin tekrarı olasılığını azalttığı kanıtlanmıştır. Benzer şekilde omega 3 yağ asitleri diabette de kan şekerinin kontrolünü kolaylaştırmaktadır.&quot;    <br /><b>Saflaştırılmış omega 3 kullanın</b>    <br />Prof. Dr. Koylan, omega 3 desteğinin, piyasadan düz balık yağı olarak sıvı ya da saflaştırılmış omega 3 kapsülleri olarak temin edilebileceğini belirtti. Saflaştırılmamış balık yağlarında deniz kirliliğinden ötürü civa başta olmak üzere ağır metal toksisitesi riskine dikkat çeken Prof. Dr. Koylan, şu uyarılarda bulundu:    <br />&quot;Bu nedenle saflaştırılmış kapsüller alınmalıdır. Bu sahada denetim tüm dünyada son derece sınırlı olduğu için ruhsatlar gıda takviyesi olarak verilir. Bu nedenle de bu ürünlerde firma güvenilirliği büyük önem taşır. Omega 3 çoklu doymamış yağ asitlerinden en önemli olan ikisi EPA ve DHA&#8217;dır. Bu sebeple önemli olan kişinin sadece balık yağı kullanması değil, EPA ve DHA yağ asitlerini tüketmesidir.&quot; <a href="http://habercem.com.tr/haberdetay.asp?tarih=&amp;Newsid=94685&amp;Categoryid=8&amp;ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/omega-3-eksikligi-kanser-riskini-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara akciğeri nasıl kanser ediyor?</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/sigara-akcigeri-nasil-kanser-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/sigara-akcigeri-nasil-kanser-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 10:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/sigara-akcigeri-nasil-kanser-ediyor.html</guid>
		<description><![CDATA[ Kimi hüzünlenince yakar, kimi neşelenince&#8230;Tiryakinin ise bahaneye ihtiyacıyı yoktur. Parmakların arasında dudaklara uzanan, eli, gözleri ve ağzı aynı anda oyalayan sigara akciğerlerde nasıl bir yol izler?
İSTANBUL - Bu sorunun yanıtını İstanbul Üniversitesi Akciğer Hastalıkları Enstitüsü&#8217;nden Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu verdi. Prof. Çelikoğlu, sigara dumanının, akciğerleri kanserleştiren yolculuğunu ntvmsnbc&#8217;ye şöyle anlattı:    &#34;Hücrelerimizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="sigara-KARUSEL-500.hlarge" border="0" alt="sigara-KARUSEL-500.hlarge" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Sigaraakcierinaslkanserediyor_AE74/sigaraKARUSEL500.hlarge.jpg" width="184" height="103" /> Kimi hüzünlenince yakar, kimi neşelenince&#8230;Tiryakinin ise bahaneye ihtiyacıyı yoktur. Parmakların arasında dudaklara uzanan, eli, gözleri ve ağzı aynı anda oyalayan sigara akciğerlerde nasıl bir yol izler?</h4>
<p>İSTANBUL - Bu sorunun yanıtını İstanbul Üniversitesi Akciğer Hastalıkları Enstitüsü&#8217;nden Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu verdi. Prof. Çelikoğlu, sigara dumanının, akciğerleri kanserleştiren yolculuğunu <b><strong>ntvmsnbc&#8217;ye</strong></b> şöyle anlattı:    <br />&quot;Hücrelerimizin içindeki genetik bilgileri taşıyan sarmal yani DNA her gün kendisini kopyalar ve her gün de bu kopyalama işlemi sırasında bazı hataların yarattığı yeni hücreler kanserleşme potansiyeli taşır. Hücredeki bu DNA değişiklikleri ve hatalar insan vücudundaki her hücre çekirdeğinde bulunan “p53 geni” tarafından temizlenir.    <br />Görevini gereği gibi yerine getiremeyen p53 geni bir hücreyi, sonuçta da insan vücudunu kanser tehlikesiyle karşı karşıya bırakır. Tüm kanserlerin en az yarısında p53 geninin hasarlı olduğu tespit edilmiştir. p53 geni sigara içen ve akciğer kanserine yakalananların yaklaşık yüzde 60‘ında çok özgül bir biçimde hasar görmektedir. Sigara dumanının bazı bileşenleri DNA’yla kimyasal olarak tepkimeye girer. Hasar gören bu DNA onarılmazsa, hasarlı DNA hücre bölünmesi sırasında kopyalanırken bu hatalar sistemin bir parçası haline gelir. Bu şekilde normal gelişim denetimine yanıt veremeyen bir farklılaşmış hücre popülasyonu gelişir ve en sonunda da kansere dönüşür.&quot;</p>
<p><b><strong>AKCİĞER KANSERİNDEN YÜZDE 80 SORUMLU</strong></b>    <br />Akciğer kanseri erkeklerde yüzde 35, kadınlarda yüzde 25 sıklıkta görülüyor. Erkeklerde kanserden ölümlerde birinci sırada yer alıyor. Akciğer kanserinde sigaranın yüzde 80 sorumlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu, &quot;Sigara kaç yılda akciğerleri kanser eder&quot; sorusuna, &quot;Genetik yapı ve çevre faktörleriyle birlikte sigaranın az veya çok içilmesi kişilerde farklı şekilde akciğer kanseri riskini etkiler&quot; cevabını verdi.&#160;&#160;&#160; <br /><b><strong>P53 GENİNE ZARAR VERİYOR</strong></b>    <br />Sigara dumanında yüksek konsantrasyonlarda bulunan &#8216;benzopiran&#8217; maddesi bir kanserojen. Amerikalı bilim adamlarının, 1996 yılında benzopiranın p53 genine doğrudan hasar verdiğini kanıtladıklarını hatırlatan Prof. Çelikoğlu, &quot;Sigara ile akciğer kanseri arasındaki direkt bağlantıyı kuran bu bilim adamları, sigara dumanının kendine özgü işaretini p53 geninde bıraktığını gösterdiler. Böylece sigaranın p53 genine hasar verdiği ve bunun akciğer kanserine sebep olduğu hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmış oldu&quot; dedi.<a href="http://ntvmsnbc.com/id/25063142/?ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/sigara-akcigeri-nasil-kanser-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser hakkında en &#231;ok sorulan 10 soru</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hakkinda-en-ok-sorulan-10-soru.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hakkinda-en-ok-sorulan-10-soru.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 10:19:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hakkinda-en-ok-sorulan-10-soru.html</guid>
