<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanser Hastalığına Dair Ne Varsa Hepsi burada</title>
	<atom:link href="http://www.kanserliyiz.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kanserliyiz.com</link>
	<description>Kanser,Hastalık,Akciğer,Akciğer kanseri,Alternatif Tıp,Alçı,Anilin,Apoptosis,Asbest,Bağışıklık sistemi,Cerrahi,doktor, bebek isimleri, beden dili, hekim, hastalık, sağlık, cinsel, şifalı bitkiler, bitki, herbal, halk, saglik, yemek tarifleri, akademi, ilkyardım, ideal weight, kilo, kalori,kanser,terim,terimler,medikal,bitkiler, akciğer kanseri,toraks, tümör, Göğüs, akciğer, kanser, dernek, akdk, ulusal, oncology, onkoloji, akdk2008, chemotherapy, kemoterapi, metastas, takd, sigara, sağlık, tıp, medikal, medical, kongre, congress, derneği, cancer</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 16:59:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2</generator>
		<item>
		<title>4 Şubat D&#252;nya Kanser G&#252;n&#252;</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/4-subat-dnya-kanser-gn.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/4-subat-dnya-kanser-gn.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 16:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/4-subat-dnya-kanser-gn.html</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada her yıl 12.7 milyon kişiye kanser tanısı konulmakta ve 7.6 milyon kişi kanserden ölmektedir. Bu hızla devam ederse 2030 yılında 26 milyon yeni tanı kanser vakasına ve 17 milyon ölüme ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu konunun en iyi yönü ise kanserlerin; %30-%40&#8242;ının potansiyel olarak önlenebilir olmasıdır. Tütün kullanımı, aşırı alkol tüketimi, güneşe fazla maruz kalma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Dünyada her yıl 12.7 milyon kişiye kanser tanısı konulmakta ve 7.6 milyon kişi kanserden ölmektedir.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/cancer_day.jpg"><img title="cancer_day" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="351" alt="cancer_day" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/cancer_day_thumb.jpg" width="351" align="left" border="0" /></a> Bu hızla devam ederse 2030 yılında 26 milyon yeni tanı kanser vakasına ve 17 milyon ölüme ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu konunun en iyi yönü ise kanserlerin; %30-%40&#8242;ının potansiyel olarak önlenebilir olmasıdır.     <br />Tütün kullanımı, aşırı alkol tüketimi, güneşe fazla maruz kalma ve obezite ile ilişkili kanserler için risk, bu risk faktörlerinden kaçınılması yanında; Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve enfeksiyonlardan korunma gibi sağlıklı yaşam davranışlarının benimsenmesi ile önemli ölçüde azaltılabilmektedir.     <br />Kanser vakalarının yarıdan fazlası ve ölümlerin % 60&#8242;ı az gelişmiş ülkelerde meydana gelmektedir. 2000-2007 yılları arasında kanserden ölen kişi sayısı % 32 oranında artmıştır.     <br />Son yıllarda giderek yoğunlaşan kayıtçılık çalışmaları sonucunda; Uluslararası kuruluşlarca kabul edilmiş, güvenilir kanser verilerimiz bulunmaktadır. Kanser verilerimizin kalitesindeki artışa paralel, yıllar içerisinde ülkemizdeki kanser insidansında da( görülme sıklığında) bir artış görülmektedir. Örneğin kayıtçılık çalışmalarına ilk başlanılan 2000 yılında erkeklerdeki kanser insidansı her 100.000 kişide 78 iken, bu rakam son verilerimizde 244&#8242;e kadar yükselmiştir. Bu aslında gerçek bir kanser salgını olmayıp, Sağlık Bakanlığı&#8217;nın son yıllarda kanser kayıtlarına verdiği önem sonucu kayıtların daha güvenilir hale gelmesi, kanser vakalarının tespit edilerek kayıt altına alınmasından kaynaklanmaktadır.     <br />Kanser Kayıtçılığı Nedir?     <br />Toplumda kanser olgularına ilişkin bilgi toplamak amacıyla yürütülen çabaların tümüne &quot;Kanser Kayıtçılığı&quot; denir. Toplanan bilgilerin kaynağını hastaneler, klinikleri laboratuarlar, tanı merkezleri ve diğer sağlık kuruluşları oluşturmaktadır     <br />Kanser Kayıtçılığı kanserle mücadelenin başlangıç noktasıdır. Hangi büyüklükte olursa olsun bir toplumda kanser kontrolü faaliyetlerini planlayabilmek ve etkin biçimde sürdürebilmek için doğru hedefler koymak ve etkin araçlar seçmek gerekir.     <br />Bunları yapabilmek için;     <br />Toplumda kanserin görülme sıklığı, özel grupların risk düzeyleri, kanser tiplerinin görülme sıklığı ve ölüm oranları gibi bilgilerin elde edilmesi zorunludur. Bu hızların hesaplanabilmesi gerekli bilgilerin derlenebilmesi için ilk koşul bilimsel ve sistematik bir &quot;Kanser Kayıtçılığı&quot; faaliyeti yürütülmesidir.     <br />Ülkemizde en sık görülen kanser akciğer kanseridir ve yılda 50.000 yeni olgu bu ölümcül kanserle karşı karşıya gelmektedir. Kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseri olup, yılda 16.000 kişiye meme kanseri teşhisi konmaktadır.     <br />Kanser görülme sıklığındaki bu artış sadece kayıtçılık verilerinin düzelmesi ile ilişkili değildir. Stres, sanayileşme, giderek artan sigara ve alkol kullanımı, beslenme ve çevresel faktörlere bağlı olarak da kanser görülme sıklığında gerçek bir artış da söz konusudur.     <br />Bu bilgiler ışığında Ülkemizin önde gelen bilim adamları ve sivil toplum örgütleri bir araya gelerek, Dünya Sağlık Örgütü ile uygulanacak olan Ulusal Kanser Kontrol Programımızı hazırlamışlardır. Bu program doğrultusunda Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü&#8217;nün başlattığı 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle; Kanser kayıtçılığı, önleme, erken teşhis, tedavi ve bakım gibi konularda farkındalık oluşturmaya çalışmaktadır. Bu faaliyetler illerde Sağlık Müdürlüğü Kanser Kontrol Birimleri aracılığıyla yürütülmektedir. Tüm hastanelerden gelen kanser vakalarının bildirimleri Birimlerde toplanmakta, istatistikleri çıkarılmakta ve kanserle mücadeleye katkı sağlanmaktadır.     <br />Unutmayınız! Kanser Bildiriminde bulunmak çözüme katkı sağlamaktır…<a href="http://www.haberler.com/4-subat-dunya-kanser-gunu-3327774-haberi/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/4-subat-dnya-kanser-gn.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şişmanlık kanser riskini y&#252;zde 30 artırıyor</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/sismanlik-kanser-riskini-yzde-30-artiriyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/sismanlik-kanser-riskini-yzde-30-artiriyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 16:47:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/sismanlik-kanser-riskini-yzde-30-artiriyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Vücuttaki yağ fazlalığının kanser riskini yüzde 30 oranında arttırdığını belirten Dr. Mehmet Öz, yağın vücutta hormon üreten bir organ gibi kanseri tetikleyici özelliğe sahip olduğunu söyledi. İSTANBUL &#8211; Kanser Haftası nedeniyle hastalıktan korunma için alınabilecek tedbirlere dikkat çeken Dr. Mehmet Öz, ailesinde kanser olanların kontrol altında olması gerektiğini söyledi. Bunun erken teşhis için önemine değinen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Vücuttaki yağ fazlalığının kanser riskini yüzde 30 oranında arttırdığını belirten Dr. Mehmet Öz, yağın vücutta hormon üreten bir organ gibi kanseri tetikleyici özelliğe sahip olduğunu söyledi. </h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/KLOOOO.hlarge.jpg"><img title="KİLOOOO.hlarge" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="282" alt="KİLOOOO.hlarge" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/KLOOOO.hlarge_thumb.jpg" width="395" align="left" border="0" /></a> İSTANBUL &#8211; Kanser Haftası nedeniyle hastalıktan korunma için alınabilecek tedbirlere dikkat çeken Dr. Mehmet Öz, ailesinde kanser olanların kontrol altında olması gerektiğini söyledi. Bunun erken teşhis için önemine değinen Öz, obezitenin kanser riskini yüzde 30 oranında arttıran etkenlerden biri olduğunu belirtti. Öz, kanserden korunmade beslenme alışkanlıklarının önemli rol oynadığını yineledi.</p>
<p><b><strong>KARACİĞER VE PROSTAT KANSERİNE LİKOPEN       <br /></strong></b>Dr. Öz’ün önerilerine göre domates, içerdiği yüksek likopen sayesinde karaciğer ve prostat kanseri riskini azaltıyor. Araştırmalar, yağ oranı yüksek gıdalar ya da ağırlıklı olarak kırmızı etle beslenen kişilerin prostat, kolon ve pankreas kanserine yakalanma risklerinin daha fazla olduğunu gösterirken; nohut, mercimek ve fıstık gibi isoflavone içeren besinleri tüketmenin de prostat kanseri riskini düşürdüğünü işaret ediyor. </p>
<p><b><strong>ARABANIZIN CAMLARINI AÇIK TUTMAYIN       <br /></strong></b>Karaciğer kanserini önlemek için sigaradan ve pasif içicilikten uzak durmak gerekiyor. Ayrıca araba camlarını açık tutmak ve karayollarındaki kirli havayı solumak da karaciğer kanserine sebep olabiliyor. </p>
