<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</title>
	<atom:link href="http://www.kanserliyiz.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kanserliyiz.com</link>
	<description>Kanser,Hastalık,Akciğer,Akciğer kanseri,Alternatif Tıp,Alçı,Anilin,Apoptosis,Asbest,Bağışıklık sistemi,Cerrahi,doktor, bebek isimleri, beden dili, hekim, hastalık, sağlık, cinsel, şifalı bitkiler, bitki, herbal, halk, saglik, yemek tarifleri, akademi, ilkyardım, ideal weight, kilo, kalori,kanser,terim,terimler,medikal,bitkiler, akciğer kanseri,toraks, tümör, Göğüs, akciğer, kanser, dernek, akdk, ulusal, oncology, onkoloji, akdk2008, chemotherapy, kemoterapi, metastas, takd, sigara, sağlık, tıp, medikal, medical, kongre, congress, derneği, cancer</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 17:03:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Tuzlu gıdalar kanser nedeni</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/tuzlu-gidalar-kanser-nedeni.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/tuzlu-gidalar-kanser-nedeni.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 17:03:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4398</guid>
		<description><![CDATA[Bilinen en eski kanser türlerinden biri olan mide kanserine; 40 yaş üzerinde sıklıkla rastlanıyor. Beslenme alışkanlığı ile yakından ilgili olan mide kanserini aşırı tuzlu yiyecekler, koyu çay, tütsülenmiş besinler ve sigara kullanımı tetikliyor. Mide kanseri; eski Mısırlılar&#8217;dan bu yana bilinen bir kanser türü. Bu kanser türü, belirli bölgelerde ve toplumlarda daha sık görülüyor. İstatistiksel veriler; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinen en eski <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >kanser</a> türlerinden biri olan <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/mide-kanseri"title="Mide Kanseri" >mide kanseri</a>ne; 40 yaş üzerinde sıklıkla rastlanıyor. Beslenme alışkanlığı ile yakından ilgili olan mide kanserini aşırı tuzlu yiyecekler, koyu çay, tütsülenmiş besinler ve sigara kullanımı tetikliyor.</p>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/images5.jpg"><img title="images" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="382" alt="images" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/images_thumb5.jpg" width="255" align="left" border="0" /></a> Mide kanseri; eski Mısırlılar&#8217;dan bu yana bilinen bir kanser türü. Bu kanser türü, belirli bölgelerde ve toplumlarda daha sık görülüyor. İstatistiksel veriler; Amerika&#8217;da kansere bağlı ölümlerin yemek alışkanlıklarının olumlu yönde gelişmesi ve çevresel faktörlerin düzelmesiyle 7&#8242;nci sıraya düştüğünü gösteriyor.</p>
<p>ÜLKEMİZDE ARTIYOR   <br />1930&#8242;larda kanser, ölüm nedenleri arasında erkeklerde ilk sıralarda yer alırken, son 50 yılda bu oranın Japonya dışındaki gelişmiş sanayi ülkelerinde belirli şekilde düştüğü gözlendi. İlk kez tanımlandığı eski Mısır&#8217;dan bu yana gerek toplum sağlığı, gerekse cerrahi açıdan sorun olan mide kanseri; son yıllarda ülkemizde artış göstermekte. Birçok ülkede sosyo-ekonomik durum ile mide kanseri arasında ilişki saptandı. Sosyoekonomik düzeyi düşük olan ülkelerde mide kanseri görülme ihtimali, diğerlerine oranla 2.5 kat fazla. Ayrıca çok kesin olmamakla birlikte madencilerde, balıkçılarda, tarım işçilerinde mide kanseri riski daha yüksek. Bu farklılığın beslenmeden ileri geldiği öne sürülüyor. 40 yaşın altındaki kişilerde seyrek rastlanıyor. Ne var ki son dönemde bu yaş ortalamasının da ülkemizde düştüğü görülüyor.    <br />İNATÇI HAZIMSIZLIK    <br />Mide kanseri erken evrelerde belirli bir semptom göstermez. Bu dönemdeki en önemli belirtinin inatçı hazımsızlık olduğu söylenebilir. Hazımsızlık, vakaların yüzde 50&#8242;inde görülüyor. İlk belirtilerin ortaya çıkışı ile tanı konulması arasında ortalama 6-9 aylık bir süre geçiyor. En sık rastlanan belirtiler ise; iştahsızlık, halsizlik, hızlı kilo kaybı, bulantı, mide yanması, yemeklerden sonra dolgunluk. Üç hastadan biri ağrı şikayetiyle hekime başvuruyor. Bazı vakalarda ağrı; kalp ağrısını bile taklit edebiliyor. Ağrının süreklilik kazanması, <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/tumor"title="Tümör" >tümör</a>ün mide dışına yayıldığını düşündürür. Midenin, bağırsağa açılan bölümdeki tıkanıklık hastada kusmaya; yemek borusundaki tıkanıklık ise yutma güçlüğüne sebep olur.     <br />HASTALARIN YARISINDA KİTLE ELE GELİR    <br />Mide kanseri sıklıkla gizli kanama yapar. Bu yüzden hastalar gereksiz yere anemi (kansızlık) tedavisi görür. Mide kanseri hastalarının yarısında kanserli kitle ele gelir. Kitlenin ele gelmesi hastalığın ileri devrede olduğunu gösterir. Bu durumda olan hasta ameliyat şansını kaybeder. Kimi vakalarda ise hastanın karnında sıvı olduğu görülür. Bu durum ise tümörün karın zarına yayıldığını gösterir. Erken tanı; erken evrelerdeki tümörün yakalanması bakımından önemlidir.    <br />BESLENME ALIŞKANLIKLARI İLE KANSER BAĞLANTISI    <br />Ülkelerin beslenme alışkanlıkları mide kanseri riskini belirleyen faktörlerden. Japonya&#8217;da pirinç ve tütsülenmiş balık; Galler&#8217;de kızarmış yiyecekler; Arnavutluk&#8217;ta patates; Finlandiya&#8217;da tahıl ürünleri; Türkiye&#8217;de tuzlanmış kırmızı et, aşırı kırmızı et tüketimi mide kanseri riskini artıran etkenler arasında. Sigara, aşırı tuzlu yiyecekler ve koyu çay da mide kanserini tetikliyor. Ayrıca besinlerin saklanmasında kullanılan tuz ile konserve yapımında kullanılan katkı maddelerine dikkat etmek gerekiyor. Pişirme alışkanlıkları da mide kanseri ile bire bir ilişkili; yüksek hararette pişirmek, kansere sebep oluyor.    <br />SOL BOYUNDAKİ KİTLEYE DİKKAT!    <br />Jinekolojik muayenelerde yumurtalıklarda tespit edilen kitle &#8216;krukenberg tümörü&#8217; denir. Bu da kanserin yumurtalıklara sıçradığını gösterir. Ayrıca sol boyun ve omuz arasındaki kitleye de dikkat edilmeli.<a href="http://www.stargazete.com/saglik/tuzlu-gidalar-kanser-nedeni/haber-578744" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/tuzlu-gidalar-kanser-nedeni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekstil boyasında kanser riski</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/tekstil-boyasinda-kanser-riski.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/tekstil-boyasinda-kanser-riski.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:44:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4395</guid>
		<description><![CDATA[Salam ve sucuk gibi gıda ürünlerinden sonra giyim sektörünü mercek altına alan Deşifre, bebek önlüğünden tişörte 20 üründen numune alıp analiz ettirdi. Numunelerin yüzde15&#8242;inde kanserojen madde ortaya çıktı Deşifre ekibi, birbirinden ünlü giyim firmalarında ve çarşı-pazarlarda satılan kıyafetleri mercek altına aldı. Bebek önlüğünden iç çamaşırına, çoraptan tişörte, pantolondan gömleğe varıncaya kadar onlarca giysiden numune alan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Salam ve sucuk gibi gıda ürünlerinden sonra giyim sektörünü mercek altına alan Deşifre, bebek önlüğünden tişörte 20 üründen numune alıp analiz ettirdi. Numunelerin yüzde15&#8242;inde <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >kanser</a>ojen madde ortaya çıktı</p>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/31.jpg"><img title="3 (1)" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="334" alt="3 (1)" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/31_thumb.jpg" width="248" align="left" border="0" /></a> Deşifre ekibi, birbirinden ünlü giyim firmalarında ve çarşı-pazarlarda satılan kıyafetleri mercek altına aldı. Bebek önlüğünden iç çamaşırına, çoraptan tişörte, pantolondan gömleğe varıncaya kadar onlarca giysiden numune alan ekip, bunları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından referans kabul edilen TürkLab laboratuarlarında analiz ettirdi.     <br /><b>     <br />ALERJİK SORUNLARA YOL AÇIYOR       <br /></b>İstanbul&#8217;un ünlü alışveriş merkezlerinden alınan 20 numunenin yüzde 15&#8242;inde kanserojen madde tespit edildi. Ayrıca çarşı ve pazarlardan alınan onlarca numune üzerinde de aynı şekilde kanserojen etkiye sahip kimyasal bulundu. Uzmanlara göre, tekstil ürünlerinde kullanılan boyalar, kırışmayı önleyen ve parlaklık veren bir etkiye sahip. Ancak bu kimyasallar çocuk ve erişkinlerde alerjik sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca giysilerde kullanılan kimyasallar, kanser ve otoimmün hastalıklarla da yakından ilişkilendiriliyor. Tekstilde kullanılan kimyasalların miktarı toksik düzeydeyse birçok organda toksik etkiler de görülebiliyor. Tekstil fabrikalarında uzun süre çalışan işçilerde ise bissinozis denilen ve astıma benzeyen kronik akciğer hastalığına neden olabiliyor. Hangi ünlü firmalara ait giyim eşyalarında kanserojen madde tespit edildi? Halk sağlığını kimler, neden tehlikeye atıyor? Kıyafet alırken nelere dikkat etmeli? Araştırma dosyasının ayrıntıları ve analiz sonuçları bu akşam A Haber&#8217;de saat 20.15&#8242;te, Mehmet Ali Önel yönetimindeki Deşifre&#8217;de ekrana gelecek. <a href="http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/05/18/tekstil-boyasinda-kanser-riski" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/tekstil-boyasinda-kanser-riski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserin doğum yerini buldular</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/kanserin-dogum-yerini-buldular.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/kanserin-dogum-yerini-buldular.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:39:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4392</guid>