		<description><![CDATA[ Kanser hakkında en çok merak edilen 10 sorunun cevabını Prof. Dr. Erkan Topuz verdi
Kanserden korunmak için nasıl beslenmeliyim?   CEVAP: Günde en az 3 orta boy meyve, 2 tabak çiğ ya da pişmiş sebze yiyin. Yoğurt, balık, havuç, zerdeçal, kara erik, karnabahar, brokoli, beyaz lahana, küçük kuru fasulye, bezelye, domates, semizotu, yaban mersini, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="fft2mm164295" border="0" alt="fft2mm164295" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kanserhakkndaenoksorulan10soru_AD26/fft2mm164295.jpg" width="184" height="149" /> Kanser hakkında en çok merak edilen 10 sorunun cevabını Prof. Dr. Erkan Topuz verdi</p>
<p>Kanserden korunmak için nasıl beslenmeliyim?   <br />CEVAP: Günde en az 3 orta boy meyve, 2 tabak çiğ ya da pişmiş sebze yiyin. Yoğurt, balık, havuç, zerdeçal, kara erik, karnabahar, brokoli, beyaz lahana, küçük kuru fasulye, bezelye, domates, semizotu, yaban mersini, ananas, arnavut biberi, kuşkonmaz, yer elması, kereviz, fesleğen, tarhun, soğan, sarımsak, yeşil kabak, kırmızı turp, elma sirkesi tüketin. Her gün bir avuç ayçekirdeği ve ceviz yiyin.    <br />Hangi sıklıkta mamografi çektirmeliyim?    <br />CEVAP: Ailesinde meme kanseri olanlar en geç 30 yaşından itibaren mamografi çektirmeye başlamalı. Ailede meme kanseri öyküsü yoksa ilk mamografi 35 yaşında çekilmeli. Sorun yoksa ikinci kontrol 40 yaşına ertelenmeli. 40’ından sonra her kadın yılda en az 1 kez mamografi-ultrasonografi yaptırmalı.    <br />Meme kanserinden nasıl korunurum?    <br />CEVAP: Yoğurt, yağsız beyaz peynir, çökelek yiyin. Beta karoten içeren vişne, karpuz, çilek, domates, kara üzüm, karadut ve havuç tüketin. Brokoli, karnabahar, beyaz lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semizotu, turp, kereviz, yer elması, bezelye, enginar ve yeşil kabak yiyin. Haftada 1 kere kuru fasulye tüketin. Karahindiba, kuzukulağı, biberiye ve tere yiyin. Günde en az 2 fincan yeşil çay için. Limon, portakal ve mandalina kabuğundan çay yapın. Nar ve nar suyu meme kanserinde tümörü öldürüyor. İçkiden mutlaka uzak durun.    <br />Stres kansere yol açar mı?    <br />CEVAP: Son yıllarda stres kanseri hazırlayıcı bir sebep olarak görülüyor. Özellikle bir yakının sırasız ölümü, beklenmeyen boşanma, parasal sorunlar, iş hayatında çöküş gibi sebepler kanseri açığa çıkarabiliyor. Uzun süreli stres bağışıklık sistemini zayıflatarak uyuyan kanseri tetikleyip uyandırabiliyor.    <br />Kemoterapi nedeniyle dökülen saçlar ne zaman çıkar?    <br />CEVAP: Kemoterapi bittikten sonra saçlar 1 ay içinde çıkmaya başar. 6 aydan sonra da saçlar eskisi gibi taranır hale gelir.    <br />Kemoterapi sırasında nasıl beslenmek gerekir?    <br />CEVAP: Omega 3 yağ asitlerinden zengin sardalya, somon gibi balıkları tercih edin. El ve ayaklarda karıncalanma, hissizliğe karşı arnavut biberi yiyin. C vitamini alın. İlaçların etkisini azalttığı için başta greyfurttan uzak durun. Selenyum ve likopen bağışıklık sistemini güçlendirir. Tahıl, nişasta, brokoli, lahana, soğan, sarımsak gibi kükürt oranı yüksek olan sebzeler bolca selenyum içerir. Günde 2 bardak domates suyu için. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve turunçgiller bol miktarda folik asit içerir. E vitamini içeren ceviz, badem ve fındık yiyin. Ananas, çörekotu ve kara üzüm tüketin.    <br />Kemoterapide ağızda çıkan yaralar için ne yapılmalı?    <br />CEVAP: Kemoterapi sırasında ağızda mutlaka yara çıkacak diye bir durum söz konusu değil. Çıkarsa şunları yapın: Dişlerinizi düzenli fırçalayın. Yumuşak diş fırçası kullanın. Ağzınızı nemli tutun. Alkol içeren gargaralardan kaçının. 1 bardak ılık su içine 1 çay kaşığı karbonat karıştırın ve bu suyla ağzınızı ara ara çalkalayın. Baharatlı, tuzlu gıdalardan uzak durun. Ananas, çilek, üzüm, elma, nar suyu için. Alkol ve sigara kullanmayın. Bol bol su için. Karadut şurubu, zencefil ve papatya çayı tavsiye ederim.    <br />Prostat kanserinden nasıl korunurum?    <br />CEVAP: Prostat kanseri 50 yaşından sonra her üç erkekten birinde görülür. Belirti vermeden ilerler. Çok ilerlediğinde bel ağrısıyla kendini gösterir. Bel ağrısı hastalığın kemiklere atladığının işaretidir. Korunmak için 40 yaşından sonra bütün erkeklere 6 ayda bir PSA’sına (prostat kanserini gösteren kan testi) baktırmasını ve yılda 1 kez prostat muayenesi olmasını öneririz. Korunmak için domatesi bol tüketin. Soya fasulyesi yiyin. Haftada 2-3 kez balık tüketin. Az yağlı yoğurt, peynir ve çökeleği tercih edin. Kabuğu ve çekirdeğiyle birlikte kara üzüm yiyin. Haftada 2 kez kurubaklagil tüketin. Kızarmış yiyeceklerden uzak durun. Et seçiminiz balık, hindi ve tavuk olsun. Her gün 5-7 porsiyon sebze meyve yiyin. Sofranızda brokoli, karnabahar, beyaz ve kırmızı lahana, kabak, semizotu, kıvırcık salata ve biberiyeye yer açın. Düzenli uyuyun. Kabız kalmayın. Boy-kilo endeksine dikkat! Her gün yarım saat egzersiz yapın.    <br />Kanserin en sık görülen belirtileri nelerdir?    <br />CEVAP: Devamlı halsizlik: Genellikle kanserin ileri aşamalarında ortaya çıkıyor. Fakat bazı kanser türlerinde erken dönemlerde de halsizlik görülebilir. Uzun süreli aşırı yorgunluk kanser başta olmak üzere pek çok hastalığın işareti olabilir.    <br />İstek dışı kilo kaybı: Ağırlığınızın yüzde 10’undan fazlasını istem dışı kaybettiyseniz hemen doktora gidin.    <br />Ağrı: Ağrı genellikle kanser başka organlara ya da sinirlere atladığında ortaya çıkar.    <br />Ateş: Kanserle bağlantı olan ateş, devamlıdır ya da sık sık kaybolup belirir.    <br />Bağırsak düzenindeki değişiklikler: Tuvalet alışkanlıkları normalken son dönemlerde uzun süreli kabızlık, uzun süreli ishal, dışkıda kan gibi sorunlar varsa bir uzmana danışın.    <br />Kronik öksürük: Devamlı, yeni ortaya çıkmış ya da giderek kötüleşen öksürüğün nedeni mutlaka araştırılmalı.    <br />Çocuğumu kanserden nasıl korurum?    <br />CEVAP: Çocuğunuzu plastik, pet şişeler, şampuan, deterjanlar, egzoz gazı, oda spreyleri gibi maddelerden uzak tutun. Hazır yiyecekler, fast food yedirmeyin. Cep telefonuyla konuşturmayın. Ya da cep telefonu kullanımını 30 saniye ile sınırlayın.<a href="http://posta.com.tr/saglik/HaberDetay/Kanser_hakkinda_en_cok_sorulan_10_soru.htm?ArticleID=21689" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-hakkinda-en-ok-sorulan-10-soru.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserin k&#246;k&#252;n&#252; kurutacak proje</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanserin-kkn-kurutacak-proje.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanserin-kkn-kurutacak-proje.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 10:12:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanserin-kkn-kurutacak-proje.html</guid>
		<description><![CDATA[ Kanser tedavisinde mucize gelişme.. İstanbul Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmalar kanserin kökünü kurutacak.
İstanbul Üniversitesi&#8217;nde araştırmacılar, Türkiye&#8217;nin ilk kopya koyunu Oyalı üzerindeki çalışmaları sayesinde kanserin kökünü kurutacak.Türkiye&#8217;nin ilk klon koyunu &#8216;Oyalı&#8217; ile onun ardından klonlanan &#8216;Zarife&#8217;, kanser tedavisinde devrim olarak nitelendirilen araştırmalara kaynak oldu. Geçen yıl ağustos ayında Zarife&#8217;nin ölmesinin ardından çalışmalar Oyalı üzerinde odaklandı. İstanbul Üniversitesi (İÜ) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (1)" border="0" alt="3 (1)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kanserinkknkurutacakproje_AB9C/31.png" width="150" height="180" /> Kanser tedavisinde mucize gelişme.. İstanbul Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmalar kanserin kökünü kurutacak.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi&#8217;nde araştırmacılar, Türkiye&#8217;nin ilk kopya koyunu Oyalı üzerindeki çalışmaları sayesinde kanserin kökünü kurutacak.Türkiye&#8217;nin ilk klon koyunu &#8216;Oyalı&#8217; ile onun ardından klonlanan &#8216;Zarife&#8217;, kanser tedavisinde devrim olarak nitelendirilen araştırmalara kaynak oldu. Geçen yıl ağustos ayında Zarife&#8217;nin ölmesinin ardından çalışmalar Oyalı üzerinde odaklandı. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Veteriner Fakültesi Döllenme ve Suni Tohumlama Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Serhat Pabuccuoğlu, İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Marmara Üniversitesi, İÜ Veterinerlik Fakültesi ve bir ilaç firmasıyla dünyayı sarsacak bir proje için kolları sıvadı. Proje kapsamında bu ay iki gebe koyundan 3 kopya yavrunun doğmasını beklediklerini dile getiren Pabuccuoğlu şunları kaydetti:    <br /><strong>ORGANLARA PROTEİN AŞILAYACAĞIZ     <br /></strong>    <br />&quot;Kanser tedavisinde kullanılacak bir ürünün genini kullanarak sperma yoluyla iki koyunun gebe kalmasını başardık. Burada sütlerinde kendisine yabancı proteinler taşıyabilecek &#8216;transgenik&#8217; hayvanları kopyalamayı hedefledik. Transgenik olarak doğmasını beklediğimiz bu hayvanların süt üretecek organlarına daha sonra tedavi amaçlı kullanılacak proteinler izole edeceğiz. Böylece sağılma yaşına gelen koyunlar sürekli bu proteinleri içeren süt vermiş olacak.&quot;     <br /><strong>KANSER TEDAVİSİNDE ÖNEMLİ      <br /></strong>    <br />Pabuccuoğlu, elde edilecek bu proteinlerle kanser başta olmak üzere birçok hastalıkla mücadele için kullanılacak ilaçların üretileceğini vurguladı. Bu tür hastalıkların tedavisinde kullanılacak proteinlerin transgenik kopyalamayla çok daha ucuza mal olacağı kaydedildi. Transgenik teknolojiye girmeyi amaçladıklarını söyleyen Pabuccuoğlu, &quot;Çalışmalarımızla dünyayı yakalamak üzereyiz. 6-7 yıl gerideyiz. Ancak öne geçeceğiz&quot; diye konuştu.    <br />Nesli tükenecek hayvanlar klonlanacak    <br />Prof. Serhat Pabuccuoğlu, nesli tükenen hayvanların klonlanmasının teorik olarak mümkün olabileceğini kaydetti. Pabuccuoğlu, &quot;Önemli olan klonlanacak hayvanın DNA&#8217;sının sağlam kalmasıdır&quot; dedi. Pabuccuoğlu şunları söyledi: &quot;Henüz bu teknoloji gelişim aşamasında. Belki 50 yıl sonra yapılabilir. Ancak ben 1900 yıllarından sonra yok olmuş hayvanları kurtarmaya çalışalım derim. Çünkü insanın müdahalesiyle yok olan türleri geri kazanmak gerek.”<a href="http://haberform.com/haber/kanserin-kokunu-kurutacak-proje-istanbul-universitesi-kopya-koyun-kanser-46442.htm" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanserin-kkn-kurutacak-proje.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kansere karşı sarımsak</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-sarimsak.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-sarimsak.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 10:09:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-sarimsak.html</guid>
		<description><![CDATA[ Yeni yapılan araştırmalar, sarımsağın kanser hastalığıyla savaşmaya yardım ettiğini gösteriyor.