<p><b><strong>ERKEKLER E VİTAMİNİNE DİKKAT ETMELİ       <br /></strong></b>Dr. Öz, yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, E vitamini desteği alanların da prostat kanserine yakalanma oranının daha yüksek olduğunu söyledi ve “Beslenmenizde vitaminin önemi büyük, ancak özellikle erkeklere multivitamin seçimlerinde düşük E vitamini olanları tercih etmelerini öneriyorum” dedi. </p>
<p>Kolon kanserinin erken teşhisi için dışkıda kan olup olmadığını düzenli olarak kontrol etmek gerekiyor. Günlük aspirin tüketimi ve lif yönünden zengin besinler tüketmek kolon kanseriyle mücadeleye yardımcı oluyor. Pankreas kanserine yakalanma riskini azaltmak içinse yağlı kırmızı et ve işlenmiş etten uzak durmak gerekiyor. Akşam yemeklerine kırmızı ve sarı sebzelerin eklenmesi de büyük önem taşıyor. </p>
<p><b><strong>MEME KANSERİNE KARŞI <strong>OMEGA 3 VE YEŞİL ÇAY         <br /></strong></strong></b>Dr. Öz, balık yağı ve omega 3 asitleri (DHA ve EPA) ile günde 3 bardak yeşil çay içmenin meme kanserine yakalanma oranını düşürdüğünü belirtti. Öz&#8217;e göre, haftada en az iki kez indole-3-carbiol maddesi içeren brokoli ve Brüksel lahanasını tüketmeyi ihmal etmemek gerekiyor. Cilt kanseri riskini azaltmak için günde iki bardaktan fazla alkol tüketilmemesi, 10-15 dakikadan daha uzun süre güneşe maruz kalınmaması, ayrıca vücuttaki benlerin düzenli olarak kontrol ettirilmesi de önemli unsurlardan. Yumurtalık kanserinin erken teşhisi için; idrara çıkma sıklığı, karın ağrısı gibi belirtilere dikkat etmek gerekiyor. </p>
<p><strong>İŞLENMİŞ GIDALARDAN UZAK DURUN     <br /></strong></p>
<p>Çabuk doygunluk hissi, ani kilo kaybı, göğüs kafesi altında hissedilen mide rahatsızlığı ise mide kanseri belirtilerinin başında geliyor. Dr. Mehmet Öz, mide kanserini önlemek için salamura, füme ya da işlenmiş etlerden ve tuzlu, mayalı yiyeceklerden uzak durmak gerektiğini belirtti. <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25318996/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/sismanlik-kanser-riskini-yzde-30-artiriyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ulucan: Arabamıza g&#246;sterdiğimiz &#246;zeni v&#252;cudumuza g&#246;stermiyoruz</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/ulucan-arabamiza-gsterdigimiz-zeni-vcudumuza-gstermiyoruz.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/ulucan-arabamiza-gsterdigimiz-zeni-vcudumuza-gstermiyoruz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 16:27:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/ulucan-arabamiza-gsterdigimiz-zeni-vcudumuza-gstermiyoruz.html</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada her yıl 12.7 milyon insana kanser tanısı koyulduğu ve 7.6 milyon insanın da kanserden öldüğü günümüzde, insanlar kanserle yüz yüze gelmekten çekiniyor. Kanserle Yaşam Derneği Başkanı İnci Ulucan, insanların, kendilerine kanser teşhisi konulmasını istemedikleri için doktora gitmediğini belirti. Bunun daha sonra kötü sonuçlar ortaya çıkardığını söyleyen Ulucan, &#34;Kanser derler diye gitmezsen o zaman biraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/memekanser2.jpg"><img title="meme-kanser2" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="384" alt="meme-kanser2" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/memekanser2_thumb.jpg" width="326" align="left" border="0" /></a> Dünyada her yıl 12.7 milyon insana kanser tanısı koyulduğu ve 7.6 milyon insanın da kanserden öldüğü günümüzde, insanlar kanserle yüz yüze gelmekten çekiniyor. Kanserle Yaşam Derneği Başkanı İnci Ulucan, insanların, kendilerine kanser teşhisi konulmasını istemedikleri için doktora gitmediğini belirti. Bunun daha sonra kötü sonuçlar ortaya çıkardığını söyleyen Ulucan, &quot;Kanser derler diye gitmezsen o zaman biraz geç kalmış oluyor. Geç kalmış olunca tedavisi de ona göre sonuçlanıyor ve sonunda beklenen sonuç oluyor.” dedi.</p>
<p>4 Şubat, dünyada kanser günü olarak biliniyor. Yapılan araştırmalarda, kansere önlem alınmadığı takdirde dünya genelinde kanser yükünün artarak, 2030 yılında 26 milyon yeni tanı kanser vakasının ortaya çıkacağı planlanıyor. Bunun sonuncunda da 17 milyon insanın hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Kansere neden olan etkenlerin başında ise tütün kullanımı, aşırı alkol tüketimi, güneşe fazla maruz kalma ve obezite ile ilişkili kanserlerle etkileşim olarak görülüyor.</p>
<p>İnsanların, kendilerinin kanser olduğunu öğrendiğinde büyük bir boşluğun içine düştüğünü belirten Kanserle Yaşam Derneği Başkanı İnci Ulucan, insanın aklına öncelikle ölüm korkusunun yerleştiğini söyledi. Kendisi de meme kanseri olan Başkan Ulucan, kanser olduğunu ilk duyduğunda, hayatının bir film gibi gözünün önünden geçtiğini ifade etti. &quot;İlk anda o şoku herkes yaşıyor. Daha sonra tedavi aşamasındaysa ameliyatsız, kemoterapi ile olacak bir şeyse tedavi sürecini kabullenmek ‘bu ilaçlar benim yararım için’ diyerek, psikolojik olarak da kabul etmek gerekir.” diyen Ulucan, kanserin üstesinden gelecek en büyük motivasyonun umut olduğunu söyledi.</p>
<p>KETEM ERKEN TEŞHİSTE GEÇ KALIYOR</p>
<p>Kanserle Yaşam Derneği Başkanı İnci Ulucan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Kanser Erken Tedavi Eğitim Merkezi (KETEM)’nin, kanser türleri hakkında vatandaşlara her konuda bilgi aktardığını ifade etti. Ulucan, &quot;KETEM’e giden bir bayana bir meme muayenesinin nasıl yapıldığını ayrıntılı olarak gösteriyorlar. Hem muayeneni yapıyorlar, gerekirse ultrason ile incelemeleri yapıyorlar hem de kendi kendine nasıl muayene edebilirsin, bunun eğitimini veriyorlar.” dedi.</p>
<p>KETEM’in erken teşhiste geç kaldığını belirten Ulucan,” KETEM’in tek olumsuz yanı 50 yaş üzerine hizmet veriyor. Ama bizim derneğimizde ne kadar üyemiz varsa hepsi 40 ila 45 yaş arası. Bu nedenle KETEM erken tanıda geç kalıyor. Bence erken tanıda yetersiz. Bu yaşın düşürülmesi lazım. Yaş, en az 40’a inmeli. 50 yaştan sonra biraz geç kalabiliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Kanserin, diğer hastalıklar gibi belirti ile ortaya çıkmadığını belirten Ulucan, bu hastalığın ne zaman ve nereden patlak vereceğinin belli olmadığını söyledi. Ulucan, konuşmasını şöyle özetledi: &quot;Arabamıza gösterdiğimiz özeni ne olur kendinize de gösterin. Kanserin kesin çözümü var, erken tanı.<a href="http://yurthaber.mynet.com/detay/eskisehir-haberleri/ulucan-arabamiza-gosterdigimiz-ozeni-vucudumuza-gostermiyoruz/102898" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/ulucan-arabamiza-gsterdigimiz-zeni-vcudumuza-gstermiyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kalıcı bilin&#231;lenme şart&#8217;</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/kalici-bilinlenme-sart.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/kalici-bilinlenme-sart.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 16:23:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/kalici-bilinlenme-sart.html</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbı Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, yayılmış meme kanseri hastalığının Türkiye&#8217;de de son derecede az görüldüğünü, ancak hala alınması gereken yol olduğunu söyledi. Büyükberber, Kayseri Hilton Oteli&#8217;nde düzenlenen “Meme Kanserinde Tartışmalı Konular Çalıştayı” öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye&#8217;de meme kanseri konusunda hala [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Anadolu Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbı Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, yayılmış meme kanseri hastalığının Türkiye&#8217;de de son derecede az görüldüğünü, ancak hala alınması gereken yol olduğunu söyledi.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/15707215.jpg"><img title="15707215" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="291" alt="15707215" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/15707215_thumb.jpg" width="453" align="left" border="0" /></a> Büyükberber, Kayseri Hilton Oteli&#8217;nde düzenlenen “Meme Kanserinde Tartışmalı Konular Çalıştayı” öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye&#8217;de meme kanseri konusunda hala yeterli bilinç olmadığını, bunu da meme kanserinin erken tanı metodu sayılan mamografi tetkikine yaklaşımdan anladıklarını kaydetti.    <br />Türkiye&#8217;de mamografi çektirmesi gerekenlerin yılda sadece yüzde 7-8&#8242;inin bu tetkiki yaptırdığına dikkati çeken Büyükberber, bunun da erken tanıyı geciktirdiğini belirtti. Buna rağmen son 3-4 yıl içerisinde meme kanserinin daha erken dönemde tespit edildiğini ifade eden Büyükberber, “Amerika&#8217;dan 10 yıl kadar geride seyreden bir oranımız var. Artık, yayılmış meme kanseri hastalığı ülkemizde de son derece az görülüyor. Hastalarımız erken dönemde başvuruyor. Ancak, hala alınması gereken yolumuz var” dedi.</p>