		<description><![CDATA[Bilim insanları insanın genetik bilgisini taşıyan DNA&#8217;daki bir maddenin şu ana kadar aynı sayılan değişik iki halinin kanser ve beyin hastalıkları olmak üzere birçok rahatsızlıkta önemli rol oynadığını keşfetti. Tüm organizmaların canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan nükleik asit olan DNA&#8217;yı oluşturan dört temel azotlu bazdan biri olan sitozinin iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Bilim insanları insanın genetik bilgisini taşıyan DNA&#8217;daki bir maddenin şu ana kadar aynı sayılan değişik iki halinin kanser ve beyin hastalıkları olmak üzere birçok rahatsızlıkta önemli rol oynadığını keşfetti.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/35.jpg"><img title="Close View of a DNA Strand" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="321" alt="Close View of a DNA Strand" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/35_thumb.jpg" width="321" align="left" border="0" /></a> Tüm organizmaların canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan nükleik asit olan DNA&#8217;yı oluşturan dört temel azotlu bazdan biri olan sitozinin iki modifikasyonu da aynı şey gibi görünüyor. Ancak aslında farklı şeyler olduğu ortaya çıktı. </p>
<p>Bilim insanları bu modifikasyonların belli başlı dokular ve hücre tiplerinde tam olarak nerede bulunduğunu saptamanın yolunu bilmiyorlardı. Şimdi ise Chicago Üniversitesi, Ludwig Kanser Araştırma Enstitüsü, California Üniversitesi, San Diego ve Emory Üniversitesi araştırmacılarından oluşan bir ekip bunun için yeni bir teknik geliştirdi.   <br />Ekip söz konusu tekniği insan ve fare embriyonik kök hücrelerinden alınan DNA&#8217;daki 5-metilsitozin (5-mc) ve 5-hidroksimetilsitozin&#8217;in (5-hmc) haritasını çıkarmakta kullandı. Böylece onların dağılım modelleri hakkında yeni bilgiler ortaya çıkarıldı. Bu çalışmaların en önemli yanı DNA&#8217;daki modifikasyonların hücre bölünmesi, kanser ve beyin fonksiyonları gibi temel yaşamsal işlemlerde büyük rol oynaması. </p>
<p>Chicago Üniversitesi&#8217;nden Profesör Chuan He, &quot;Bunlar genlerin şekillenmesini düzenliyor ve kök hücre gelişimi, kanser gibi birçok hastalık, sinirsel hastalıklarda geniş kapsamlı bir etkide bulunuyor. Hatta insan beyninin gelişimini bile etkileyebiliyor&quot; dedi. Bilim insanları 5-mc&#8217;nin yapısını onyıllardır inceliyorlar. Bununla birlikte araştırmacılar 5-hmc&#8217;nin DNA&#8217;da önemli miktarda mevcut olduğunu sadece birkaç yıldır biliyor. 5-mc ise genellikle &quot;devre dışı kalmış&quot; genlerde bulunuyor ve &quot;devreye girmemesi&quot; gereken genlerin &quot;sessizliğine&quot; yardımcı oluyor. </p>
<p>Ama tezat olacak şekilde 5-hmc aktif genlerde, özellikle beyin hücrelerinde daha da ağırlık kazanıyor. 5-mc&#8217;yi 5-hmc&#8217;ye dönüştüren Tet enzimlerindeki kusurlar <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/kan-kanseri-yaygin-miyelom"title="Kan Kanseri" >kan kanseri</a> oluşumuna yol açıyor. TAB-Seq adlı yöntem ise 5-hmc&#8217;yi doğrudan ölçüyor. Böylece 5-hmc&#8217;nin tüm gen haritasını ilk kez sunuyor. 5-hmc&#8217;nin DNA&#8217;daki kesin yerinin ve seviyesinin belirlenmesini sağlayacak. Böylece DNA yapısında yapılacak düzenlemelerle başta kanser olmak üzere birçok hastalığın önüne geçilebilecek. <a href="http://www.hurriyet.com.tr/planet/20580165.asp" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/kanserin-dogum-yerini-buldular.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#220;&#231; fincan i&#231; &#246;l&#252;m riskini % 10 azalt</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/fincan-i-lm-riskini-10-azalt.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/fincan-i-lm-riskini-10-azalt.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:37:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4389</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan Ulusal Kanser Kurumu&#8217;nun araştırması günde üç fincan kahve içen yetişkinlerin bazı hastalıklara bağlı ölüm riskini yaklaşık yüzde 10 azalabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya, 1995-1996 yıllarında 50 ila 71 yaşında olan 400 bin kişi katıldı. Katılımcıların sağlık durumu 31 Aralık 2008&#8242;e kadar izlendi. UYARI GELDİ &#8216;New England Journal of Medicine&#8217; dergisinde yayımlanan araştırma, günde ortalama üç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Ulusal <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >Kanser</a> Kurumu&#8217;nun araştırması günde üç fincan kahve içen yetişkinlerin bazı hastalıklara bağlı ölüm riskini yaklaşık yüzde 10 azalabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya, 1995-1996 yıllarında 50 ila 71 yaşında olan 400 bin kişi katıldı. Katılımcıların sağlık durumu 31 Aralık 2008&#8242;e kadar izlendi.</p>
<p><strong><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/374.jpg"><img title="3 (74)" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="262" alt="3 (74)" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/374_thumb.jpg" width="349" align="left" border="0" /></a> UYARI GELDİ</strong>    <br />&#8216;New England Journal of Medicine&#8217; dergisinde yayımlanan araştırma, günde ortalama üç fincan normal ya da kafeinsiz kahve içenlerin, kalp-damar, solunum, şeker hastalıkları, inme ve yaralanmaya bağlı ölüm riskinin içmeyenlere göre daha az olduğunu gösterdi. Bilim adamları, bu sonuçların &#8216;kahvenin ömrü uzattığı&#8217; anlamına gelmediğini de belirtti.<a href="http://www.aksam.com.tr/uc-fincan-ic-olum-riskini-10-azalt--116504h.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/fincan-i-lm-riskini-10-azalt.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Telefonu aşırı kullanmak baz istasyonundan zararlı</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/telefonu-asiri-kullanmak-baz-istasyonundan-zararli.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/telefonu-asiri-kullanmak-baz-istasyonundan-zararli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4384</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi (İU) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, baz istasyonundan uzaklaştıkça cep telefonun yaydığı ışıma şiddetinin arttığını ve baz istasyonundan daha yüksek hale geldiğini belirterek, “Bu yüzden baz istasyonlarından uzaklaşmak yerine daha yakın yerlerde iletişim kurulmalıdır” dedi. Prof. Dr. Kalkan, yaptığı açıklamada, cep telefonunun iletişim teknolojisinin bir parçası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>İstanbul Üniversitesi (İU) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, baz istasyonundan uzaklaştıkça cep telefonun yaydığı ışıma şiddetinin arttığını ve baz istasyonundan daha yüksek hale geldiğini belirterek, “Bu yüzden baz istasyonlarından uzaklaşmak yerine daha yakın yerlerde iletişim kurulmalıdır” dedi.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/166532121.jpg"><img title="16653212" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="335" alt="16653212" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/16653212_thumb1.jpg" width="423" align="left" border="0" /></a> Prof. Dr. Kalkan, yaptığı açıklamada, cep telefonunun iletişim teknolojisinin bir parçası olduğunu, bu teknolojiden vazgeçebilmenin artık mümkün olmadığını dile getirdi.    <br />Bu teknolojinin doğru ve emniyetli bir şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Kalkan, Türkiye&#8217;de bu konuda oluşan standartları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu&#8217;nun (BTK) denetlediğini hatırlattı.    <br />Cep telefonu teknolojisinin elektromanyetik dalgalarla çalıştığını aktaran Kalkan, “Cep telefonu teknolojisinin belirli frekansları var. Bu frekanslar 900 &#8211; 1800 &#8211; 2100 yani birinci, ikinci ve üçüncü nesil gibi. Bunların yaydığı elektromanyetik dalganın dünyaca bilinen bir sınırı vardır. Bu sınır insan vücudunun sıcaklığını 1 derece artıran 2000 volt/metredir. Yani buna zararlı sınır diyoruz. Bunun için uluslar arası standartlarda ICNIRP ya da Dünya Sağlık Teşkilatı&#8217;nın önerdiği rakam 2000 volt/metrenin 50&#8242;de 1&#8242;i olan yani 40 volt/metredir. Türkiye, bunu ayrıca tek baz istasyonu için 10 volt/metreye kadar indirdi” diye konuştu.    <br />İlk çıkan örneklerde bu değerlerin çok fazla olduğunu, yeni teknolojilerle birlikte söz konusu değerlerde düşüş yaşandığını dile getiren Tunaya Kalkan, cep telefonunun tam iletişime geçtiği zaman 6-7 volt/metre, baz istasyonlarının değerinin ise genellikle 1-2 volt/metreyi geçmediğini bildirdi.    <br /><strong>Cep telefonunun aşırı kullanımı     <br /></strong>    <br />Baz istasyonlarına uzak bir yerde cep telefonuyla konuşmak isteyen bir kişinin kullandığı cihazın bağlantı kurmak için daha şiddetli sinyaller gönderdiğini belirten Kalkan, “Baz istasyonundan uzaklaştıkça cep telefonun yaydığı ışıma şiddeti artar ve baz istasyonundan daha yüksek hale gelir. Bu yüzden baz istasyonlarından uzaklaşmak yerine daha yakın yerlerde iletişim kurulmalıdır” dedi.    <br />Baz istasyonlarının da sık sık ve mümkün olduğu kadar yakın konmasında yarar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kalkan, cep telefonunun yaydığı şiddetli sinyallerden korunmak için bazı konulara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.    <br />Prof. Dr. Tunaya Kalkan, önerilerini şöyle sıraladı: “Telefonu açtığınızda doğrudan kafaya dayamayın. İlk açılış sırasında cep telefonu şiddetini yükseltir. Cep telefonunu mümkün olduğu kadar kalp üzerinde, belde taşımak yerine, ceket cebinde, masa üstünde, çantada tutmakta yarar vardır. Eğer çocuklara veriyorsanız, yaşı çok küçük olanlara değil de aklı başında olanlara ve nasıl kullanacağını öğreterek verin. Cep telefonu eğer aşırı kullanıyorlarsa kulaklık ya da bluetooth tercih edilmeli. Eğer günde 3 &#8211; 5 dakika haberleşme amacıyla kullanıyorsa, bu kadar sürede şu ana kadar bilimsel hiçbir veri bunların kanser yaptığını net bir şekilde ortaya koyamadı.”<a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/20567342.asp" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/telefonu-asiri-kullanmak-baz-istasyonundan-zararli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Radyasyondan kurtulmak i&#231;in &#246;neriler</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/radyasyondan-kurtulmak-iin-neriler.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/radyasyondan-kurtulmak-iin-neriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:37:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4381</guid>
		<description><![CDATA[Teknolojinin insan üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bilim dünyası her fırsatta uyarıyor ama hala gereken önlemler alınmıyor. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ümit Göktolga özellikle 16 yaş altındaki gençlerin cep telefonu kullanmasının çok sakıncalı olduğunu belirterek, elektromanyetik radyasyondan korunmak için pratik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Teknolojinin insan üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çalışmalarını yoğunlaştırdı.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/radyasyondankurtulmakicinoneriler2270247.jpg"><img title="radyasyondan-kurtulmak-icin-oneriler-2270247" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="302" alt="radyasyondan-kurtulmak-icin-oneriler-2270247" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/radyasyondankurtulmakicinoneriler2270247_thumb.jpg" width="402" align="left" border="0" /></a> Bilim dünyası her fırsatta uyarıyor ama hala gereken önlemler alınmıyor. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/kadin-hastaliklari"title="Kadın Hastalıkları" >Kadın Hastalıkları</a> Uzmanı Doç. Dr. Ümit Göktolga özellikle 16 yaş altındaki gençlerin cep telefonu kullanmasının çok sakıncalı olduğunu belirterek, elektromanyetik radyasyondan korunmak için pratik önerilerde bulundu.    <br />İnsanoğlunun yaşamını kolaylaştırmak için hızla gelişmeye devam eden teknoloji beraberinde ciddi sağlık sorunlarını da getirdi. Obetize, kalp, kanser, diyabet 21 yüzyılın en yaygın ve en ölümcül hastalıkları olarak anılırken üreme sağlığının da tehlike altında olduğu Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çalışmaları ile ortaya konuldu. Ancak insanoğlu hala önlem almıyor. Halbuki günlük yaşamda alınacak pratik önlemlerle elektromanyetik radyasyondan korunmak mümkün… Nasıl mı? Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları Uzm. Doç. Dr. Ümit Göktolga bu konuda şunları söyledi:    <br />“16 yaşın altındaki çocukların WHO’nun tavsiye etmemesine rağmen giderek artan oranda cep telefonu kullanıyor olması, çocukların yaşamları boyunca yetişkinlerden daha çok radyofrekans radyasyona maruz kalacağı anlamına gelir. Bu da gelecekte onların üreme sağlığını tehlikeye sokabilir. Bu durumdan tedbir alıp korunmak mümkün.     <br />Elektromanyetik Radyasyondan Korunmak İçin Pratik Öneriler    <br />• Kullanmadığınız elektrikli aletleri ya kapalı tutunuz ya da fişten çıkarınız. Cihazlar &quot;Stand by&quot; konumunda kaldığı sürece elektromanyetik kirlilik yaratacaktır.    <br />• LED, LCD veya plazma bilgisayar ekranlarını kullanmaya özen gösteriniz. Bilgisayar ekranı ile klavye arasına 1 m. mesafe koymaya çalısınız, ekran filtresi kullanınız.    <br />• Ekonomi (halojen ve floresan) lambaları okuma lambası olarak kullanmamaya özen gösteriniz.    <br />• Dinlendirici bir uykuya geçmek için en ideal koşulun yatak odasında TV ve bilgisayar bulundurmamak veya bu cihazların tamamen kapalı konumda olmasını sağlamak olduğunu hatırlayın.    <br />• Saç kurutma makinesinin manyetik alanı yüksektir bu nedenle, sürekli kullanmak yerine aralıklarla kısa süreli kullanınız. Uyku düzeninizin bozulmaması için yatmadan hemen önce kullanmamayı tercih edebilirsiniz.    <br />• Yatak odasında başucunuzdaki duvarla komsunuzda bir elektronik aletin bitişik durmamasını sağlamaya çalısınız. Tüm VDU&#8217;lerin (TV, bilgisayar) arkalarında ElektroManyetik (EM) alan daha büyüktür. Komşunuzda bu aletlerin nereye yerleştiğine dikkat etmeye çalısınız.    <br />• Yatağınızı EM alanlardan mümkün olduğunca uzağa yerleştiriniz. Özellikle başucunuzun, herhangi bir elektromanyetik alan kaynağına uzak olmasına özen gösteriniz. Elektrikli cihazları prizden çekiniz, cep telefonunu kapatınız, zorunlu hallerde ise en az 1 metre uzakta tutunuz.    <br />• Bebek odası dinleme cihazların (baby phone) kullanılması önerilmemektedir. Kullanılması zorunlu olduğu hallerde bebek yatağından uzakta tutulmalı.    <br />• Bebek odaları, yatak odaları ve çocukların yakınında cep telefonu bulundurmamalıdır.    <br />• Cep telefonlarını sohbet amaçlı kullanmayınız, kullanmadığınız sürede mümkünse kapalı tutunuz. Kalp üzerinde, göğüste açıkken taşımamaya dikkat ediniz. Kalp pili kullanıcılarının telefonu üzerlerinde taşıması önerilmemektedir.    <br />• Cep telefonu kullanırken kesinlikle kablolu kulaklık kullanınız. Açık durumda iken vücudunuzdan mümkün olduğunca uzakta taşımaya özen gösteriniz. SAR değeri 1W/kg’dan az olan veya sıfıra en yakın telefonları tercih ediniz.    <br />• Çocuklarda ve gençlerde sinir sistemi ve beynin gelişimine devam ediyor olması dolayısıyla, yetişkinlerden daha çok risk altında olduğu bir gerçektir. Bu nedenle 16 yaş altındaki çocukların cep telefonu kullanmamaları, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilmektedir.    <br />• Hamilelerin cep telefonu kullanması önerilmemektedir. Çocukların ve yaşlıların zorunlu olmadıkça cep telefonu kullanmamalarına özen gösterin.    <br />• Cep telefonuyla konuşmak yerine mesajlaşmayı tercih etmek, cep telefonunu çekim gücünün zayıf olduğu yerlerde değil güçlü olduğu yerlerde kullanmak maruz kalınan EM alan seviyesi düşürülebilir.    <br />• Kablolu kulaklık olmadığı durumlarda telefonu açıp sonra kulağa götürülmelidir. Mümkünse hands-free (hoparlör) özelliği kullanılmalıdır. Kulağa götürülmesi durumunda telefonu birkaç cm uzakta konuşulmadır.    <br />• Evde kablolu ev telefonu, dışarıda kablolu iş telefonu ve ankesörlü telefon kullanmaya özen gösterin.    <br />• Kablosuz telefonlar da cep telefonu frekanslarında çalışmaktadır. Kablosuz telefonlar yerine klasik kablolu telefonları tercih ediniz. Kablosuz telefonu sohbet amaçlı kullanmamaya özen gösteriniz.    <br />• Dnternet bağlantısı için kablolu modem kullanılmalı. Bilgisayarda çalışırken bir antene çok yakın mesafede saatlerce oturuyorsunuz ve radyo frekans (RF) alanlara maruz kalıyorsunuz demektir. Bunu azaltmak ve önlemek için kablosuz teknolojilerini mümkün olduğunca kullanmamalıdır. Wi-Fi (kablosuz erisim) özelliği olan dizüstü bilgisayar kullandığınızda ve açık tutulduğunda cihazınız bir anten görevi görür ve etrafınızdaki tüm RF dalgaları toplar. Kablosuz interneti kullanmadığınızda bilgisayarın Wi-Fi özelliğini kapatınız.    <br />• Restoran, otel, tatil sitesi gibi yerlerde kablosuz internet erişimi olmayanları tercih ediniz.    <br />• Elektrikli tıraş makinesini mümkünse şarjlı modellerini kullanmayı tercih ediniz.    <br />• Tüplü (CRT) TV ekranlarından (ön ve arkasından) en az 2 m uzakta bulununuz. Mümkünse LED, LCD ve plazma ekranlar tercih edilmelidir.    <br />• Mikrodalga fırın çalışırken 1 m mesafeden daha yakınında olmamaya özen gösteriniz. Gerekmedikçe kullanmayınız. Mümkünse çalıştırıldığında mutfakta bulunmayınız.    <br />• Bazı kimseler EM alanlara diğerlerinden daha hassastır. Bu kimselerde bilgisayar monitörlerine ve diğer elektrikle çalışan aletlere karsı aşırı hassasiyet oluşabilir ve reaksiyonlar açığa çıkabilir. Bu reaksiyonlar:    <br />*Boğazda kuruluk hissi,    <br />*Gözde problemler (ağrı ve görme bozukluğu),    <br />*Baş ağrısı,    <br />*Alerji, yüzde kızarıklık,    <br />*Uykusuzluk,    <br />*Seslere karsı hassasiyet, işitme zorluğu,    <br />*Yorgunluk     <br />şeklinde ortaya çıkabilmektedir.    <br />“Teknoloji Sağlığınızdan Götürmesin!”    <br />Doç. Dr. Ümit Göktolga sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı bir çağda yaşıyoruz. Bu imkânlardan elbette faydalanmalıyız ancak kullandığımız her cihazın olumsuzlukları hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Bu bilgiler ışığında onları bilinçli ve amacına uygun kullanmalıyız. Genel olarak tüm toplumun özellikle de çocuk, yaşlı ve üreme çağındakilerin bu konuda dikkatli olması gerekir. Bir halk sağlığı tehdidi olması nedeniyle konuya paydaş olan tüm resmi otoritelerinde aynı duyarlılık ve bilinçle hareket etmeleri zorunlu hale gelmiştir. Unutmayınız ki herhangi bir teknolojik ürün yaşamınızı kolaylaştırıyorsa, karşılığında büyük olasılıkla sağlığınızdan götürüyordur.”<a href="http://saglik.milliyet.com.tr/radyasyondan-kurtulmak-icin-oneriler/genelsaglik/haberdetay/16.05.2012/1541042/default.htm" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/radyasyondan-kurtulmak-iin-neriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi izole edilmemiş evlerde kanser riski</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/iyi-izole-edilmemis-evlerde-kanser-riski.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/iyi-izole-edilmemis-evlerde-kanser-riski.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:33:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4378</guid>
		<description><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Radyoloji Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahar Baltalarlı, toprak zemine oturmuş, derin çatlakların bulunduğu, iyi izole edilmemiş evlerde radon gazının seviyesi yüksek olduğu için bu tür evlerde yaşayanların akciğer kanserine yakalanma oranının daha fazla olduğunu söyledi. Prof. Dr. Baltalarlı, akciğer kanserine neden olan etmenlerin öncelikle sigara olduğunu, radon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Radyoloji Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahar Baltalarlı, toprak zemine oturmuş, derin çatlakların bulunduğu, iyi izole edilmemiş evlerde radon gazının seviyesi yüksek olduğu için bu tür evlerde yaşayanların akciğer kanserine yakalanma oranının daha fazla olduğunu söyledi.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/16651824.jpg"><img title="16651824" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="255" alt="16651824" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/16651824_thumb.jpg" width="373" align="left" border="0" /></a> Prof. Dr. Baltalarlı, <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/akciger-kanseri"title="Akciğer Kanseri" >akciğer kanseri</a>ne neden olan etmenlerin öncelikle sigara olduğunu, radon gazının da önemli bir faktör niteliği taşıdığını ifade etti.    <br />Evlerde zemin çatlaklarından çıkan radon gazının maden ocakları, mağara ve su arıtma tesisleri gibi yerlerde yüksek oranda bulunduğunu belirten Baltalarlı, şöyle konuştu: “Birçok ülkede radonun sigaradan sonra akciğer kanserinin en önemli nedenleri arasında olduğu gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün verilerine göre radon gazına atfedilebilen akciğer kanserleri oranı yüzde 3 ile yüzde 14 arasında değişiyor. Radon düzeyi toprakla temas halinde olan bodrum katları, kiler veya diğer yapısal alanlarda genellikle yüksek. Toprak zemine oturmuş, derin çatlakların bulunduğu, iyi izole edilmemiş evlerde radon gazının seviyesi yüksek olduğu için buralarda uzun süre yaşayan kişilerin akciğer kanserine yakalanma oranı daha fazla.”    <br />Baltalarlı, radon gazının sigara dumanıyla birleşmesinin akciğer kanserine yakalanma oranını artırdığını ifade ederek, şunları söyledi: “Renksiz ve kokusuz olan radon gazı havaya karıştığı zaman zararsız. Radon gazı topraktan havaya kolaylıkla sızar ve alfa partikülleri denen iyonlaştırıcı radyasyon yayar. Bu partiküller elektrik yüklüdür ve bizlerin soluduğu havadaki tozlara ve diğer partiküllere yapışır. Sonuç olarak bu partiküller solunum yollarımıza yerleşebilir ve DNA&#8217;ya zarar vererek akciğer kanserine yol açabilir. Havadaki dolaşımdan dolayı dış ortamda radon seviyesi genellikle düşüktür. İçme suyunda da bulunabilen radonun konsantrasyonu suyun kaynağına göre değişir ve konsantrasyon zaman zaman tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Radon seviyesi yapı içinde ve kapalı ortamlarda yüksektir.”    <br />Baltalarlı, radon gazından korunulması için evlerin sık sık havalandırılması, sıva ve çatlakların onarılması gerektiğini söyledi.<a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/20566303.asp" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/iyi-izole-edilmemis-evlerde-kanser-riski.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Minik kanser savaş&#231;ıları</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/minik-kanser-savasilari.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/minik-kanser-savasilari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:28:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4372</guid>
		<description><![CDATA[1992 yılında Johns Hopkins Üniversitesi’nden bilim adamları Brokoli’nin içeriğindeki “Sulforaphane” molekülünün anti-kanserojen özelliklerini keşfettiler. Sulforaphane’nın bağışıklık sistemimizin kanserlerle mücadele eden “Faz II Detoxifikasyon Enzimlerini” uyardığı ve bu yolla kansere neden olan mekanizmaları bloke ettiği araştırmalarla gösterilmiştir. Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu, 1997 yılında araştırmacıların brokolinin tohumdan yeni çıkmış 3-4 günlük filizlerinin “sulforaphane” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>1992 yılında Johns Hopkins Üniversitesi’nden bilim adamları Brokoli’nin içeriğindeki “Sulforaphane” molekülünün anti-kanserojen özelliklerini keşfettiler.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/minikkansersavascilari22708582.jpg"><img title="minik-kanser-savascilari-2270858" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="306" alt="minik-kanser-savascilari-2270858" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/minikkansersavascilari2270858_thumb1.jpg" width="392" align="left" border="0" /></a> Sulforaphane’nın bağışıklık sistemimizin kanserlerle mücadele eden “Faz II Detoxifikasyon Enzimlerini” uyardığı ve bu yolla kansere neden olan mekanizmaları bloke ettiği araştırmalarla gösterilmiştir. Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu, 1997 yılında araştırmacıların brokolinin tohumdan yeni çıkmış 3-4 günlük filizlerinin “sulforaphane” bakımından erişkin sebzeye göre yaklaşık 50 kat daha yoğun olduğunu bulduklarını veya 50 gr kadar brokoli filizi yemenin 2,5 kg brokoli yemeye eşdeğer olduğunu belirtti. Yörükoğlu ayrıca vücudun ihtiyacı olan brokoli filizi ekstresini almak için uyun şartlarda işlenmiş brokolinin tüketilmesi gerektiğini bunun içinde artık Türkiye’de çay formatında bulunduğunu ekledi. </p>
<p>Bu çalışma ile birlikte bilim dünyasında Brokoli / Brokoli Filizi / Sulforaphane’e büyük bir ilgi başlamış ve günümüze gelindiğinde dünyanın önemli üniversite araştırma merkezlerinde bu konuda 500’ün üzerinde bilimsel çalışma yapılmış ve yayınlanmıştır.   <br />Sulforaphane’in başta prostat ve mesane kanserleri olmak üzere, meme, akciğer, pankreas ve kolon kanserlerinin önlenmesi ve tedavisinde çok etkili olduğu gösterilmiştir. </p>