Analytical Biochemistry dergisinde yayınlanan küçük bir pilot çalışmaya göre, araştırmacılar tarafından geliştirilen yeni bir idrar testi, daha fazla sarımsak tüketen insanların daha düşük kanserojen seviyesine sahip olduğunu belirtiyor.    Bilimadamları, araştırmanın nitrojen-içeren bileşenlerle ilişkili tüm vücut süreçleriyle ilgili olduğunu söylediler. Bu süreçler, nitrosation [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="39886" border="0" alt="39886" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kanserekarsarmsak_AAD6/39886.jpg" width="184" height="138" /> Yeni yapılan araştırmalar, sarımsağın kanser hastalığıyla savaşmaya yardım ettiğini gösteriyor.</p>
<p>Analytical Biochemistry dergisinde yayınlanan küçük bir pilot çalışmaya göre, araştırmacılar tarafından geliştirilen yeni bir idrar testi, daha fazla sarımsak tüketen insanların daha düşük kanserojen seviyesine sahip olduğunu belirtiyor.    <br />Bilimadamları, araştırmanın nitrojen-içeren bileşenlerle ilişkili tüm vücut süreçleriyle ilgili olduğunu söylediler. Bu süreçler, nitrosation (yiyeceklerin ızgarada pişirilmesi sonucu içlerindeki nitratın serbest nitrosamine radikallerine dönüşümü) ya da yiyeceklerde veya kanserojen madde bulaşan suda bulunan bazı maddelerin konversiyonunu içeriyor.     <br />Ohio State Üniversitesi&#8217;nde görevli beslenme profesörü Earl Harrison, birisi kanser riskiyle ilişkili ve diğeri de sarımsak tüketiminin kapsamını belirleyen iki farklı bileşeni ölçebilen idrar testi geliştirdiklerini açıkladı. Bilimadamları, beslenmeye ait sürecin yaygın olarak işlenmiş gıdalardan ya da yüksek ısıda hazırlanan gıdalardan kaynaklanan nitrat isimli maddelere maruz kalmayla başladığını ifade ediyorlar.     <br />Tüketilen nitratların yaklaşık yüzde 20&#8217;si nitrite dönüşüyor. Bu bileşenlerden sadece nitrosaminler kanserle ilişkili. Sebzeler aynı zamanda nitrat içeriyor. Ancak, önceki araştırmalar sebzelerdeki C vitaminin, nitratların toksik maddelere dönüşme riskini düşürdüğünü gösteriyor.     <br />Ayrıca araştırmacılar, sarımsaktaki besinlerin C vitamini gibi benzer antioksidan etkilere sahip olduğundan şüpheleniyorlar.<a href="http://haberform.com/haber/kansere-karsi-sarimsak-sarimsagin-faydalari-kanser-tedavisi-kanserden-korunmanin-46448.htm" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-sarimsak.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Meme kaybı ve psikolojisi</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/meme-kaybi-ve-psikolojisi.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/meme-kaybi-ve-psikolojisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 17:21:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/meme-kaybi-ve-psikolojisi.html</guid>
		<description><![CDATA[ Kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri; bedensel, psikolojik ve sosyal açıdan pek çok soruna yol açar.
Kanser tedavisi nedeniyle memesini kaybeden kadın, psikolojik olarak da ciddi sorunlar yaşayabilir. Memorial Hastanesi’nden Uz. Psikolog Ayşe Elif Orhon, meme kanserli kadının psikolojisini ve dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.    Hastalığı kabullenmek zordur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="meme_kaybi_mkle" border="0" alt="meme_kaybi_mkle" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Memekaybvepsikolojisi_10F96/meme_kaybi_mkle.jpg" width="184" height="104" /> Kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri; bedensel, psikolojik ve sosyal açıdan pek çok soruna yol açar.</h4>
<p>Kanser tedavisi nedeniyle memesini kaybeden kadın, psikolojik olarak da ciddi sorunlar yaşayabilir. Memorial Hastanesi’nden Uz. Psikolog Ayşe Elif Orhon, meme kanserli kadının psikolojisini ve dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.    <br /><b>Hastalığı kabullenmek zordur</b>    <br />Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerindendir. Meme kanseri olan kadınlarda hastalığın bedensel, psikolojik ve sosyal açıdan birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Kanser, hastaların yaşamını derinden etkileyen bir kriz ortamı yaratmaktadır. Bu kriz ortamının belirgin özellikleri vardır.     <br />Meme kanserine yakalandığını öğrenen kadın, ilk önce bir şok durumu yaşar. Kadın, ilk başta hastalığı inkar etme ve kabullenememe eğilimindedir. Daha sonra “Niye ben” diye düşünür ve hayata dair bir kızgınlık ve tepki gösterir. Bu ruh halini bir müddet sürdüren kadın, hastalığına direnmesi gerektiğini anlar ve kısa bir süre sonra hastalığını kabullenerek tedavi sürecine uyum sağlar. Zamanla meme kanseri olduğu gerçeğine alışır.     <br />Her kadının hastalığa dair verdiği tepkiler farklılaşmaktadır; fakat kriz ortamının özellikleri gibi tedavi süreci içerisinde de genelleşmiş ve ortak olan üç tepki bulunmaktadır. Bu tepkiler; </p>
<ul>Kansere dair endişeler (yayılma riski, belirsizlik, tedavi süreci) Meme alındıktan sonra kadının kendi beden imajı ve benlik algısına dair yaşadığı duygular Cinselliğe dair düşüncelerin ve davranışların değişim göstermesi&lt;/LI&gt;</ul>