<p>Bir gazetecinin “Dizi oyuncularının meme kanserine yakalanması, halkın bilinçlenmesine katkı sağlıyor mu?” şeklindeki sorusu üzerine Büyükberber, şöyle konuştu:   <br />“Tabi şöhret her zaman daha cazip. Yıllardır Sağlık Bakanlığı kanser erken teşhis merkezleri bu konuda uğraşmasına rağmen, bu kadar bile olmadı. Hakikaten iki dizi oyuncusu meme kanseri olunca, bizim poliklinikler doldu taştı diyebilirim. Birkaç gün içinde binlerce insan mamografi için başvurdu. Tabi bu tip medyanın körüklediği kampanyalar gelip geçici oluyor. Bunların eğitim yoluyla kalıcı olması lazım. Kısa dönemde, birkaç ayda oluşan bilinç genelde kalıcı olmuyor. Bu da çok yararlı olmuyor ama her şey bir katkıdır. Onun da büyük katkısı olduğuna inanıyorum.”</p>
<p>Meme kanserinin yayılmış bile olsa tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu, tedavi için yeni geliştirilen ilaçlar bulunduğunu ifade eden Büyükberber, “Meme kanseri diğer kanser türlerine göre yaygınlığından dolayı üzerinde biraz daha fazla araştırma yapılan bir tür. Bu nedenle de tedavi edilebilirliği diğer kanserlerden daha iyi” diye konuştu.</p>
<p><strong>HER 8-9 KADINDAN BİRİNDE MEME KANSERİ GÖRÜLÜYOR </strong></p>
<p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Özkan da meme kanserinin en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p>Meme kanseri tedavisinde son yıllarda çok ciddi gelişmeler olduğunu ifade eden Özkan, bu sayede erken dönemde tespit edilen meme kanserinin daha etkin bir şekilde tedavi edilebildiğini kaydetti.</p>
<p>Özkan, bir toplumda kanser yaygınlaştığında bunun ünlü-ünsüz birçok insanı etkilediğini ifade ederek, “Bu nedenle herkesin bilinçli olması gerekiyor. Bunlar önemli faktörler, fakat basın yayın yoluyla halkın bilinçlendirilmesi çok önemli” dedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki meme kanseri istatistiklerinde “sorun” olduğunu söyleyen Özkan, şunları kaydetti:   <br />“Bu açıdan yüzde olarak net bir şey söylemek mümkün değil. Bunların istatistikleri daha çok Amerika&#8217;dan geliyor, biz o rakamlara göre konuşuyoruz ama şunu söyleyebiliriz, her 8-9 kadından birinde meme kanseri görülmekte. Bu oldukça sık bir oran olarak kabul edilebilir. Türkiye&#8217;de de aynı oranlara yakın olduğumuzu düşünüyoruz. Son yıllarda kayıt konusunda gelişmeler var. Önümüzdeki yıllarda daha sağlıklı verilerin elimize ulaşacağını düşünüyoruz. Bizim kliniğimizde yaptığımız çalışmada yüzde 25&#8242;lere yakın bir oranda meme kanseri en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, kanserden ölümlerde akciğer kanseri meme kanserinin önüne geçiyor.”</p>
<p>Yarın sona erecek çalıştaya, Türkiye&#8217;deki çeşitli üniversitelerden ve hastanelerden 100 onkolog katılıyor.<a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/19837756.asp" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/kalici-bilinlenme-sart.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserde doğurganlığın korunması</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/kanserde-dogurganligin-korunmasi.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/kanserde-dogurganligin-korunmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 20:07:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/kanserde-dogurganligin-korunmasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek tedavilerindeki gelişmeler ve ‘Doğurganlığın Korunması Programı’ ile kanser hastaları ileride çocuk sahibi olabiliyor. İSTANBUL &#8211; Meme kanseri ve lenfoma gibi bazı kanser türleri genç yaştaki insanları etkileyebiliyor. Tedavide sıklıkla kullanılan radyoterapi ve kemoterapi de ne yazık ki kısırlık sorununa ve erken menopoza neden oluyor. Günümüzde, yeni tedaviler sayesinde kanser hastalarının yaşam süreleri uzayabiliyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Tüp bebek tedavilerindeki gelişmeler ve ‘Doğurganlığın Korunması Programı’ ile kanser hastaları ileride çocuk sahibi olabiliyor.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/LIKITNITROJENDOLUDONDUR.hlarge.jpg"><img title="LIKIT-NITROJEN-DOLU--DONDUR.hlarge" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="277" alt="LIKIT-NITROJEN-DOLU--DONDUR.hlarge" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/LIKITNITROJENDOLUDONDUR.hlarge_thumb.jpg" width="369" align="left" border="0" /></a> İSTANBUL &#8211; Meme kanseri ve lenfoma gibi bazı kanser türleri genç yaştaki insanları etkileyebiliyor. Tedavide sıklıkla kullanılan radyoterapi ve kemoterapi de ne yazık ki kısırlık sorununa ve erken menopoza neden oluyor. Günümüzde, yeni tedaviler sayesinde kanser hastalarının yaşam süreleri uzayabiliyor ve önemli bir kısmında tam iyileşme sağlanabiliyor, ancak bu kez de çocuk sahibi olamama sorunu ortaya çıkıyor. </p>
<p>IVI Tüp Bebek Merkezi Direktörü Dr. Erdal Budak, &#8216;Doğurganlığın Korunması Programı&#8217; ile kanser hastalarının ileride çocuk sahibi olabildiklerini belirtti. Özellikle de kanser hastalığını yenen ve anne olmak isteyen genç yaştaki kadınların bu programa yoğun ilgi gösterdiklerini vurgulayan Dr. Budak, şunları söyledi: “Kanser tedavisi öncesinde kadınlarda yumurta veya yumurtalık dokusu, erkeklerde ise sperm dondurularak doğurganlık korunuyor. ‘Doğurganlığın Korunması Programı’ ile bu kişilerin ileride çocuk sahibi olabileceklerini bilmeleri, tedavi sürecinde hastaların mücadelelerinde önemli bir psikolojik destek sağlıyor.” </p>
<p>İspanyol Psikolog Pilar Dolz’un kanser hastalarında doğurganlığın korunmasına ilişkin araştırma sonuçlarına da değinen Dr. Erdal Budak, kanser tedavisi göreceğini öğrenen bir kişinin yumurta ya da sperm hücrelerini dondurabilmesinin, hastalığı geçici bir durum olarak görmesine ve hastalığı yeneceğini düşünmesine yardımcı olduğunu da belirtti. <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25318512/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/kanserde-dogurganligin-korunmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk &#252;&#231;teki kanserler</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/ilk-teki-kanserler.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/ilk-teki-kanserler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 17:52:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/ilk-teki-kanserler.html</guid>
		<description><![CDATA[Mevcut hızıyla devam etmesi halinde 2030 yılında 27 milyon kişide görülmesi öngörülen kanserler içinde akciğer, meme ve prostat kanseri ilk sıradaki yerini koruyor. ANKARA &#8211; Uzmanlar, kanserden korunmada ilk sırada sigara ve alkolden uzak durulması, yaş, cinsiyet, aile öyküsü göz önünde bulundurularak gerekli taramaların yaptırılması, sağlıklı beslenilmesi ve fiziksel aktiviteye önem verilmesi gerektiğini belirtiyor. 4 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Mevcut hızıyla devam etmesi halinde 2030 yılında 27 milyon kişide görülmesi öngörülen kanserler içinde akciğer, meme ve prostat kanseri ilk sıradaki yerini koruyor. </h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/kemoterapi.hlarge.jpg"><img title="kemoterapi.hlarge" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="315" alt="kemoterapi.hlarge" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/kemoterapi.hlarge_thumb.jpg" width="473" align="left" border="0" /></a> ANKARA &#8211; Uzmanlar, kanserden korunmada ilk sırada sigara ve alkolden uzak durulması, yaş, cinsiyet, aile öyküsü göz önünde bulundurularak gerekli taramaların yaptırılması, sağlıklı beslenilmesi ve fiziksel aktiviteye önem verilmesi gerektiğini belirtiyor. </p>
<p>4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıklama yapan Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Biri, erkeklerde akciğer kanserinden sonra 2. sırada prostat kanserinin geldiğini söyledi. Avrupa&#8217;da 2009 yılı itibarıyla 2.6 milyon yeni kanser vakası saptandığını belirten Biri, tüm kanser vakalarının yüzde 11&#8242;inin ve kanserden ölümlerin yüzde 9&#8242;unun prostat kanseri olduğunu ifade etti. Biri, prostat kanseri için bilinen en kuvvetli risk faktörünün genetik olduğuna, ailede prostat kanseri öyküsü olmasının prostat kanseri için risk oluşturduğuna dikkati çekerek, beslenme alışkanlığının da prostat kanseri gelişiminde etkili olabileceğinin düşünüldüğünü dile getirdi. </p>