<p>Sulforaphane değişik mekanizmalarla kanserin tüm safhalarında (oluşma, gelişme ve yayılma) etkili bir maddedir ve American Cancer Society haftada en az 3 kez “Brassica” grubu sebzelerden (başta brokoli) yenilmesini önermektedir.   <br />Epidemiyolojik çalışmalar taze meyve ve sebzeden zengin bir beslenme alışkanlığı olan toplum ve kişilerde kanser ve kalp-damar hastalığı görülme oranının %40 daha az olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni taze sebzelerde meyvelerde bulunan doğal bitkisel moleküllerdir (phytochemicals). Bu moleküllerin çoğu antioksidan karakterli olup sağlığımız için çok önemli fonksiyonlara sahiptir. Üzüm çekirdeği ve kırmızı şarapta bulunan “Resveretrol”, Yeşil çayda bulunan “ECGC”, domatesde bulunan “Likopen” ve belki en önemlileri olan “Sulforaphane” bu maddelerin belirgin örnekleridir. İleriki yıllarda bu maddelerin uygun şekilde saflaştırılıp ilaç haline getirilmeleri beklenmektedir. </p>
<p>Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu; ABD’de Johns Hopkins Üniversitesi patenti ile “Broccosprouts” adı altında üretilip pazarlanan brokoli filizinin olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde, brokoli filizi ekstresi içeren çaylar Türkiye’de eczanelerde kullanıma sunulduğunu brokoli filizi ve bu çayların; kanser tedavisi gören kişilere beslenme desteği ve tamamlayıcı tedavi olarak, kanser riski altında olan kişilere koruyucu olarak önerilmesi gerektiğini de söylüyor. </p>
<p>Çok yakın zamanda Michigan Üniversitesi’nde yapılan ve “Clinical Cancer Research” dergisinde yayınlanan bir çalışma Sulforaphane’in meme kanserlerinde <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/tumor"title="Tümör" >tümör</a> üreten kanser kök hücrelerini baskıladığını göstermiş ve bu olgunun <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/meme-kanseri"title="Meme Kanseri" >meme kanseri</a> riski altında olan kişilerin korunmasında önemli bir silah olabileceğini ifade etmiştir. </p>
<p>Brokoli filizinin (Sulforaphane’nin) yüksek dozlarda dahi bilinen bir yan etkisi olmadığı gibi kanser hastalarında kullanılan radyoterapi ve kemoterapi ilaçlarının etkilerini artırdığı ve bu ilaçlara karşı gelişebilecek direnci önlediği gösterilmiştir. </p>
<p>Öte yandan, Imperial College of London’da yapılan bir çalışmada Sulforaphane’nin anti kanserojen özelliklerinin yanı sıra Nrf2 genini uyararak damar hastalığına neden olan faktörleri bertaraf ettiği ve kalp ve damar hastalıklarından koruma sağladığı gösterilmiştir. </p>
<p>Sulforaphane’in Etkileri </p>
<p>1.Apple-tab-span&quot; style=&quot;white-space:pre&quot;&gt; Çok güçlü antioksidan: C ve E vitamini gibi klasik antioksidanlardan 12 kat daha uzun etkili.   <br />2. Kanserle mücadele eden Faz II detoksifikasyon enzimlerini uyararak kanser oluşumunu engeller.    <br />3. Kanser hücrelerinin bölünmesini ve çoğalmasını engeller (“ cell cycle arrest” ).    <br />4. Kanser hücrelerinin intihar etmesine neden olur (apoptosis).    <br />5. Kanser oluşumuna neden olan HDAC enzimlerini baskılar.    <br />6. Meme kanserine neden olan “kanser kök hücrelerini” ( CSC ) baskılar.    <br />7. Nrf2 genini uyararak damar duvarlarında hasar oluşumunu engeller. <a href="http://saglik.milliyet.com.tr/minik-kanser-savascilari/kanser/haberdetay/16.05.2012/1541116/default.htm?ref=milliyet_anasayfa" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/minik-kanser-savasilari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sporsuz yaşam kanseri tetikliyor</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/sporsuz-yasam-kanseri-tetikliyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/sporsuz-yasam-kanseri-tetikliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 22:19:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4369</guid>
		<description><![CDATA[Dört saygın tıbbi organizasyonun oluşturduğu bir grup, “Cancer” adlı yayın organında yayınladıkları raporda, her yıl Amerika’da ortaya çıkmakta olan yeni kanser türlerinin 1/3’ünün gelişiminde, aşırı şişmanlık (obezite) ve fiziksel aktivite eksikliğinin etkili olduğunu açıkladı. Rapor, CDC, North American Association of Central Cancer Registries, National Cancer Institude ve American Cancer Society tarafından hazırlandı. Geçtiğimiz günlerde yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dört saygın tıbbi organizasyonun oluşturduğu bir grup, “Cancer” adlı yayın organında yayınladıkları raporda, her yıl Amerika’da ortaya çıkmakta olan yeni <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >kanser</a> türlerinin 1/3’ünün gelişiminde, aşırı şişmanlık (obezite) ve fiziksel aktivite eksikliğinin etkili olduğunu açıkladı. Rapor, CDC, North American Association of Central Cancer Registries, National Cancer Institude ve American Cancer Society tarafından hazırlandı.</p>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/images4.jpg"><img title="images" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="368" alt="images" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/images_thumb4.jpg" width="221" align="left" border="0" /></a> Geçtiğimiz günlerde yeni spor araştırmaları için Amerika’ya giderek araştırmalar yapan Sports International’ın CEO’su Orhan Koral, bugüne kadar aşırı kilo&#160; ve hareketsiz yaşam ile şeker hastalığının, kalp hastalıklarının ve kireçlenmenin bağlantılarının bilindiğini ancak kanser ile bağlantısının henüz sağlık ve spora büyük önem veren Amerika’da bile halk tarafından anlaşılamadığını belirtti;&#160; “CDC’den Amanda Mills 2004 ve 2008 yılları arası kanser sebebiyle gerçekleşen ölüm oranının, erken teşhis, daha iyi tedavi ve başarılı sigara karşıtı kampanyalarıyla genel olarak %1.6 oranında azalırken, böbrek, pankreas, alt yemek borusu ve rahim kanserlerinin oranının 2008 yılından beri yıllık bazda arttığını ve özellikle bu kanser türlerinin artışının, hayat tarzı, şişmanlık, obezite ve oturularak yapılan hareketlerle yakınen ilintili olduğunu açıkladı.</p>
<p>Ayrıca verilere göre hareketsiz yaşam konusu teknolojinin hızla yayılmaya başlaması ile daha da arttı diyen Orhan Koral şöyle devam etti; Bu konuda Türkiye’de de biran önce önlem almalıyız. North Carolina Gillings School of Global Public Health Üniversitesi Beslenme Bölümü Başkanı June Stevens insanların vitamin veya mineral takviyeleri alarak kendileri için en iyi olanı yaptıklarını düşündüklerini fakat gerçekte yapmaları gerekenin fiziksel olarak aktif olmak ve kilolarını kontrol altında tutmak olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Düzensiz beslenme ve yetersiz fiziksel aktivitenin insanların sağlığını tehlikeye attığı günümüzde sağlık ve fitness endüstrilerince kabul edilmiştir; fakat bu gerçek halen geniş ölçüde göz ardı edilmekte, önemsenmemekte ve reddedilmektedir. Günümüzde Türkiye’de aşırı kilolu insan sayısı 22 milyona , diyabet hastası sayısı 10 milyona yaklaşmıştır.</p>
<p>Bizler bu konuya egzersizin ilaç olduğunu bilerek yaklaşıyoruz ve kulüplerimizin hepsinde kilo verme programı var. Bu rakam Amerika’da sadece %8. Türkiye’de yapılması gereken sportif yaşam konusunda daha çok bilinçlenerek daha çok insanı spor salonuna çekmek. Egzersizin en iyi ilaç olduğunu bilirsek daha çok insanın spor yapacağını ve hastalıklara karşı ilk baştan önlem alacağımızı düşünüyorum. Sporun uzun ve sağlıklı ömür getirdiğini bu veriler ile artık daha iyi anlamalıyız ve spora gitmemek için uydurduğumuz bahanelerden toplum olarak vazgeçmeliyiz. <a href="http://www.aksam.com.tr/sporsuz-yasam-kanseri-tetikliyor--116245h.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/sporsuz-yasam-kanseri-tetikliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların korkulu r&#252;yası</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/kadinlarin-korkulu-ryasi-2.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/kadinlarin-korkulu-ryasi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 14:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4364</guid>