<p><b>Memesi alınan kadın kendini eksik hisseder</b>  <br />Tüm kanserlerde organ kaybı yaşamak ciddi psikolojik sıkıntılara yol açar ve psikolojik yardımda öncelikli grubu oluşturur. Meme kaybı yaşamak kadınların ciddi şekilde kayıp duygusu hissetmelerine neden olur.   <br /><b>Bununla beraber memesini kaybeden kadının;</b>
<ul>Beden imajı, özgüveni, benlik algısı etkilenir. Güzel olmadığını, tam bir kadın olmadığını düşünür. Psikolojik durumu etkilenir. Yani, yaşadığı kayıptan dolayı suçluluk, kızgınlık, pişmanlık, öfke duyguları yoğunlaşır. Bedenleri üzerindeki kontrolü kaybettiği hissine kapılır. Yaşanılan fiziksel değişiklikten dolayı çevresindeki sevgi, ilgi ve desteği kaybedeceğini düşünür. Hastalığın nüksedeceğine dair korku yaşar. Dişilik özelliklerini kaybetme ve ölüm korkusu yaşar. İnanç ve değer sistemlerinde değişiklikler yaşar.&lt;/LI&gt;</ul>
<p><b>Cinsellikle ilgili sorunlar ortaya çıkabilir</b>  <br />Meme kanseri olan ve meme kaybı yaşayan kadınlar cinsellikle ilgili sorunlar yaşayabilir. Bunun nedeni genel olarak tüm toplumlarda memenin kadınlık, doğurganlık ve dişilik simgesi olmasıdır. Kanserle beraber memesini kaybeden ve bunun yanı sıra gördüğü tedavi, kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulamalar yüzünden saçı dökülen, bedeninde değişimler olan kadın, artık kendisini tam bir kadın olarak hissetmemeye, eksik hissetmeye başlar. Bu durum partnerinden uzaklaşmasına, cinsellikten kaçmasına neden olur. Aynı zamanda partneri de hasta olduğu için rahatsız etmemek ya da ona zarar vermemek adına, eşinden uzaklaşabilir. Bu nedenlerle cinsellikle ilgili sorunlar ortaya çıkmaktadır.   <br /><b>Uzmandan destek alın</b>  <br />Meme kanseri olan kadınlara yardımcı ve destek olmak için partnerleri ve sosyal çevrelerindeki kişilerin özenli davranmaları gerekmektedir. Bu dönemde en yakınındaki kişi olarak partneri kadına karşı anlayışlı, duygularına dair paylaşımcı, duyarlı, destekleyici olmalıdır. Onu benlik algısına, kadınsılığına dair yaşadığı endişelerden uzaklaştırmalı, tedavi süreci boyunca destekleyici ve duyarlı bir tutum içerisinde bulunmalıdır. Meme kanseri olan kadınlarda yaşanılan sıkıntılar, endişeler ve tedavi süreci zamanla başta depresyon olmak üzere çeşitli psikolojik rahatsızlıklara yol açabilmektedir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında ise bir uzmandan psikolojik destek alınarak tedaviye devam edilmelidir.<a href="http://pudra.com/saglikli-yasam/hastaliklar/meme-kaybi-ve-psikolojisi-1958.htm?ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/meme-kaybi-ve-psikolojisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cep telefonlarında b&#252;y&#252;k tehlike</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/cep-telefonlarinda-byk-tehlike-2.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/cep-telefonlarinda-byk-tehlike-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 17:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/cep-telefonlarinda-byk-tehlike-2.html</guid>
		<description><![CDATA[ ABD&#8217;nin Maine eyaleti meclisi, cep telefonlarına beyin kanseri yapabileceği yönünde uyarı yazısı koymayı planlıyor.
Çocukları Kablosuzlardan Koruma Kanunu adlı yasa tasarısı dün eyalet senatosu ve temsilciler meclisinin ortak Sağlık ve İnsan Hizmetleri Komitesinde görüşüldü. Komitenin yapacağı başka toplantılardan sonra tasarının meclise götürülüp götürülmeyeceğine karar verilecek.   Yasa tasarısı, İsveç Çalışma Hayatı Milli Enstitüsü&#8217;nün 2006&#8242;da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (191)" border="0" alt="3 (191)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Ceptelefonlarndabyktehlike_10E06/3191.jpg" width="184" height="164" /> ABD&#8217;nin Maine eyaleti meclisi, cep telefonlarına beyin kanseri yapabileceği yönünde uyarı yazısı koymayı planlıyor.</p>
<p>Çocukları Kablosuzlardan Koruma Kanunu adlı yasa tasarısı dün eyalet senatosu ve temsilciler meclisinin ortak Sağlık ve İnsan Hizmetleri Komitesinde görüşüldü. Komitenin yapacağı başka toplantılardan sonra tasarının meclise götürülüp götürülmeyeceğine karar verilecek.   <br />Yasa tasarısı, İsveç Çalışma Hayatı Milli Enstitüsü&#8217;nün 2006&#8242;da yaptığı ve cep telefonlarıyla beyin tümörü arasında bağlantı olduğunu gösteren araştırmadan sonra kaygıları artan Demokrat Andrea Boland tarafından hazırlandı.    <br />Tasarının kabul edilmesi halinde Maine&#8217;deki cep telefonu satıcıları telefonların veya paketlerinin üzerine, cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyonun zararı konusunda, özellikle çocuklar ve gebe kadınlara yönelik uyarı yazıları koymak zorunda kalacak. San Francisco belediyesi de cep telefonlarına uyarı yazısı koymayı planlıyor. <a href="http://habercem.com.tr/haberdetay.asp?tarih=&amp;Newsid=94311&amp;Categoryid=8&amp;ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/cep-telefonlarinda-byk-tehlike-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu hastalıklar kadınları tehdit ediyor</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 16:28:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor.html</guid>
		<description><![CDATA[ Kadınların hayatını tehdit eden hastalıklara dikkat etmek gerekiyor.