<p>Genellikle 40 yaşın üstündeki erkeklerde görülen prostat kanserinin, erken dönemde belirti vermediğinden sinsi şekilde ilerlediğini ve ilerlediğinde kendini gösterdiğini ifade eden Biri, idrardan kan gelmesi, meniye kan karışması gibi bulguların hastalığın ilerlediğine ilişkin belirtiler olduğunu vurguladı. Biri, metastaz halinde ise kemiklerde ağrı olduğunu dile getirdi. </p>
<p>Biri, hastalığın erken teşhis edilmesi halinde tedavi başarısının da o kadar artacağına değinerek, &#8221;Teşhis anında kanser sadece prostatta sınırlı ise kanser hastalığından tamamen iyileşme şansı çok yüksektir&#8221; diye konuştu. Bu nedenle hiçbir işeme şikâyeti olmasa bile erkeklerin 50 yaşından itibaren yılda bir kez prostat kanseri taraması açısından doktora başvurmasını önerdiklerinin altını çizen Biri, &#8221;Amaç hastalığın prostatın içinde sınırlıyken yani hiçbir klinik belirtisinin olmadığı dönemde tespit edilmesidir&#8221; dedi. </p>
<p>Prof. Dr. Biri, prostat kanseri taraması için iki basit metodun bulunduğunu anlatarak, bunların prostat muayenesi ve kanda PSA denilen bir maddenin ölçümü şeklinde olduğunu söyledi. </p>
<p>Biri&#8217;nin verdiği bilgiye göre, hastalığın tedavisi tamamen evreye göre planlanıyor. Dikkatli izlem, cerrahi tedavi, radyoterapi, HIFU, hormonoterapi, kemoterapi gibi tedavi seçenekleri bulunuyor. Cerrahi tedavi açık cerrahi, kapalı cerrahi ve robotik cerrahi olarak yapılabiliyor. </p>
<p><b><strong>ÖNLENEBİLİR TEK KANSER TÜRÜ       <br /></strong></b>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Türkan Tatlıcıoğlu da akciğer kanserinin tüm dünyada en sık görülen kanser türü olduğunu, büyük oranda sigara kullanımına bağlı geliştiğini belirterek, &#8221;Önlenebilir tek kanser türü olarak da tanımlanabilir&#8221; dedi. </p>
<p>Akciğer kanserinin &#8221;yıllık yeni olgu sayısının 1 milyondan fazla olduğunu&#8221; belirten Tatlıcıoğlu, &#8221;Bu rakam, tüm yeni kanser olgularının yüzde 12.8&#8242;dir ve her yıl yüzde 3 artmaktadır. Günümüzde kanser ölümlerinin yüzde 17.8&#8242;inden akciğer kanseri sorumludur&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Tatlıcıoğlu, akciğer kanserinin daha sık olarak erkeklerde görüldüğünü ifade ederek, şöyle devam etti: &#8221;AB ülkelerinde erkeklerdeki kanserlerin yüzde 21&#8242;i, kadınlardaki kanserlerin yüzde 5&#8242;i akciğer kanseridir. Bu sigara alışkanlıklarındaki farktan kaynaklanmaktadır. ABD ve Batı Avrupa toplumlarında sigara karşıtı kampanyalar sonucu akciğer kanseri görülme sıklığı 1980&#8242;den sonra erkeklerde azalma eğilimine girmiştir. Kadınlarda ise sigara kullanımındaki artış nedeniyle, Doğu Avrupa ülkeleri ve ülkemizde akciğer kanseri sıklığının giderek artmakta olduğu görülmektedir.&#8221; </p>
<p>Akciğer kanserinin genellikle öksürük, balgam çıkarma, nefes darlığı, göğüs, omuz, kol veya sırt ağrısı, kan tükürme, ses kısıklığı, yüz ve boyunda şişme, hışıltılı solunum gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkati çeken Tatlıcıoğlu, &#8221;Ancak hastalığın başlangıç döneminde olguların büyük çoğunluğunda belirti yoktur. Üç haftadan uzun öksürük varlığında veya öksürükle birlikte balgamla karışık kan gelmesi gibi durumlarda mutlaka hekime başvurulmalı&#8221; uyarısında bulundu. </p>
<p><b><strong>MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI YARI YARIYA ARTTI       <br /></strong></b>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Bahadır Ege ise, kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin özellikle son 25 yıl içinde daha da arttığını belirterek, &#8221;25 yıl içinde kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı yarı yarıya arttı&#8221; dedi. </p>
<p>Daha önceleri her 16-17 kadından birinin meme kanseri riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Ege, günümüzde bu oran 7-8 kadında birine çıktı&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Ege, meme kanserinin daha çok gelişmiş ülkelerdeki kadınlarda görüldüğüne dikkati çekerek, kadınların geç ve az doğum yapmasının, bebeklerini daha az emzirmesinin, meme kanseri riskini artırdığına işaret etti. Meme kanserinde özellikle aile öyküsü bulunan kadınların düzenli kontrol ve taramalarını yaptırması gerektiği uyarısında da bulunan Ege, taramalarda elle muayene ve 40 yaşından sonra her yılda bir mamografi ile tarama yaptırılmasının uygun olduğunu söyledi. </p>
<p><b><strong>KANSERİN ÖNLENMESİNDE 10 TEDBİR       <br /></strong></b>Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi de kanserin önlenebilir bir hastalık olduğunu vurguluyor. Kanserin önlenmesinde 10 önemli tedbir şöyle sıralanıyor: </p>
<p>&#8221;Sigara kullanmayın, anne karnındaki bebeği ilaç, kimyasal maddeler, toksinler ve radyasyondan koruyun, çalışma ortamındaki zararlı maddelerden sakının, gereksiz radyolojik tetkiklerden kaçının, gereksiz ilaç kullanımından uzak durun, güneş ışığının zararlı etkilerinden korunun, düzenli egzersiz yapın, yüksek kalorili diyet ve katkı maddelerinden uzak durun, alkolden uzak durun ve böcek ilacı ile diğer tarım ilaçlarından uzak durun.&#8217; <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25318839/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/ilk-teki-kanserler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken teşhis i&#231;in ge&#231; kalıyorlar</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/erken-teshis-iin-ge-kaliyorlar.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/erken-teshis-iin-ge-kaliyorlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 17:45:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/erken-teshis-iin-ge-kaliyorlar.html</guid>
		<description><![CDATA[Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof.Dr. Sait Alan, “Bölge halkı tedavisi zor olan kanser hastalığına karşı bilinçsiz olduğu için genelde son evrede bize başvuruyor” dedi. Prof. Dr. Sait Alan, yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye&#8217;de yılda 120 bin, Diyarbakır&#8217;da ise 2 bin kişiye kanser tanısı konulduğunu söyledi. Alan, tüm dünyada olduğu gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof.Dr. Sait Alan, “Bölge halkı tedavisi zor olan kanser hastalığına karşı bilinçsiz olduğu için genelde son evrede bize başvuruyor” dedi.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/154131651.jpg"><img title="15413165" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="291" alt="15413165" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/15413165_thumb1.jpg" width="388" align="left" border="0" /></a> Prof. Dr. Sait Alan, yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye&#8217;de yılda 120 bin, Diyarbakır&#8217;da ise 2 bin kişiye kanser tanısı konulduğunu söyledi.</p>
<p>Alan, tüm dünyada olduğu gibi Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde de kanserli hasta sayısının arttığına dikkati çekti. Prof.Dr. Alan, Onkoloji Hastanesindeki polikliniklere günde yaklaşık 100 hastanın başvuruda bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Diyarbakır&#8217;da yılda 2 bin kişiye kanser tanısı konulduğunu bildiren Alan, “Bölge halkı tedavisi zor olan kanser hastalığına karşı bilinçsiz olduğu için genelde son evrede bize başvuruyor. Oysa kanser hastalığında erken teşhis ve tedavi önem arz ediyor” diye konuştu.</p>
<p>Prof.Dr. Alan, Onkoloji Hastanesinin tüm bölgenin ihtiyacına cevap verecek kapasitede olduğuna da işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:   <br />“Hastanemizdeki yatak sayısına ilave olarak ayakta tedavi ünitelerini de hayata geçirdik. Günde 200 kanserli hastaya ayakta tedavi hizmeti veriyoruz. Hastalar ilk tedavilerinin ardından ayın belli günlerinde gelip ayakta ilaçlarını alarak tedavilerini sürdürüyor. Hastalarımız ilaçları için hazırladığımız modern ünitede televizyon seyrederek tedavilerini gerçekleştiriyor.”</p>
<p>Alan, hastanelerindeki doluluk oranının önceki yıllara göre yüzde 100&#8242;e ulaştığını söyledi. Hastanelerinde son bir yıl içerisinde 114&#8242;ü bölgede yapılamayan ameliyat olmak üzere toplam 4 bin 541 ameliyat yapıldığını belirten Alan, “Üniversite hastanesi hem bölgede hem de komşu ülkelerde tercih ediliyor” dedi.<a href="http://www.hurriyet.com.tr/saglik/19830455.asp" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/erken-teshis-iin-ge-kaliyorlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A&#8217;Dan Z&#8217;ye Kanser &#8230;</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/adan-zye-kanser.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/adan-zye-kanser.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 02:38:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/adan-zye-kanser.html</guid>