		<description><![CDATA[Çikolata kisti nedir ve nasıl tedavi edilir? Pek çok kadında görülen ve sempatik ismine rağmen çeşitli sorunlara yol açan bu kistle ilgili bilmemiz gerekenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökçen Erdoğan anlattı. Rahmin iç dokularının rahim dışında olmasıdır. Endometriozisin en sık rastlandığı yerler yumurtalıklar, tüpler, karın zarı, bağırsaklar, idrar torbasıdır. Daha az oranda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Çikolata kisti nedir ve nasıl tedavi edilir?</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/742538_detay.jpg"><img title="742538_detay" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="345" alt="742538_detay" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/742538_detay_thumb.jpg" width="336" align="left" border="0" /></a> Pek çok kadında görülen ve sempatik ismine rağmen çeşitli sorunlara yol açan bu kistle ilgili bilmemiz gerekenleri <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/kadin-hastaliklari"title="Kadın Hastalıkları" >Kadın Hastalıkları</a> ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökçen Erdoğan anlattı.    <br />Rahmin iç dokularının rahim dışında olmasıdır. Endometriozisin en sık rastlandığı yerler yumurtalıklar, tüpler, karın zarı, bağırsaklar, idrar torbasıdır. Daha az oranda da vücudun farklı yerlerinde saptanabilir kulak, kemik gibi. Dokuların farklı bir yerde görülmesi denildiğinde, kanser olup olmadığı merak edilir. Fakat kötü, yani malign yapıda bir hastalık değildir.    <br />Endometriozise üreme çağındaki, cinsel olarak aktif, 20-40 yaş arası kadınlarda rastlanır, bu oran yaklaşık % 5-10 dur. Neden bu dönemde daha sık görülür: Aslında bu hastalığın nedeni tam olarak saptanamamasına ve çeşitli hipotezler üretilmesine rağmen, zemininde üreme çağında, salgılanan hormonlardan kaynaklandığı düşünülür ki bu da 20-40 yaşa denk gelir.    <br />Oluşması hakkında çeşitli hipotezler vardır:    <br />1- Adet döneminde adet kanının geriye doğru akıp tüplere ve karın içerisine doğru ilerlemesi ve orada konuşlanması,    <br />2- Rahmin iç tabakasının damarlar yoluyla vücutta diğer yerlere taşınması    <br />3- Karın içerisinde bulunan bazı hücrelerin çeşitli dönüşümlerle rahim iç dokusuna benzemesi.    <br />Hastalar hangi şikâyetlerle tarafımıza başvururlar:    <br />&#8211;En sık adetlerin sancılı olması görülür,    <br />&#8211;İlişki sırasında ve sonrasında ağrılar,    <br />&#8211;Sürekli bir kasık ağrısı, makada vuran ağrılar, dışkıda kan izlenmesi    <br />&#8211;Karın ağrısı, bel ağrısı, kasık ağrısı, bacak ağrısı    <br />&#8211;Eğer bağırsak tutulumu varsa kabızlık veya ishal    <br />&#8211;İdrar torbası tutulumu varsa idrarda kanama, yanma    <br />&#8211;Kısırlık(gebe kalamama)    <br />&#8211;Bazen adet döneminde kanama ile beraber olan, burun kanamaları, ya da vücudun çeşitli yerlerinde kanamalar, morluklar    <br />&#8211;Belki de halkımız tarafından en çok bilinen yumurtalıklarda bu birikimlere bağlı olarak görülen çikolata kistleri    <br />&#8211;Hiçbir şikayet vermeyebilir.    <br />Riskli guruplar:    <br />** Anne ve teyzede bu hastalığın olması kadında da olma ihtimalini arttırabilir.    <br />**Beyaz insanlarda ya da çekik gözlü asya ırkında daha çoktur.    <br />**Doğum yapmayan kadınlar daha fazla risk altındadır.    <br />Nasıl saptanır?    <br />Endometriozisde, kesin bu hastalıktır diyebilmemiz için, kadının karın içini gözümüzle görmemiz ve bu hastalığın yaptıklarını saptamamız gerekir, gerekirse de şüphelenilen alandan parça alınıp patolojik olarak değerlendirilir, eş zamanlı hastalığın kesin tanısı saptanır. Bu saptama, ister karından optik aletlerle içeriye girilerek olsun, ister karnı açarak olsun, girişim sonucunda, hastalığın olup olmadığının yanında, aynı zamanda hastalığın hangi aşamada olduğu da görülmüş ve buna göre de tedavi belirlenmiş olur. Çünkü endometriozis hafif, orta veya şiddetli yoğunlukta görülebilir.    <br />Operasyonda endometriozisin odaklarını karın içerisinde, küçük yaklaşık 2-3 mm büyüklüğünde mor, mavi, kırmızı, renkte oluşumlar şeklinde izleriz.    <br />Biz hekimler, özellikle adet döneminde fazla ağrı çeken ve uzun bir süre geçmesine rağmen gebe kalamayan kadınlarda endometriozisten şüphelenir ve bunu hastamızla mutlak paylaşırız. Öncelikle operasyon öncesi bir yol gösterici olan kanda CA-125 değerine bakılır. Bu değer kanda bir <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/tumor"title="Tümör" >tümör</a> belirtecidir, bu arada tümör kelimesi sizi endişelendirmesin illaki de kötü huylu demek değildir. Bunun yüksek çıkması tanıyı kesinleştirmez ama bizi tanıya yaklaştırır.    <br />Bu hastalıkta, belki de en önemli sonuç kısırlığa sebebiyet vermesidir. Her kadında kısırlık olur mu? Hayır tabiî ki… Her endometriozis hastasında kısırlık oluşmaz. Hatta hastaların yaklaşık %70&#8242;inin hiçbir gebelik için tedavi almasa da 3 yl içerisinde kendiliğinden gebe kalabildikleri saptanmıştır. Ama eğer kadın kısırsa, araştırılması gerekir., Bazı kadınlar, kendiliğinden gebe kalabilirken, bazıları gebelik için çeşitli tedavi yöntemlerine, aşılama veya tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyabilirler. Tüplerde, yumurtalıklarda ve karın içinde yapışıklık yaparak, yolları tıkayarak, ayrıca endometriozis odaklarından salgılanan bazı maddeler yumurta ve spermin döllenmesine, rahim içerisine yerleşmesine engel olarak bu duruma sebebiyet verebilir.    <br />Gebe kalan endometriozis kadınlar bazen endişelenebilir, acaba bu yapışıklıklar ve benim durumum bebeği etkiler mi diye ama, bilimsel olarak gebelikle ilgili konularda risk artışına rastlanmamıştır ki gebelik endometriozis hastalığının gerilemesini ve şikayetlerin azalmasını sağlar.    <br />Endometriozis odaklarının bir diğer özelliği, çevredeki komşularını rahatsız etmesi ve kistleşmesidir bu gibi durumlar da bizim için önemlidir hatta hastalık derecelendirilmesinde önem arzeder.    <br /><strong>Tedavi:</strong>    <br />Endometriozisin kesin ve kalıcı tedavisi yoktur. Tedavinin amacı, ağrıyı gidermek ve kısırlığı ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla tıbbi ve cerrahi tedaviler uygulanabilir. Eğer şikâyet,çok az şikayet var fakat bu günlük hayatını etkilemiyorsa ya da kadın menopoza dönemine yakınsa tedavi verilmeden takip edilebilir.    <br />Sorun neydi? Adet kanaması olduğunda rahim iç tabakasından başka yerlerde de kanamanın olmasıydı. O zaman yapılacak olan adet kanamasının sıklığını ve süresini azaltmak böylece de endometriozis riskini azaltmak. Gebelik ve menopoz dönemleri endometriozisin hafiflediği dönemler olduğu düşünülürse eğer vücutta yalancı bir menopoz yaparsak bu şikayetleri de azaltmış oluruz.    <br />Tedavide doğum kontrol hapları, GnRH analogları, danazol, progesteronlar kullanılır.    <br />Eğer endometriozis şiddetli ise ki bu durumda yumurtalıklarda çikolata kistleri ya da karın içinde kitleler oluşmuş olabilir, bu durumda ameliyat önerilmektedir. Amaç hem kistleri ve kitleleri almak hem de odaklardan vücudu temizlemektir.    <br />Ama genellikle endometrioziste tercih ettiğimiz ameliyat şekli, laparoskopi dediğimiz karından optik aletlerle deliklerden girmektir fakat bazen maalesef bu yetersiz kalabiliyor. Bunun kararı hekim tarafından verilebilir.    <br />Ameliyat ne şekilde yapılırsa yapılsın hem karın içindeki yapışıklıklar açılır bu ya kesilerek ya yakılarak yapılabilir, hem de odak dediğimiz birikintiler yakılır.    <br />Bu yapılanlar aslında kadının yaşadığı ağrı şikâyetinin azalmasında oldukça etkilidir, bu şikayetler bir süre geçer fakat bir süre sonra tekrar başlayabilir bu yüzden ameliyat sonrası hem ağrıların azalmasını hem de tekrarlamamasını önlemek için ilaç tedavisi verilir.    <br />Ağrı kesici ilaçlar ağrıların azaltılması için kullanılır, ağrıyı kesebilir ama bizim için önemli olan odakları geçirmediği için şikayetler devam edebilir.    <br />Kısırlık için, ilaçla ya da iğneyle yumurtlama tedavisi, aşılama veya tüp bebek gibi tedaviler uygulanabilir.    <br /><strong>Neden sizde oldu ki ?</strong>    <br />Herkeste olabilir rahat olun, bu süreç neden sorusunu araştırmaktan çok, bununla baş etmenin yollarını aramakla geçmelidir. Bu yüzden de mutlaka bir hekimden yardım almalısınız.<a href="http://www.haberturk.com/saglik/haber/742538-kadinlarin-korkulu-ruyasi" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/kadinlarin-korkulu-ryasi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser riskine bire bir!</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/kanser-riskine-bire-bir.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/kanser-riskine-bire-bir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 16:22:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4361</guid>