Meme kanseri başta olmak üzere kadınlarda çok sık rastalanan ciddi sağlık sorunlarına karşı en önemli şey önlem almak. Birçok hastalıkta erken tanı hayat kurtardığı için hastalıkları önceden tanımak önem taşıyor.Yeditepe Üniversitesi Hastanesi uzmanları kadınların hayatlarını tehdit eden hastalıklar hakkında bilgi verdi.    MEME KANSERİ  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="10032333" border="0" alt="10032333" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Buhastalklarkadnlartehditediyor_103D6/10032333.jpg" width="180" height="180" /> Kadınların hayatını tehdit eden hastalıklara dikkat etmek gerekiyor.</strong></p>
<p>Meme kanseri başta olmak üzere kadınlarda çok sık rastalanan ciddi sağlık sorunlarına karşı en önemli şey önlem almak. Birçok hastalıkta erken tanı hayat kurtardığı için hastalıkları önceden tanımak önem taşıyor.Yeditepe Üniversitesi Hastanesi uzmanları kadınların hayatlarını tehdit eden hastalıklar hakkında bilgi verdi.    <br /><strong>MEME KANSERİ</strong>    <br />Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, erken tanının meme kanserinde çok önemli olduğunun altını çiziyor: “Erken tanı için temelde önerilen ve birbirlerini tamamlayan üç yöntem var: Bunlardan ilki, kendi kendine yapılan meme muayenesi. 20 yaş sonrasında her kadın âdetin 7–10 günleri arasında ayda bir kez memelerini muayene etmeli. Ayrıca 20 – 40 yaş arasında 1–3 yılda bir, 40 yaşından itibaren de yıllık olarak bir genel cerrahi uzmanına meme muayenesi yaptırılmalı. Üçüncü ve en önemli erken tanı için tarama yöntemi olan radyolojik görüntüleme metodu mamografi, 40 yaşından sonra düzenli yapılması halinde meme kanserinin erken yakalanmasında kilit rol oynuyor.”</p>
<p><strong>RAHİMAĞZI KANSERİ</strong>    <br />Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, “Rahim ağzı kanseri her yıl 500 binden fazla kadında görülüyor. Rahim ağzı kanseri tüm dünya kadınları arasında meme kanserinden sonra görülen en sık ikinci kanser türüdür. İstatistiklere göre 250 bin kadın her yıl bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Kansere dönüşmeden erken dönemde yakalanması pap-smear testi ile mümkündür. Bu yüzden, bütün kadınlara yılda bir defa smear testi önerilmektedir. Kanser öncülü bu hastalıkların cerrahi tedavileri tüm dünyada ve ülkemizde bilinmekte ve uygulanmaktadır. Ayrıca son yıllarda HPV&#8217;nin yüksek riskli bazı tiplerinin rahimağzı kanserinin ve onun öncül hastalıklarının hemen hepsinde ana neden olduğu, virüsün hücrelerde kansere dönüşümü başlattığı gösterilmiştir. Bu virüsün bulaşmasını önleyerek kanser ve diğer hastalıklardan korunmanın mümkün olabileceği ise son yıllarda öne çıkan bir konudur. HPV&#8217;nin kanser oluşturan yüksek riskli tiplerinden olduğu kadar cinsel siğillere yol açan HPV tiplerinden de korunmak önemlidir. Virüsün bulaşmasını kızamık, suçiçeği, grip gibi hastalıklarda olduğu gibi bağışıklık sistemi yoluyla, vücuda virüs girse bile onu savunma sistemimizle yok ederek önlemek, aşı ile mümkündür. HPV aşısı son on yılın en önemli toplum sağlığı ve kanserle mücadele çabalarının başında gelmektir. Koruyucu hekimlik açısından çocukluk çağından itibaren başlayarak kız çocuklarının ve hastalıkla karşılaşmamış genç ve yetişkinlerin aşının koruma şemsiyesi altına alınması gerekmektedir.”</p>
<p><strong>OSTEOPOROZ</strong>    <br />Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ece Aydoğ, osteoporoz konusunda hastaları doğru tedavi konusunda uyarıyor: “Kadınlarda kemik kaybını hızlandıran nedenlerden en önemlisi menopozdur. Menopoz ile birlikte cinsiyet hormonları azalmaya başlayınca kemik kütlesi de azalmaya başlamakta ve ilerleyen yıllarda kırık riski artmaktadır. Bu kırıklar da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Örneğin omurga kırıkları bel ağrılarına ilaveten zaman içersinde boy kısalmasına ve sırtta kamburlaşmaya yol açmaktadır. Bu durum kadında sindirim ve solunum problemlerine yol açabileceği gibi kas kuvvetinde azalmanın da katkısı ile denge bozukluğuna neden olmakta ve buna bağlı düşme riski artmaktadır. Dolayısı ile yeni kırıklara davetiye çıkarılmış olmaktadır. Tüm bunlar kadını günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı hale getirmekte ve sonuç olarak depresyon tablosuna yol açmaktadır. Ayrıca 65 yaş sonrası daha fazla gördüğümüz kalça kırıkları da ölüm riskine neden olabilmekte ve hayatta kalanlarda ise ağır özürlülük tablosu ortaya çıkmaktadır.     <br />Osteoporozun en etkili tedavisi kemik kaybının önlenmesidir. Bunun için daha çocuk yaşlarda önlemler alınmaya başlanmalıdır. Çocukların diyetle yeterli miktarda kalsiyum ve fosfor alması ve yeterli düzeyde güneş ışığına maruz kalmaları sağlanmalıdır. Özellikle vücuda yük bindiren egzersizler daha çocukluk yıllarından itibaren yapılmaya başlanmalıdır. Hayat boyu sigara, fazla alkol ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Eğer osteoporoz tanısı almışsak ilaç tedavileri ve düzenli egzersiz ile kemik kaybını durdurabilir hatta bir miktar arttırabiliriz de. Ayrıca yine yaşlılarda düşmelerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması kırık riskini önemli ölçüde azaltır. Bu önlemlerin başında dengeyi geliştirmek için yapılan egzersizler gelmelidir. Ayrıca hem kemik kütlesini arttıran hem de dengenin sağlanmasında önemli bir faktör olan kas kuvvetlendirme egzersizleri de mutlaka ilave edilmelidir. Görme ve işitme kusurları varsa mutlaka düzeltilmeli, sakinleştirici ilaçlardan kaçınılmalı, düşmeyi önlemeye yönelik ev düzenlemeleri yapılmalı, günlük yaşam aktivitelerinde yardımcı cihazlar kullanılmalı ve mutlaka D vitamini desteği verilmelidir.”    <br /><strong>İDRAR KAÇIRMA</strong>    <br />Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Sarıca, “idrar kaçırma” sorununun çözülebilir bir sorun olduğunu belirterek kadınların doktora gitmekten çekinmemesi gerektiğini belirtiyor. “Temelde kadınların hastalığı olan idrar kaçırmaya tıpta inkontinans denmektedir. İnkontinans 35 yaşın üzerindeki her 5 kadından birinde görülüyor. Kişinin sosyal yaşantısını etkileyecek olan her idrar kaçırma bir hastalıktır ve tedavi edilmelidir. İdrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya gülme gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkabileceği gibi, daha az eforla da (yürümek, yataktan kalkmak gibi) meydana gelebilir. Bu tip idrar kaçırmaya zorlanma(sıkışma) tipi idrar kaçırma-inkontinans adı verilmektedir. Bu hastalarda kaçırma, kişinin ani olarak idrara çıkma ve sıkışma hissi ile beraberdir. Bazı kişilerde ise idrar kaçırmanın iki tipi de birlikte görülür. Bu tip idrar kaçırmaya da karışık tip inkontinans denir. İdrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda tedaviden önce yapılacak tetkiklerle idrar kaçırmanın neden kaynaklandığını ve hangi tipte olduğunu belirlemek gerekir. Gerektiğinde ise ürodinami adını verdiğimiz idrar kesesinin fonksiyonlarının değerlendirildiği testi yapmak gerekir. Bu test de mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir ürolog tarafından yapılmalıdır. İdrar kaçırmanın tedavisinde ise mesane eğitimi, fizik tedavi yöntemleri (kasık adalelerinin güçlendirilmesi), ilaç tedavileri, elektrikle uyarma (stimulasyon), menopozdaki kadınlarda hormon tedavisi ve cerrahi yöntemler olmak üzere çeşitli tedavi alternatifleri bulunmaktadır.     <br />İdrar kaçırma sorunu çok önemli bir sosyal problem olup, günümüz modern tedavileri ile başarılı olarak ortadan kaldırılmaktadır.”    <br /><strong>OBEZİTE</strong>    <br />Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören, kilo problemi olan kadınların, çeşitli&#160; diyet programları&#160;&#160; uygulamalarının&#160; yanlış olduğunu vurguluyor: “Zayıflama diyeti diye bir Diyet yoktur. Diyetler; hastalar ve&#160; hastalıklar için vardır. Diyet negatif bir kelimedir etkisi olumsuzdur. Kilo problemi; hayatımızı düzene sokmakla, stres yönetimi ile düşüncelerimizi yapılandırmakla, SAĞLIKLI BESLENME -Egzersiz ile çözülür. Kişiler iç salgı bezlerinin (Tiroid, böbrek üstü bezleri, kadın doğum hormonları, leptin seviyesi vb&#8230;) sağlıklı çalıştığından ve gıda alerjilerinin olup olmadığından mutlaka emin olmalıdır”</p>
<p><strong>KALP HASTALIKLARI</strong>    <br />Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, kadınlarda kalp krizi görülme sıklığının sanılanın aksine erkeklerden az olmadığını belirterek kadınlara önerilerde bulunuyor:    <br />“Özellikle 60 yaşından sonra kadınlar erkeklerle eşit duruma gelmektedirler. Bunun yanında kadınlarda olumsuzluk hastalığın tanınması ve tedaviye yanıtta da devam etmektedir. Araştırmalar, ilk kalp krizini izleyen 1 ay içinde ölüm riskinin, 6 ay içinde de ölüm riski ve yeniden hastaneye yatma gereksiniminin erkeklere göre kadınlarda daha yüksek olduğunu göstermektedir. İlk kalp krizinden sonra kadınlarda ölüm riskinin erkeklere göre %70 daha fazla olduğu saptanmıştır. Kadın hastalara sigara içmemelerini, yağlı yiyeceklerden ve dolayısıyla obeziteden kaçınmalarını, yüksek tansiyonlarını takip ettirip gerekiyorsa düzenli ilaç kullanmalarını, düzenli beslenmelerini ve haftada en az 3 kez 45 dakika düzenli <a href="http://www.hurriyet.com.tr/spor/">spor</a> aktivitelerinde bulunmalarını, stres ve depresyondan kaçınmalarını tavsiye ediyoruz.”<a href="http://hurriyet.com.tr/yasasinhayat/13991146.asp?ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/bu-hastaliklar-kadinlari-tehdit-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser olmaktan nasıl kurtuldular?</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-olmaktan-nasil-kurtuldular.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-olmaktan-nasil-kurtuldular.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 11:35:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-olmaktan-nasil-kurtuldular.html</guid>
		<description><![CDATA[ Van&#8217;da yürütülen KETEM tarama programları sayesinde 26 kadın kanser olmaktan kurtuldu.