		<description><![CDATA[Kanser nedir, nasıl oluşur, çevresel mi kalıtsal faktörler mi tetikleyicidir, günlük yaşamdaki hangi yanlışlar kansere ortam hazırlar, neden öldürücüdür, kemoterapi-radyoterapi iyileştirir mi, kanserde erken teşhis olur mu, mamografi ne zaman çektirmek gerek, prostat kanserini gösteren test var mı, kanserden korunmak mümkün mü, neden artıyor, şekeri sever mi ve kamuoyunda sıkça adı duyulan Kırmızı Reishi Mantarı’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Kanser nedir, nasıl oluşur, çevresel mi kalıtsal faktörler mi tetikleyicidir, günlük yaşamdaki hangi yanlışlar kansere ortam hazırlar, neden öldürücüdür, kemoterapi-radyoterapi iyileştirir mi,</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/rahim_kanseri_nasil_olusur_b.jpg"><img title="Belly." style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="330" alt="Belly." src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/rahim_kanseri_nasil_olusur_b_thumb.jpg" width="440" align="left" border="0" /></a> kanserde erken teşhis olur mu, mamografi ne zaman çektirmek gerek, prostat kanserini gösteren test var mı, kanserden korunmak mümkün mü, neden artıyor, şekeri sever mi ve kamuoyunda sıkça adı duyulan Kırmızı Reishi Mantarı’nın hangi özelliği kanseri yenmeye yardımcı oluyor?</p>
<p>Tüm bu soruları yaptığı açıklamalarla tabuları yıkan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın’a sorduk ve sizler için A’dan Z’ye Kanser Dosyası’nı hazırladık…</p>
<p>Her geçen gün artan kanser tür ve vakaları, yaş sınırının gittikçe gençleşmesi bu hastalığı hepimiz için korkulu bir rüya haline getirdi. Peki nedir bu illet, bu illetten kurtulmak, korunmak mümkün mü, çaresi var mı? Tüm bu soruları İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın’a sorduk… Ve Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın açıklamalarıyla sizler için A’dan Z’ye bir kanser dosyası hazırladık…</p>
<p>Hayatımızı sürdürebilmemiz için hücrelerimizin sürekli yenilenmesi yani bölünüp çoğalması gerekir. Yaşam süresini dolduran hücreler vücuttan atılır, yenileri oluşur. Bu denge genlerimizin kontrolü altındadır. Bazı genler hücrelerin bölünüp çoğalmasını sağlarken bazıları da aşırı hücre üremesini dizginler.</p>
<p><strong>*Kanser Nasıl Oluşur?</strong></p>
<p>Çocukluk çağı dışında yaşlanan hücrelerle yeni yapılanlar hemen hemen birbirine eşittir. Yani mekanizma açısından bakarsak kanser, aşırı hücre üremesinin dizginlenememesine, yani yıkımdan çok yapım olmasına verilen addır.   <br />Beslenme, hava kirliliği, radyasyon, sigara, çevre kirliliği, gıda katkı maddeleri ve çeşitli toksinlerin yaptığı hasar gen fonksiyonlarını bozduğu (mütasyon)için hücreler aşırı şekilde ürer. Hücrelerin aşırı şekilde üremesini dizginleyen genler ise aktiviteleri azaldığı ya da bu aşırılıklarla baş edemediği için kanser oluşur.</p>
<p>Yiyeceklerimiz ya da diğer çevresel faktörlerde bulunan kanser ajanları DNA’larımıza bağlanarak hasara uğratır. Hasar kritik düzeye ulaşınca da normal hücreler kanserli hücreler haline dönüşür. Sağlıklı bir insan vücudunda bulunan DNA onarım enzimleri ve diğer gen koruyucu mekanizmaları 24 saat içinde hasarın yüzde 90’ını temizler. Her insan hücresinde günde yaklaşık 10 bin mütasyon olur. Eğer DNA onarım enzimleri yoksa ya da yetersiz çalışıyorlarsa bu mütasyonlar hızla kansere yol açar.   <br />*Hücrelerin DNA onarım kapasiteleri sınırlıdır; sonsuz değildir. Bu nedenle gen koruyucu mekanizmalar son derece önemlidir. Genlerin korunmasındaki en önemli faktör ise onları besleyen besin maddeleri ve vitaminlerdir.</p>
<p><strong>*Kanserdeki hızlı artışın sebebi kalıtsal mı, çevresel faktörler mi?</strong>    <br />Kanser tüm dünyada en çok ölüme neden olan ikinci hastalık grubu (ilki kalp-damar hastalıkları). ABD’de 1900 yılında yüzde 3 olan kanserden ölüm oranı, 2000’de yüzde 24’e çıkmış. Yani ABD’de yüzyılda kanserden ölüm oranı 8 kat artmış. Bazı uzmanlar kanserdeki artışı yaşam süresinin uzamasına bağlasa da bu yanlış bir inanıştır. Çünkü aynı zaman içinde 65 yaşın üzerindekilerin total nüfusa oranı yüzde 4’ten yüzde 12’ye çıkmış. Yani üç kat artmış; sekize karşı üç kat. Demek ki kanserin artmasının temel nedeni yaşlı nüfusun artışı değil. Kanserin gelişimdeki hızlı artışta kalıtsal faktörlerin rolü de fazla değil. Kanser coğrafyaya göre de değişiyor. Tıbbi imkânların son derece az olduğu gelişmekte olan ülkelerde çok az kanser var. Fakat burada yaşayan insanların gelişmiş ülkelere göç ettikten bir iki yıl sonra kanser sıklığı artıyor. Bu durum kanserin, genetik nedenlerden çok çevresel nedenlere bağlı olduğunu ve bunun önlenebileceğini düşündürüyor. Çünkü akraba evliliklerinde aşırı bir artış olmadıkça genetik hastalıkların artması da mümkün değil.</p>
<p><strong>*Kanser neden öldürücü?</strong>    <br />Kanserlerin yaklaşık yüzde 80’inde neden bellidir. Vakaların yarısından fazlasını akciğer, kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri oluşturuyor. Akciğer kanseri beslenmeyle de ilgisi olmasına rağmen daha çok sigara tüketimi ile ilişkilidir. Kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri ise daha çok beslenmeye bağlıdır. AIDS, Ebstein-Barr virüsü (öpücük hastalığı) ve B hepatiti virüsü gibi enfeksiyonlar da başlıca kanser nedenleri arasında yer alır. Bu hastalıklar da sağlıklı beslenen insanlarda nadiren görülür. Bu arada önemli nedenler arasında radyasyon, elektromanyetik dalgalar, tarım ilaçları, gıda katkı maddeleri, GDO’lu yiyecekler, ağır metaller ve diğer kimyasal toksinler fiziksel ve kimyasal zararlılar başı çekmektedir.</p>
<p><strong>*Kemoterapi ve radyoterapi tümörün büyümesini engelleyebilir mi?</strong>    <br />Kemoterapi ve radyoterapi tümörün büyümesini azaltabilir ama her zaman tümörü yok edemez. Yok etse bile tümörün tekrarlama olasılığı vardır. Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahiden oluşan klasik kanser tedavisinin etkinliği birçok organ tümöründe artık plato çizmeye başladı. Artık tedavi başarısında hissedilir bir artış olmuyor. Ayrıca standart tedavi sırasında akut bir toksisite oluşması da önemli bir risktir. Bu nedenle klasik tedavinin toksisitesini azaltacak ve tümör eritici etkisini artıracak araçlar kanser tedavisinin başarısını artırabilecektir. İşte makro besinler, vitaminler, mineraller ve flavonoidler bu araçların başında gelmektedir.</p>
<p><strong>*Kanserde erken teşhis tedbirleri (mamografi, tümör belirteçleri vb) hakkında bilgi verir misiniz?</strong>    <br />Her kanser için söz konusu olmasa da bazı kanserlerde erken teşhis için bazı tedbirlere başvuruluyor. 40 yaşına gelmiş bir kadının her yıl mamografi yaptırması önerilir. Ama bu kadar sık alınan radyasyonun da kansere davetiye çıkarttığını unutmamak lazım. En iyisi kadınların ayda en az bir kere kendi memelerini elle yoklamalarıdır. Tabii ki bir kitle ele geliyorsa o zaman mamografi mutlaka yapılmalıdır. Kalın bağırsak kanserleri için dışkılamadaki değişiklikler önemli. İshal, kabızlık, dışkıda kan görülürse kolonoskopi yapmak şarttır.&#160; Kolonoskopinin bir zararı da yoktur.</p>
<p><strong>*Prostat kanserini gösteren bir test var mı?</strong>    <br />Prostat kanserlerinin çok büyük bir bölümü (%99) ölüme yol açmıyor, hastayla beraber mezara kadar sesi sedası çıkmıyor. Buna gizli prostat kanseri denir. Hatta bunların çoğunda parmakla yapılan muayenede de bir kitle ele gelmez. Başka nedenlerle ölmüş erkeklerin otopsilerinde Prostat Spesifik Antijen (PSA) testi bu gizli kanseri gösterebilir. Fakat bu testi yaptırmanın handikapı da vardır. Yüzde 99 oranla size hiçbir zararı olmayacak bir hastalığı tespiti, sizi ve hekiminizi lüzumsuz yere telaşa sevk edebilir. Gereksiz ve hayatınızı tehlikeye atabilecek tedavilerin yapılmasına yol açabilir.Aslında erken teşhis için harcadığımız emeğin yarısını erken korunmaya harcasak, kanseri azaltabiliriz.</p>
<p><strong>Kanser oranları sizce neden artıyor?</strong>    <br />Bence iki temel neden var; 1. Beslenmede yapılan hatalar, 2. Toksinler. Son yarım yüzyılda piyasaya 80.000 kimyasal maddenin girdiğini düşünürseniz sorunun büyüklüğünü anlayabilirsiniz.</p>
<p><strong> Kanser neden en çok şekeri sever?</strong></p>
<p>Son yıllarda beslenme düzenimizdeki en olumsuz değişim rafine şeker ve unlu gıdaların aşırı bir şekilde tüketilmesidir. Örneğin İngiltere’de 1815’te 5 kg civarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’te 50kg’ın üzerine çıkmış. Daha sonraki yıllarda un ve şeker tüketimi çılgınca artmaya devam etmiş. Örneğin 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşlar önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişler. Unlu, şekerli gıdaları aşırı tüketmek birçok hastalığın temel nedenidir. Kanser de bunların başında geliyor!</p>