		<description><![CDATA[Yemeklerin üzerine serpiştirilen bir tutam kekik, prostat kanserini önlüyor! ABD’de New York Long Island Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, kekikte bulunan anti kanserojen “karvakrol” maddesi, prostat kanserine neden olan hücreleri imhaya zorluyor. Karvakrol sayesinde protonların hücre dışı sıvısına geçişi artıyor ve zarları parçalanan kanserleşen hücreler ölüyor. Tıp dilinde buna “Hücrelerin intiharı” deniyor. Uzmanlar 50 yaş üstü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemeklerin üzerine serpiştirilen bir tutam kekik, prostat <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >kanser</a>ini önlüyor!</p>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/8848198.jpg"><img title="8848198" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="270" alt="8848198" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/8848198_thumb.jpg" width="270" align="left" border="0" /></a> ABD’de New York Long Island Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, kekikte bulunan anti kanserojen “karvakrol” maddesi, <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/prostat-kanseri"title="Prostat Kanseri" >prostat kanseri</a>ne neden olan hücreleri imhaya zorluyor. Karvakrol sayesinde protonların hücre dışı sıvısına geçişi artıyor ve zarları parçalanan kanserleşen hücreler ölüyor. Tıp dilinde buna “Hücrelerin intiharı” deniyor. Uzmanlar 50 yaş üstü erkeklerin prostat kanserine yakalanmamak için her öğünde yemeklerinin üzerine bir çimdik kekik serpmelerinin faydalı olduğunu söylüyor.<a href="http://haber.gazetevatan.com/kanser-riskine-bire-bir/449888/41/Saglik" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/kanser-riskine-bire-bir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oral seks, ağız kanserine neden oluyor!</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/oral-seks-agiz-kanserine-neden-oluyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/oral-seks-agiz-kanserine-neden-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 16:06:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4358</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere Kanser Araştırmaları, ağız kanserinin son yılda büyük artış göstermesinin sebebini oral seks olarak açıkladı! İngiltere&#8217;de yapılan araştırmada, HPV virüsünün artış gösterdiği ve bunun da cinsel ilişki sırasında büyük risk oluşturduğu belirtildi. İngiltere&#8217;de geçen yıl 6200 ağız kanseri vakasının tepit edildiğine dikkat çeken uzmanlar, bunların üçte ikisinin erkeklerde görüldüğünü belirtiyorlar. Ağız kanserinin en önemli sebebinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><b>İngiltere <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >Kanser</a> Araştırmaları, <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/agiz-kanseri"title="Ağız Kanseri" >ağız kanseri</a>nin son yılda büyük artış göstermesinin sebebini oral seks olarak açıkladı! </b></p>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/a1JVNX.jpg"><img title="a1JVNX" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="248" alt="a1JVNX" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/a1JVNX_thumb.jpg" width="354" align="left" border="0" /></a> İngiltere&#8217;de yapılan araştırmada, HPV virüsünün artış gösterdiği ve bunun da cinsel ilişki sırasında büyük risk oluşturduğu belirtildi.     <br />İngiltere&#8217;de geçen yıl 6200 ağız kanseri vakasının tepit edildiğine dikkat çeken uzmanlar, bunların üçte ikisinin erkeklerde görüldüğünü belirtiyorlar.     <br />Ağız kanserinin en önemli sebebinin sigara ve alkol olduğunu belirten uzmanlar HPV virüsünün de kanser yapıcı özelliğine dikkat çekiyorlar.     <br />Özellikle erkeklerde daha fazla ağız kanseri vakasının rastlanmasını değerlendiren uzmanlar bunun bir sebebinin oral seks olabileceğini ifade ediyorlar.<a href="http://www.habera.com/Oral-seks-agiz-kanserine-neden-oluyor-haberi-147555.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/oral-seks-agiz-kanserine-neden-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakanlık&#8217;tan ila&#231; m&#252;jdesi</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/bakanliktan-ila-mjdesi.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/bakanliktan-ila-mjdesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 15:58:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4353</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, yurt dışından gelen ve sayısı 119 olan ilaç sayısını 299’a çıkarttı. Güncellenen yeni listede piyasada az bulunan ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da yer alıyor. Sağlık Bakanlığı, yurt dışı ilaç listesini yenileyerek, geçerli olan 119 ilaç sayısını 299’a çıkarttı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu bağlayan Sağlık Uygulama Tebliğine dayanarak yapılan güncellemeyle, temel olarak yaşamı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, yurt dışından gelen ve sayısı 119 olan ilaç sayısını 299’a çıkarttı. Güncellenen yeni listede piyasada az bulunan ve özellikle <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >kanser</a> tedavisinde kullanılan ilaçlar da yer alıyor.</p>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/images3.jpg"><img title="images" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="292" alt="images" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/images_thumb3.jpg" width="386" align="left" border="0" /></a> Sağlık Bakanlığı, yurt dışı ilaç listesini yenileyerek, geçerli olan 119 ilaç sayısını 299’a çıkarttı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu bağlayan Sağlık Uygulama Tebliğine dayanarak yapılan güncellemeyle, temel olarak yaşamı tehdit eden, hastaların yaşam kalitesini etkileyen başta kanser olmak üzere ciddi hastalıkların tedavisinde yurt dışından temin edilen ilaç listesi genişletildi. Ayrıca, bulunmasında sıkıntı yaşanan ve ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar da listeye eklendi. Yapılan değişiklikle, bu tip ilaçların yurt dışından temin edilmesi sürecinde, bürokratik engeller nedeniyle yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması amaçlandı. Ayrıca, SGK tarafından Sağlık Bakanlığı’nca yapılan bilimsel değerlendirmelerin daha iyi anlaşılması öngörüldü. Onay şartlarını yayımlayan Bakanlık, hastaların ve hasta yakınlarının onay başvurusu yapmadan ilaca erişmelerinin yolunu açıyor.</p>
<p>15 Mayıs’tan itibaren geçerli</p>
<p>İşleyişin kolaylaşması için yapılan değişiklikle, listeye yeni ilaçlar da eklendi. 1 Aralık 2010 tarihinde 119 olan ilaç sayısı söz konusu tarihten itibaren 299’a çıkartıldı. 299 ilacın 46’sı kanser, 44’ü kardiyolojik hastalıklar, 36’sı ciddi enfeksiyonlar, 38’i sinir sistemi hastalıkları, 9’u solunum sistemi hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçları kapsıyor. Yine metabolik hastalıklar, dermatolojik, sindirim sistemi hastalıklarıyla ilgili ilaçlar da bu listede bulunuyor. Piyasada bulunmasında sıkıntı yaşanan ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçların bulunduğu listede, temel kanser ilacı olan 8 ilaca da endikasyon şartı aranmadan onay veriliyor. Yeni liste, 15 Mayıs’tan itibaren geçerli olacak.<a href="http://www.stargazete.com/saglik/bakanliktan-ilac-mujdesi/haber-571854" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/bakanliktan-ila-mjdesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ardı&#231; yağı kanser h&#252;crelerini yok etti</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/ardi-yagi-kanser-hcrelerini-yok-etti.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/ardi-yagi-kanser-hcrelerini-yok-etti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 15:43:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4348</guid>
		<description><![CDATA[Kütahya&#8217;da iki lise öğrencisi, farelerden alınan kanserli hücrelerde deneyler yaparak, ardıç yağının meme kanseri hücrelerini yok ettiği sonucuna ulaştı. Özel Konuralp Fen ve Anadolu Lisesi 9&#8242;uncu sınıf öğrencileri Dilara Rabia Altıkat ve Hatice Kübra Saraoğlu, Biyoloji Öğretmeni Mehmet Ali Akyol danışmanlığında “Ardıç, Kantaron ve Çörek Otu Yağlarının Albino Mouse 4T1 Meme Kanseri Hücreleri Üzerindeki Etkisinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Kütahya&#8217;da iki lise öğrencisi, farelerden alınan kanserli hücrelerde deneyler yaparak, ardıç yağının meme kanseri hücrelerini yok ettiği sonucuna ulaştı.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/166046931.jpg"><img title="16604693" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="338" alt="16604693" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/16604693_thumb1.jpg" width="403" align="left" border="0" /></a> Özel Konuralp Fen ve Anadolu Lisesi 9&#8242;uncu sınıf öğrencileri Dilara Rabia Altıkat ve Hatice Kübra Saraoğlu, Biyoloji Öğretmeni Mehmet Ali Akyol danışmanlığında “Ardıç, Kantaron ve Çörek Otu Yağlarının Albino Mouse 4T1 <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/meme-kanseri"title="Meme Kanseri" >Meme Kanseri</a> Hücreleri Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi” konulu proje hazırlayarak, çeşitli proje yarışmalarına katıldı.</p>
<p>Söz konusu proje, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu&#8217;nun (TÜBİTAK) düzenlediği yarışmada Bursa&#8217;da yapılan bölge elemelerinde sergilenmeye değer görülürken, özel bir okulun organize edilen 20. INEPO Çevre Proje Olimpiyatı&#8217;nda ise çevre ve sağlık kategorisinde ikinciliği elde etti.   <br />Altıkat, yaptığı açıklamada, projeyi, çağın yaygın hastalıklarında biri olan meme kanserine hem doğal hem de ekonomik çözüm bulma düşüncesiyle oluşturduklarını bildirdi.</p>
<p>Kanserin ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırada geldiğini belirten Altıkat, “Ülkemizde yılda en az 20 bin kişiye meme kanseri teşhisi konulmaktadır. Bu yüzden geleneksel tıpta tedavi amacıyla kullanılan bitkisel uçucu ve sabit yağların meme kanseri hücreleri üzerindeki etkilerini araştırdık” dedi.</p>