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezince (KETEM) yürütülen tarama programlarına kent genelinde geçen yıl 4 bin 743 kadın meme, 4 bin 222 kadın servikal yani rahim ağzı kanseri taramasına katıldı. Bu kadınlardan 26&#8217;sı erken teşhisle kanser [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (101)" border="0" alt="3 (101)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kanserolmaktannaslkurtuldular_BF2A/3101.jpg" width="163" height="180" /> Van&#8217;da yürütülen KETEM tarama programları sayesinde 26 kadın kanser olmaktan kurtuldu.</h4>
<p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezince (KETEM) yürütülen tarama programlarına kent genelinde geçen yıl 4 bin 743 kadın meme, 4 bin 222 kadın servikal yani rahim ağzı kanseri taramasına katıldı. Bu kadınlardan 26&#8217;sı erken teşhisle kanser olmaktan kurtarıldı.   <br />KETEM&#8217;in Van&#8217;ın her köşesinde, meme ve rahim ağzı kanseriyle&#160; ilgili tarama programlarını aralıksız yürüttüğünü belirten Başhekim Opr. Dr. Öztekin Çıkman, bu merkezin toplumda kanser konusunda farkındalık yaratmayı amaçladığını bildirdi. Dr. Çıkman, KETEM tarafından kent merkezinde ve çeşitli ilçelerde bin 600 kadına kanser konusunda eğitim verildiğini, 190 sağlık personelinin de 22 kez hizmetiçi eğitimle bilgilendirildiğini söyledi. Eğitim çalışmalarının yanı sıra tarama programları yürütüldüğünü ifade eden Çıkman, şunları kaydetti:    <br />&#8221;Geçen yıl 4 bin 743 kadın meme, 4 bin 222 kadın servikal kanser taramasından geçirildi. Taramaya katılanlardan 24 kadın servikal kanseri öncesi lezyon, 2 kadın ise meme kanseri teşhisiyle erken aşamada tespit edilerek tedaviye alındı. Yapılması gereken, hastalığın henüz hücresel düzeyde başlamışken teşhis edilmesidir. Çünkü kanserden korkarak bu hastalığı engellemek mümkün değildir. Bu nedenle 30 yaş üstü tüm kadınların mutlaka KETEM tarafından yürütülen taramalara katılması gerekir. Özellikle meme kanserinin daha sık görüldüğü 50 yaş ve üzeri kadınların yıllık poliklinik muayenelerinin yanı sıra 2 yıl arayla mamografi çekimleri için KETEM&#8217;e başvurmasını öneriyoruz. Unutulmamalı ki erken teşhis hayat kurtarır.&#8221;    <br />Opr. Dr. Çıkman, merkezde özel eğitim almış doktor, ebe, hemşire ve röntgen teknisyenlerinden oluşan ekibin hizmet verdiğini, hizmetin ücretsiz olduğunu, sosyal güvencesi bulunmayan kadınların da hizmet alabildiğini bildirdi.</p>
<p><a href="http://ntvmsnbc.com/id/25063763/?ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kanser-olmaktan-nasil-kurtuldular.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kansere karşı d&#252;nya savaşı başladı</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-dnya-savasi-basladi.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-dnya-savasi-basladi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 20:09:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-dnya-savasi-basladi.html</guid>
		<description><![CDATA[Bu fotoğraflar bir tabloya değil insanlığın acımasız düşmanı olan kanserin hücrelerine ait
 Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi, 20 ülkeden uzmanlarla 5 yıl sürecek ve 50 kanser türüne karşı bugüne kadar elde edilmiş verileri değerlerdirip sonuca ulaştıracak bir proje başlattı.
Her yıl yüz binlerce kişinin ölümüne neden olan kansere karşı bugüne kadar birçok araştırma yapılsa da henüz hastalığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu fotoğraflar bir tabloya değil insanlığın acımasız düşmanı olan kanserin hücrelerine ait</strong></p>
<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (259)" border="0" alt="3 (259)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kanserekardnyasavabalad_137A0/3259.jpg" width="184" height="140" /> Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi, 20 ülkeden uzmanlarla 5 yıl sürecek ve 50 kanser türüne karşı bugüne kadar elde edilmiş verileri değerlerdirip sonuca ulaştıracak bir proje başlattı.</p>
<p>Her yıl yüz binlerce kişinin ölümüne neden olan kansere karşı bugüne kadar birçok araştırma yapılsa da henüz hastalığı yenebilecek etkili bir tedavi geliştirilemedi. ABD merkezli Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi ICGC, kansere karşı bugüne kadarki en büyük savaşı başlattı. İngiltere, Japonya, ABD, Hindistan, Almanya, Fransa, Kanada, Çin gibi 20 ülkeden en üst düzey uzmanların katıldığı projede en yaygın 50 kanser türü hakkındaki tüm veriler incelenecek. Yaklaşık 5 yıl sürmesi planlanan çalışmada dünyanın en önde gelen kanser uzmanları bugüne kadar elde edilen tüm veriler ışığında bu hastalığa çare bulmaya çalışacak.&#160; </p>
<p>&#160;</p>
<p><b>5 yıl çalışacaklar</b>    <br />Projenin toplam bütçesi açıklanmadı ancak sadece Almanya’nın araştırma için 5 yıl için 15 milyon dolar aktardığı biliniyor. Projenin başlaması dört yıl önceye dayanıyor. 2006’da bir araya gelen İngiliz ve ABD’li uzmanlar ICGC bünyesinde daha önce yapılmış kanser araştırmalarını incemlemeye başladı. Daha sonra İngiliz ve Fransız bilim adamalarının da katılımıyla proje genişletildi. Projede İngiliz ve Fransızlar meme karseni, Kanadalılar pankreas kanseri, Çinliler mide kanseri, Hintliler ağız kanseri ve Japonlar karaciğer kanseri üzerine yoğunlaşıyor. Çalışma bugüne kadar dünyadaki en geniş kapsamlı proje olarak nitelendiriliyor.     <br /><b>KANSERLE SAVAŞTA CEPHELER</b>    </p>
<p><img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; margin: 0px 10px 0px 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="3 (77)" border="0" alt="3 (77)" align="left" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/Kanserekardnyasavabalad_137A0/377.jpg" width="174" height="180" /> AMELİYAT: İlerleyen kanser vakalarında, tümörün sökülüp alınması halen bir numaralı yol.     <br />IŞIN TEDAVİSİ: X ışınları, ameliyattan geriye kalan küçük tümörleri veya hücreleri öldürüyor.     <br />KEMOTERAPİ: Toksik ilaçlar olan bu ilaçlar, kanserlilerin sağlıklı hücreleri de öldürüyor.     <br />HEDEFLİ TERAPİ: Nokta atışıyla Sadece kanserli bölgedeki hücreleri öldürüyor.     <br />IMMUNOTERAPİ: Bağışıklık sisteminin kansere bağışıklı hale getirilmesini içeriyor.     <br />ABD’de 1996-2004 yılları arasında kanser hastaları ile yapılan araştırmada, teşhisten sonra 5 yıl daha yaşama oranları hesaplandı.     <br /><b>En tehlikelisi pankreas kanseri</b>    <br />Prostat %99     <br />Melanoma %89     <br />Bağırsak kanseri %67     <br />Böbrek %67     <br />Kolon %65     <br />Lösemi Kanseri %51     <br />Yumurtalık %46     <br />Beyin kanseri %35     <br />Mide Kanseri %25     <br />Akciğer Kanseri %16     <br />Karaciğer %11     <br />Pankreas %5 <a href="http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=290637&amp;Categoryid=41&amp;ref=f5haber.com" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/index.php/kansere-karsi-dnya-savasi-basladi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