<p>Aşırı şeker tüketimi ile kanser arasındaki ilişki iki kez Nobel Tıp Ödülü alan (1931 ve 1944) Alman Otto Warburg&#160; tarafından ortaya koyuldu. Warburg kanser hücrelerinin sağlıklı hücrelerden farklı bir metabolizması olduğunu göstermiştir. Vücudun normal hücreleri, enerjileri için hem oksijenli (aerobik), hem de oksijensiz (anaerobik) metabolizma yollarını kullanırlarken kanser hücreleri sadece oksijensiz (anaerobik) metabolizma yolunu kullanabilir. </p>
<p>Vücut, kanseri beslemeye çalışırken sürekli kapasitesinin üstünde çalışır. Eğer sevdiği besini (yani şekeri) vermezseniz kanser açlıktan ölmeye başlar. Bu nedenle kanser hücreleri şekeri kuru bir süngerin suyu emmesi gibi emer. Kanser hücreleri sağlıklı hücrelere göre 3-5 kat daha fazla şeker kullanır.</p>
<p>Bildiğimiz gibi onkologlar bazı kanser metastazlarını (sıçrama) saptamak için PET taramaları yapar. Bunun için hastaya damardan radyoaktif bir madde ile işaretlenmiş glükoz verilir! Çünkü işaretlenmiş glükoz molekülünün öncelikle gideceği yer kanser dokusudur. Fakat onkologların çoğu nedense bu bilgiyi hastalarından gizler! Şeker kanser yapar’ diyen hekimlere de şarlatan gözü ile bakılır.   <br />Şekerin tek zararı kanser dokusunu beslemesi değil. Aşırı un ve şeker tüketimi insülin direncine (metabolik sendrom) yani hiperinsülinizme yol açar. Hiperinsülinizm, insüline benzer büyüme faktörü (IGF-1) düzeyini artırır. Serbest IGF-1 hemen hemen bütün dokularda hücre üremesini kontrolsüz bir şekilde artırarak kansere neden olur. Normal tartılılarla kıyaslandığında vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olanlarda, yüzde 50-60 oranında daha fazla kanser görülmektedir. Sadece son 10 yılda Türkiye’deki şişmanlık iki kat arttı. Kanserdeki artıştan sorumlu olan faktörlerin başında da şişmanlık gelir.</p>
<p><strong>Kanser tedavisinde C vitamininin yararı var mıdır?</strong></p>
<p>Bilindiği gibi her kronik hastada C vitamini düzeyleri düşüktür. Fakat kanserli hastalarda bu oran çok daha düşüktür. Çünkü kanser hücreleri C vitaminini tıpkı bir vantuz gibi içlerine çeker ve vücudun zaten az olan C vitamini depolarını iyice tüketir. Peki kanser hücreleri C vitaminini severler mi? Aslında hayır. Ama onu glükoz zannederler. Çünkü C vitamininin molekül yapısı glükoza çok benzer. Bu nedenle kanser hücreleri C vitaminini glükoz zannederek içlerine çeker. Yani eğer kanda çok yüksek miktarda askorbik asit varsa kanserli dokuya geçen C vitamini miktarı da artar. </p>
<p><strong>Son yıllarda birçok hastalığın destek tedavisinde kullanılan Kırmızı Reishi Mantarı’nın kanserdeki tedavi edici ve koruyucu özellikleri nelerdir?</strong></p>
<p>Kırmızı Reishi Mantarı (G. Lucidum) çeşitli hastalıkların tedavisinde en çok kullanılan mantardır ve hastalıkların tedavisinde rol oyanayan birçok mekanizması vardır. Bu özellikleri büyük ölçüde polisakkaritlerden çok zengin olmasına bağlıdır. Mantarın yaklaşık %40’ı beta glukandır. Triterpenoidlerden de oldukça zengindir.</p>
<p>Kırmızı Reishi Mantarı aşağıdaki özellikleri nedeni ile birçok hastalığın tedavisinde etkilidir.   <br />- Histamin salgısını azaltmak    <br />- Karaciğer koruyucusu    <br />- Tansiyonu düşürmek (ACE inhibisyonu)    <br />- Kolesterol sentezini azaltmak    <br />- İltihabı azaltmak    <br />- Apoptozu sağlamak    <br />- Antioksidan etki    <br />- Antimikrobik etki    <br />- Immün modülasyon    <br />- Sakinleştirici etki    <br />- Anti-kanser etki</p>
<p>Bu hastalıkların başında alerji, karaciğer hastalıkları, hipertansiyon romatoid artit ve en önemlisi kanserler gelmektedir. Kırmızı Reishi Mantarı’na ‘Ölümsüzlük Mantarı’ diyenler de vardır.   <br />Kanserin yaygınlaşması ile birlikte insanlar doğal destek tedavilere ve de Kırmızı Reishi Mantarı’na yöneldi. Neden?    <br />Kanser tedavisinde en çok kullanılan mantar Kırmızı Reishi Mantarı’dır. Kırmızı Reishi Mantarı’nın kansere karşı etkisi kanser hücrelerine karşı toksik olmasına, iltihap azaltıcı etkisine ve immün modülatör etkisine bağlanmaktadır. En çok etkili olduğu kanserlerin başında meme, prostat ve akciğer kanserleri gelmektedir.</p>
<p><strong>Kemoterapi ve radyoterapi süresinde Kırmızı Reishi Mantarı kullanılabilir mi?</strong></p>
<p>Kırmızı Reishi Mantarı’nın kanser tedavisine destekleyici olduğu, kemoterapinin yan etkilerini azalttığı yönünde bilimsel araştırma sonuçları var.&#160; Ben de bu görüşü paylaşıyorum ve hastalarıma öneriyorum.   <br />Kanserden korunmak için nelere dikkat edelim?    <br />Günlük hayatımızda bazı tedbirler alırsak kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir:    <br />• Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.    <br />• Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.    <br />• Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin.    <br />• Bol taze sebze ve meyve yiyin    <br />• Yeterli omega-3 alın. Ayçiçeği, mısır, kanola, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, kaymak, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.    <br />• Kefir, ekşiyebilen yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin. Bu gıdaların fabrikasyon değil, doğal yöntemlerle üretilmiş olmasına özen gösterin.    <br />• Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.    <br />• Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse mandıra sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.    <br />• Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.    <br />• Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.    <br />• Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz).    <br />• Stresten uzak durun.    <br />• İyi uyuyun.    <br />• Çevresel toksin ve sigaradan uzak durun.    <br />• D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.    <br />• Yeteri derecede egzersiz yapın.    <br />• Aşırı alkol kullanmayın.    <br />• İşlenmiş soya ürünü yemeyin.    <br />• Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.    <br />• Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler.    <br />• Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın. Yemeklerinizi ve içeceklerinizi plastik kaplarda muhafaza etmeyin.<a href="http://saglik.milliyet.com.tr/a-dan-z-ye-kanser-/kanser/haberdetay/01.02.2012/1496639/default.htm" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/adan-zye-kanser.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Smear testi hayat kurtarıyor</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/smear-testi-hayat-kurtariyor.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/smear-testi-hayat-kurtariyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 02:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/smear-testi-hayat-kurtariyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ağzı kanserinin en önemli nedeninin Human Papilloma Virüs (HPV) olduğunu belirten uzmanlara göre, düzenli PAP smear testi yaptırmak, kanserden korunmada önemli rol oynuyor. İSTANBUL &#8211; Dünyada kadınlar arasında en sık görülen ikinci kanser türü, rahim ağzı kanseri. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer, ileri evreye ulaşıncaya dek herhangi bir belirti göstermeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Rahim ağzı kanserinin en önemli nedeninin Human Papilloma Virüs (HPV) olduğunu belirten uzmanlara göre, düzenli PAP smear testi yaptırmak, kanserden korunmada önemli rol oynuyor.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/forumdasnetkadinsagligi.hlarge.jpg"><img title="forumdasnetkadinsagligi.hlarge" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="303" alt="forumdasnetkadinsagligi.hlarge" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/forumdasnetkadinsagligi.hlarge_thumb.jpg" width="573" align="left" border="0" /></a> İSTANBUL &#8211; Dünyada kadınlar arasında en sık görülen ikinci kanser türü, rahim ağzı kanseri. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer, ileri evreye ulaşıncaya dek herhangi bir belirti göstermeyen rahim ağzı kanserinde, hastaların büyük çoğunluğunun düzenli PAP smear testi yaptırmadığı için artık cerrahi şansın kalmadığı safhada hekime gittiklerine dikkat çekiyor. Güçer, bu nedenle hastalıktan korunmada düzenli smear testi ve HPV aşısının büyük önem taşıdığının altını çiziyor. </p>
<p>Rahim ağzındaki anormal hücre çoğalmasıyla meydana gelen rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni olarak Human Papilloma Virüs (HPV) gösteriliyor. Cinsel ilişki ve temas yoluyla bulaşan HPV’nin kuluçka süresi yaklaşık dokuz ay olmakla birlikte, virüs yıllarca sessiz kalabiliyor. </p>
<p><b><strong>AŞI HPV&#8217;NİN İKİ TİPİNE KARŞI KORUYOR</strong></b>    <br />HPV’den korunmak için aşının önemli bir etken olduğunu dile getiren Doç. Dr. Güçer, “HPV aşısı canlı bir aşı olmadığı ve hepatit aşıları gibi genetik teknoloji ile hazırlandığı için birçok kişiye rahatlıkla uygulanabiliyor. Aşı üç doz olarak, altı aylık süre içinde, koldan uygulanıyor. Şu an piyasada bulunan HPV aşısı kansere sebep olan HPV tiplerinden sadece tip 16 ve 18’e karşı koruyucudur” diyor. </p>