<p><strong>ÇÖREK OTU VE KANTARONDA 3&#8242;TE 2 ORANINDA BAŞARI SAĞLANDI </strong></p>
<p>Saraoğlu da ardıç, kantaron ve çörek otu yağlarının meme kanseri hücresi üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Laboratuvarı&#8217;nda deneyler yaptıklarını anlattı.</p>
<p>Deneylerde, farelerden alınan Albino Mouse 4T1 meme kanseri hücrelerle ardıç, kantaron ve çörek otu yağlarını kullandıklarını ifade eden Saraoğlu, şöyle konuştu:   <br />“4 ayrı petri kabına, biri kontrol olmak üzere sırasıyla ardıç, çörek otu ve kantaron yağlarını ekledik ve 21 saat sonunda incelemeler yaptık. Yağların kanser hücreleri üzerinde etkili olup olmadığını, etkiliyse hangi oranda etkili olduğu kaydettik. Elde ettiğimiz sonuçlara göre, kontrol grubundaki hücrelere oranla ardıç yağı eklenen petri kabında canlı hücreye rastlamadık. Yani ardıç yağı eklenen hücre grubunda artış meydana gelmediği gibi, tüm canlı hücreleri de öldürdü. Çörek otu yağı ve kantaron yağı eklenen petri kabındaki hücrelerin ise 3&#8242;te 2&#8242;sinin yok olduğunu gözlemledik.”</p>
<p>Saraoğlu, fare meme kanseri hücrelerinin fizyolojik ve anatomik özellikleri bakımından insan meme kanseriyle büyük benzerlikler gösterdiğine dikkati çekerek, hücreler laboratuvar ortamında hızla çoğaldığı için kolaylıkla inceleyebildiklerini kaydetti.</p>
<p>Bu çalışmayla özellikle ardıç yağının onkolojik tedavi edici özelliği olduğunu kanıtladıklarını söyleyen Saraoğlu, klinik çalışmaların ayrı bir proje olarak sürdürülebileceğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Akyol ise çok pahalı olan kanser tedavisinin bu yöntemle gelecekte ucuzlayabileceğini dile getirdi.<a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/20531617.asp" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/ardi-yagi-kanser-hcrelerini-yok-etti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser hastalarına m&#252;jde!</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/kanser-hastalarina-mjde-2.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/kanser-hastalarina-mjde-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 15:40:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4345</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, yurt dışı ilaç listesini yenileyerek, geçerli olan 119 ilaç sayısını 299&#8242;a çıkarttı. Yeni listede yer alan ilaçlar arasında, piyasada bulunmasında sıkıntı yaşanan ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da bulunuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nu bağlayan Sağlık Uygulama Tebliğine dayanarak yapılan güncellemeyle, temel olarak yaşamı tehdit eden, hastaların yaşam kalitesini etkileyen başta kanser olmak üzere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Sağlık Bakanlığı, yurt dışı ilaç listesini yenileyerek, geçerli olan 119 ilaç sayısını 299&#8242;a çıkarttı.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/ilackanser.jpg"><img title="ilac-kanser" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="286" alt="ilac-kanser" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/ilackanser_thumb.jpg" width="381" align="left" border="0" /></a> Yeni listede yer alan ilaçlar arasında, piyasada bulunmasında sıkıntı yaşanan ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da bulunuyor.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nu bağlayan Sağlık Uygulama Tebliğine dayanarak yapılan güncellemeyle, temel olarak yaşamı tehdit eden, hastaların yaşam kalitesini etkileyen başta kanser olmak üzere ciddi hastalıkların tedavisinde yurt dışından temin edilen ilaç listesi genişletildi. Ayrıca, bulunmasında sıkıntı yaşanan ve ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar da listeye eklendi.</p>
<p>Yapılan değişiklikle, bu tip ilaçların yurt dışından temin edilmesi sürecinde, bürokratik engeller nedeniyle yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması amaçlandı. Ayrıca, SGK tarafından Sağlık Bakanlığı&#8217;nca yapılan bilimsel değerlendirmelerin daha iyi anlaşılması öngörüldü.</p>
<p><strong>Onay alınma şartı kalkıyor</strong></p>
<p>Güncellemeyle, onay alma süreci kalkıyor. Onay şartlarını yayımlayan Bakanlık, hastaların ve hasta yakınlarının onay başvurusu yapmadan ilaca erişmelerinin yolunu açıyor.</p>
<p>Bürokratik işleyişe göre, yurt dışı ilaçlar için reçete yazılıyor, ilgili reçete için rapor düzenleniyor ve rapor Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü&#8217;ne sunuluyordu. Burada onaylanan rapor daha sonra Türk Eczacıları Birliği&#8217;ne (TEB) iletiliyordu. Resmi kurumlarla protokolü bulunan TEB de ilacı stoklarından temin ediyor veya yurt dışından getirtiyordu.</p>
<p><strong>Yeni liste, 15 Mayıs&#8217;tan itibaren geçerli</strong></p>
<p>İşleyişin kolaylaşması için yapılan değişiklikle, listeye yeni ilaçlar da eklendi. 1 Aralık 2010 tarihinde 119 olan ilaç sayısı söz konusu tarihten itibaren 299&#8242;a çıkartıldı.</p>
<p>299 ilacın 46&#8242;sı kanser, 44&#8242;ü kardiyolojik hastalıklar, 36&#8242;sı ciddi enfeksiyonlar, 38&#8242;i sinir sistemi hastalıkları, 9&#8242;u solunum sistemi hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçları kapsıyor. Yine metabolik hastalıklar, dermatolojik, sindirim sistemi hastalıklarıyla ilgili ilaçlar da bu listede bulunuyor.</p>
<p>Piyasada bulunmasında sıkıntı yaşanan ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçların bulunduğu listede, temel kanser ilacı olan 8 ilaca da endikasyon şartı aranmadan onay veriliyor. Yeni liste, 15 Mayıs&#8217;tan itibaren geçerli olacak.<a href="http://haber.mynet.com/kanser-hastalarina-mujde-630189-saglik/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/kanser-hastalarina-mjde-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amazonlar&#8217;dan gelen mucize: Akai &#231;ileği</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/amazonlardan-gelen-mucize-akai-ilegi.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/amazonlardan-gelen-mucize-akai-ilegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 15:37:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/?p=4342</guid>
		<description><![CDATA[Güçlü bir antioksidan olan akai; önemli bir kanser savaşçısı. Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik bozuklukların tedavisinde de etkili SABAH&#8217;dan alınan bilgiye göre ;Amazonlar&#8217;da yetişen bir tür palmiye ağacının meyvesi olan akai çileği; Orta ve Güney Amerika&#8217;nın yerli halkları için çok önemli bir besin kaynağı. &#8216;Süper yiyecek&#8217; olarak bilinen ve yıllardır piyasada &#8216;acai berry&#8217; adıyla satılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güçlü bir antioksidan olan akai; önemli bir <a href="http://www.kanserliyiz.com/"title="kanser" >kanser</a> savaşçısı. Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik bozuklukların tedavisinde de etkili</p>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/amazonlardangelenmucizeakaicilegi.jpg"><img title="amazonlar-dan-gelen-mucize-akai-cilegi" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="261" alt="amazonlar-dan-gelen-mucize-akai-cilegi" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/05/amazonlardangelenmucizeakaicilegi_thumb.jpg" width="354" align="left" border="0" /></a> SABAH&#8217;dan alınan bilgiye göre ;Amazonlar&#8217;da yetişen bir tür palmiye ağacının meyvesi olan akai çileği; Orta ve Güney Amerika&#8217;nın yerli halkları için çok önemli bir besin kaynağı. &#8216;Süper yiyecek&#8217; olarak bilinen ve yıllardır piyasada &#8216;acai berry&#8217; adıyla satılan akai çileğinin, güçlü bir antioksidan olduğu bilimsel olarak da kanıtlandı.     <br /><b><strong>3 KAT ETKİLİ </strong></b>    <br />Akai tüketimi, sağlıklı insanların kanındaki antioksidan kapasitesinde üç kat artış sağlıyor. Akai çileği tamamen işlevsel bir biçimde hücrelere girerek, serbest radikalleri (hücrelere saldıran ve hücrelerde büyük değişimlere neden olan yırtıcı moleküller) nötralize ediyor. Antioksidan koruması ile rakipsiz gücünü ortaya koyan akainin hücresel yaşlanma ve oksidatif hasara karşı mücadelede etkinliği de söz konusu.     <br />Akai çileğinin önemli bir kanser savaşçısı olduğunu da belirtelim. Akai özlerinin yüzde 42 oranında <a href="http://www.kanserliyiz.com/kanserturleri/kolon-kanseri"title="Kolon Kanseri" >kolon kanseri</a> hücrelerinin çoğalarak artmasını önlediği saptandı. Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada; kobaylara kemoterapatik madde, doksorubisinden önce akai verildiği takdirde toksisitesini (zehir oranını) azalttığı ispatlandı. Son araştırmalar kronik hastalıklar üzerinde de önemli potansiyelini ortaya koyuyor.<a href="http://www.timeturk.com/tr/2012/05/11/amazonlar-dan-gelen-mucize-akai-cilegi.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/amazonlardan-gelen-mucize-akai-ilegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