<p>Kanserlerin yüzde 30&#8242;unun nedenini aşının korumadığı türden HPV tiplerinin oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Güçer, aşı olmanın kansere yakalanmama garantisi vermediğini, aşı olunsa bile düzenli PAP smear taramasının da yapılması gerektiğini vurguluyor. </p>
<p><b><strong>HPV, PENİS KANSERİNİN DE NEDENİ       <br /></strong></b>Doç. Dr. Güçer, prezervatif kullanımının, cinsel yolla bulaşan hastalıkları engellese de rahim ağzı kanserinin en büyük nedeni olan HPV’den tam olarak korunma sağlamadığına dikkat çekiyor. Doç. Dr. Güçer, “HPV’nin bulaşması için bir sıvı alışverişi gerekmez. Ten teması ile de bulaşabilir. HPV prezervatif tarafından kaplanmayan alanları enfekte edebilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p>HPV, rahim ağzı kanseri dışında anal kansere, baş-boyun bölgesi kanserlerine, vajen ve kadın dış genital organlarının kanserine (vulva kanserine) sebep olabiliyor. <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25318574/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/smear-testi-hayat-kurtariyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser hastalarına &#246;zel bakım</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/kanser-hastalarina-zel-bakim.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/kanser-hastalarina-zel-bakim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 02:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/kanser-hastalarina-zel-bakim.html</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, ilaçla tedavi şansı kalmayan hastaların ve yakınlarının yaşam kalitesini artırmak için harekete geçti. Bakanlık, palyatif bakım altında hastalara ve yakınlarına destek olacak. İSTANBUL &#8211; Sağlık Bakanlığı, başta kanser, nöroloji ve kas hastaları ile Alzheimer gibi hastalıklara yakalanan vatandaşların geriye kalan ömürlerini iyi geçirmelerini sağlamak ve ölüm sonrası hasta yakınlarının matem dönemlerinde destek olmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Sağlık Bakanlığı, ilaçla tedavi şansı kalmayan hastaların ve yakınlarının yaşam kalitesini artırmak için harekete geçti. Bakanlık, palyatif bakım altında hastalara ve yakınlarına destek olacak.</h4>
<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/kansss.hmedium.jpg"><img title="kansss.hmedium" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="318" alt="kansss.hmedium" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/02/kansss.hmedium_thumb.jpg" width="477" align="left" border="0" /></a> İSTANBUL &#8211; Sağlık Bakanlığı, başta kanser, nöroloji ve kas hastaları ile Alzheimer gibi hastalıklara yakalanan vatandaşların geriye kalan ömürlerini iyi geçirmelerini sağlamak ve ölüm sonrası hasta yakınlarının matem dönemlerinde destek olmak için palyatif bakım adı altında çalışma başlattı. </p>
<p>Yenişafak’ın haberine göre, bu hizmet kapsamında psikoloji uzmanları, sosyal hizmet uzmanları ile beraber, fizyoterapistler, din adamları ve sivil toplum örgütlerinin destekleri hastalara sağlanacak. Bakanlık, 2012-2014 yılları arasında 21 kapsamlı palyatif bakım merkezi kurulacak ve ikinci aşamada 2012-2016 yılları arasında 7 merkez, son aşamada 2023 yılına kadar 28 merkeze ek olarak 4 merkez kurulması planlıyor.</p>
<p><b><strong>AĞRILAR GİDERİLECEK        <br /></strong></b>Palyatif bakım hastalık süreci boyunca hastanın ağrı ve acılarının giderilmesini sağlanacak. Hasta bakımının psikolojik ve ruhsal yanları tamamlanacak, manevi ve gerekirse iş gücü kaybı olan hastalara ekonomik destekler verilecek. Hastalık ve matem süresince ailenin dayanmasına yardımcı olacak bir destek sistemi sunulacak. Eğer istenirse matem döneminde verilen danışmanlık hizmeti de dahil olmak üzere hastaların ve ailelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak yaklaşımlar kullanılacak.</p>
<p><b><strong>ŞİKAYETLERE YÖNELİK TEDAVİ YAPILACAK       <br /></strong></b>Palyatif çalışmalar, kanserli hastalarda sıkça görülen ağrı, kaşıntı, iştahsızlık, kilo kaybı, karın şişliği, öksürük, hıçkırık, bulantı, kusma, yara bakımı, kabızlık ve ishal gibi pek çok şikayet üzerine yoğunlaşacak. Bu şikâyetler arasında en önemlisi ağrının dindirilmesi olacak. Yapılan çalışmalar kapsamında Türkiye&#8217;de yeni bir dönem başlayacak ve her hastanın ağrısı objektif ölçeklerle değerlendirilerek, ağrıyı ortadan kaldıracak uygun ilaçlara başlanacak. İlk aşamada 2012-2014 yılları arasında 21 kapsamlı palyatif bakım merkezi kurulacak ve ikinci aşamada 2012-2016 yılları arasında 7 merkez, son aşamada 2023 yılına kadar 28 merkeze ek olarak 4 merkez kurulması planlandı. Öte yandan 2012-2015 yılları arasında 50 ile Palyatif Bakım-Onkoloji Hizmet Birimi kurulması planlanıyor.<a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25318479/" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/kanser-hastalarina-zel-bakim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim Kanseri</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/rahim-kanseri.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/rahim-kanseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 17:36:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rahim Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/rahim-kanseri.html</guid>
		<description><![CDATA[Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Rahim Kanseri Nedenleri Rahim ağzı kanseri meme ve rahim kanserinden sonra kadında en fazla rastlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/rahim_kanseri_nasil_olusur_b.jpg"><img title="Belly." style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="278" alt="Belly." src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/rahim_kanseri_nasil_olusur_b_thumb.jpg" width="371" align="left" border="0" /></a> Çoğunlukla <strong>rahim</strong> boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde <strong>uterus kanseri</strong> denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. </p>
<p> Rahim Kanseri Nedenleri</p>
<p>Rahim ağzı kanseri meme ve rahim kanserinden sonra kadında en fazla rastlanan üçüncü kanserdir. Ortalama görülme yaşı 45 dir. Erken rahim ağzı kanseri hastasının %95&#8242;inden fazlası iyileşebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavisi önemlidir. Kkansere yatkınlığı arttıran bazı faktörler vardır. Bunlar;</p>
<p>Siyah ırkda daha fazla görülür,&#160; <br />Çok eşlilik,&#160; <br />Cinsel temasın 20 yaşından önce başlaması,&#160; <br />Düşük sosyo ekonomik düzey,&#160; <br />Viral ve bakterial enfeksiyonlar,&#160; <br />Çok doğum,&#160; <br />Sigara içimi,&#160; <br />Vitamin C eksikliği,&#160; <br />Erkek eşin sünnetli olmaması,&#160; <br />Hastanın bağışıklığının baskılanması.</p>
<p>Rahim Kanseri Belirtileri</p>
<p>Erken evre kanserler genelde bulgu vermezler. Erken dönemde yakalayabilmek için yıllık rutin smear testi ve muayene gereklidir. İlerlemiş kanserin klinik bulguları;</p>
<p>Adet arası kanamalar   <br />Bu kanamalar lekelenme, kanlı akıntı veya aşikar kanamalar şeklindede olabilir. Genelde kokulu, kaşıntı yapmayan akıntıdır.&#160; <br />İlişki sonrası kanama&#160; <br />Kasık ağrısı genellikle tek taraflıdır&#160; <br />Zayıflık, kilo kaybı ve kansızlık hastalığın geç dönem bulgularıdır.&#160; <br />Rahim ağzı kanserinin ilerlemesi bazen çok hızlıdır. Bu nedenle, kanserin erken dönemde saptanabilmesi için gebelerde dahil olmak üzere tüm kadınların düzenli jinekolojik muayene ve smear testi yaptırmalarının büyük önemi vardır. Çünki hastalık bulgu vermeye başladığında çoğunlukla ilerlemiş safhadadır, ve klinik olarak yapılacak şeyler kısıtlıdır. Kanserin tanısı jinekolojik muayene ve alınan örneklerin patolojik incelemesi ile yapılır. Erken evre kanserlerin tedavisinde sadece rahim boynu veya rahimin alınması ile başarılı sonuç elde edilirken, ilerlemiş kanserlerde büyük ameliyatlar ve bunlara ek olarak yapılan radyoterapi ve kemoterapi tedavilerinin sonuçları pek yüz güldürücü olmamaktadır.</p>
<p>Rahim Kanseri Tedavisi</p>
<p>Ameliyat ile kanserli rahim çıkartılırken aynı zamanda cerrahi evreleme yapılmalıdır. Karın&#160; orta hat kesisi ile açılmalı ve karın içini tümör yayılımı açısından&#160; gözle değerlendirmeyi takiben karın içine steril sıvı dökülerek&#160; yıkantı sıvısı alınmalıdır. Daha sonra&#160; rahim ve yumurtalıklar ve lenf bezleri çıkartılmalıdır (pelvik &#8211; paraaortik lenfadenektomi) Karın içinden şüpheli bölgelerden biopsiler alınmalıdır. Karın içine yayılım mevcutsa (evre IVb) , mümkün olduğu kadar tüm tümöral kitle çıkartılmalıdır. Karın içine yayılmış rahim kanserlerinde de yumurtalık kanserinde olduğu gibi, omentektomi ve yayılım olan barsak kısmı çıkartılarak geriye tümör bırakılmamaya (rezidü) çalışılmalıdır.   <br />Tam bir cerrahi evreleme yapılan hastalarda&#160; ameliyat sonrası&#160; radyoterapi yapılması&#160; gereken hastalar daha doğru seçilir. <u>Oysaki tam cerrahi evreleme yapılmayan hastalarda ,ameliyatın eksikliğini gidermek için tüm hastalara radyoterapi yapmak gerekir</u>. Tam bir cerrahi evreleme sonrası lenf bezlerinde kanser yayılımı yoksa , karın alt bölgesi ışınlaması ( pelvik radyoterapi)&#160; yerine vajinal kubbe ışınlaması&#160; daha akılcı bir yaklaşımdır. Böylece radyoterapinin barsaklara yapacağı olumsuz yan etkilerinden sakınılabilir.&#160; Clear cell veya seröz papiller gibi hastalık seyri kötü olan histolojik tipler&#160; dışında, evre Ic- endometrioid adeno kanser olgularında, radyoterapi yapılmadan bile&#160; hasta takip edilebilir. Cerrahi sonrası takip edilen olgularda hastalık tekrarlama&#160; oranları %5-8 kadardır.&#160; Hastalık tekrarlaması&#160; olan olgularda ise eğer daha önce radyoterapi yapılmamışsa uygulanacak olan radyoterapi ile başarı oranı yüksektir. Eğer hastalık&#160; vajen kubbe üzerinde bölgesel olarak tekrarlamışsa bu hastalara ameliyat yapılarak kitle çıkartılmalıdır. Radyoterapi, kitle çıkartıldıktan sonra yapılırsa daha başarılı sonuçlar elde edilir. <a href="http://www.alternatiftedaviler.com/rahim-kanseri.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/rahim-kanseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Testis Kanseri</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/testis-kanseri-2.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/testis-kanseri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 17:32:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Testis Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/testis-kanseri-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Testis kanseri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyidir. Genellikle kanser sadece tek testisi etkiler. Testis Kanseri Nedenleri Testis (tümörleri) kanserin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/yasamvesaglik.comimg881preview.jpg"><img title="yasamvesaglik.com-img881-preview" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="304" alt="yasamvesaglik.com-img881-preview" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/yasamvesaglik.comimg881preview_thumb.jpg" width="405" align="left" border="0" /></a> Testis kanseri</strong> çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. <strong>Kanser</strong> ilk olarak <strong>testiste</strong> bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyidir. Genellikle <strong>kanser</strong> sadece tek testisi etkiler. </p>
<p>Testis Kanseri Nedenleri</p>
<p>Testis (tümörleri) kanserin nedenleri bir erkeğin diğerine göre neden daha fazla risk taşıdığı tam olarak bilinmemektedir. Kalıtsal olabilir. Her ay kontrol ediniz. </p>
<p>Testis Kanseri Belirtileri</p>
<p>- Testiste yumru veya şişme;&#160; <br />- Muhtemelen bölgesel ağrı veya hassasiyet&#160; <br />- Testiste ağırlık hissi (bazen).&#160; <br />Testis kanseri genç erkeklerde, özellikle 15-35 yaşlarında ve siyah erkeklere kıyasla beyaz erkekler arasında daha çok görülür. Eğer testislerin biri veya her ikisi doğumda inmemişse, ileride her iki testis için de kanser riski daha büyüktür. Erken tespit edilerek tedavi edilirse, kanser genellikle iyileşebilir. </p>
<p>Testis Kanseri Tedavisi</p>
<p>Doktorunuz testis kanserini teşhis etmek için testislerinizi kontrol eder ve herhangi bir şişlik olup olmadığını saptar. Doktorunuz tedavi için sizi bir hastaneye gönderir, ultrason taraması ile testislerinizdeki herhangi bir değişiklik ortaya çıkar.</p>
<p>Eğer size testis tümörü tanısı konursa üroloji uzmanı orşiyektomi (testisinin çıkartılması işlemi) ye başvurulur. Testisiniz doku testi yapılmak üzere laboratuara gönderilir. Eğer tümör düşük dereceli ise gözetim altına alınırsınız. Eğer tümör ilerlemişse kemoterapi yada bazen radyoterapi kullanılabilir.</p>
<p>Testislerin temizlenmesi ne seks yaşantısını nede baba olma olasılığını etkilemez.<a href="http://www.alternatiftedaviler.com/testis-kanseri.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/testis-kanseri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deri Kanseri</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/deri-kanseri.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/deri-kanseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 17:27:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/deri-kanseri.html</guid>
		<description><![CDATA[Kısa tanımlama ile deri kanseri cilt üzerindeki iyileşmeyen yaradır. Görünür yerde olduğu için tanısı kolay ve tedavi edildiği takdirde ölüm riski düşük tümörlerdir. Vücudun her yerinde görülürse de sık olarak güneşe maruz kalan bölgelerde rastlanır. Yüz, kulaklar, eller, kollar ve ensede sık görülmesi, bu bölgelerin güneş ışınlarına sürekli maruz kalmasıyla ilişkilendirilmektedir. Deri kanseri, hayat boyu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/ciltkanseri.jpg"><img title="cilt-kanseri" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="280" alt="cilt-kanseri" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/ciltkanseri_thumb.jpg" width="375" align="left" border="0" /></a> Kısa tanımlama ile <strong>deri</strong> <strong>kanseri</strong> cilt üzerindeki iyileşmeyen yaradır. Görünür yerde olduğu için tanısı kolay ve tedavi edildiği takdirde ölüm riski düşük <strong>tümörlerdir</strong>. Vücudun her yerinde görülürse de sık olarak güneşe maruz kalan bölgelerde rastlanır. Yüz, kulaklar, eller, kollar ve ensede sık görülmesi, bu bölgelerin güneş ışınlarına sürekli maruz kalmasıyla ilişkilendirilmektedir. <strong>Deri kanseri</strong>, hayat boyu güneşe maruz kalma süresi ile ilgilidir ve genellikle 50 yaşından sonra görülür, ancak derideki güneş ışını hasarı çocukluktan itibaren başladığı için, daha sonraki hayatlarında <strong>deri kanserine</strong>yakalanmamaları için , önlemlerin bu yaştan itibaren başlaması gerekmektedir. </p>
<p>Deri Kanseri Nedenleri</p>
<p>Deri kanserlerinde birinci tedavi seçeneği cerrahi tedavi yani kanserli kısmın yeteri kadar dışından çıkarılması ve oluşan doku eksikliğinin hastanın başka bölgesinden aktarılan kendi dokuları ile onarılmasıdır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıkğı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır.</p>
<ul>Güneşin dünyaya en dik ulaştığı saatler olan saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten korunun. Güneşin yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısadır. Açık renkli sıkı dokumalı koruyucu giysi ve geniş şapka kullanın. Koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucu kremler kullanın. </ul>
<p>20 dakika güneşte kaldığında güneş yanığı geçiren bir kişi, 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullandığında 15 kat daha fazla süre (300 dakika) yanmadan güneşte kalabilir. Bununla beraber güneşten koruyucu kremler kullanarak da güneşte fazla kalınmamalıdır. Çünkü UVA gibi güneş ışınları ki bunlar derideki bağışıklık sistemi ve deri yaşlanmasında sorumludur, güneş koruyucular olsa da deriye ulaşabilir.</p>
<p>Güneşten koruyucu kullanımına çocukluk döneminde başlayın, çünkü yaşam boyu güneşe maruz kalmanın % 80&#8242;i 18 yaş altında olmaktadır. 6 ayın altındaki bebekler uzun süre güneşe maruz kalmamalı, eğer kalacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.</p>
<p>Deri Kanseri Belirtileri</p>
<p>Derideki herhangi bir değişiklik kanser açısından uyarıcı olabilir.Deri üzerinde zaman zaman açılıp kapanan bir yara ya da kabarıklık deri kanseri belirtisi olabilir. Buna kaşınma ,akıntı ve kanama ve kabuklanma eşlik edebilir. Deri kanseri küçük,düz yüzeyli,parlak ve soluk değişiklikler şeklinde kendini gösterebilir veya üzeri düzensiz,kuru veya pul pul dökülen yassı , kırmızı nokta şeklinde de başlayabilir.Kesin teşhis için ,doku örneğinin alınıp patolojik incelemeye gönderilmesi gerekir. </p>
<p>Deri Kanseri Tedavisi</p>
<p>Deri kanserlerinde birinci tedavi seçeneği cerrahi tedavi yani kanserli kısmın yeteri kadar dışından çıkarılması ve oluşan doku eksikliğinin hastanın başka bölgesinden aktarılan kendi dokuları ile onarılmasıdır. Kanser cerrahisinde birinci amaç tüm kanserli kısımların çıkarılmasıdır.</p>
<p>Eğer cerrahi olarak çıkarılabilmesi mümkün olmayacak kadar genişlemiş ya da kontrol edilemeyecek şekilde diğer bölgelere ya da organlara yayılım olmuşsa radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi diğer yöntemlere başvurulur. Ayrıca alternatif tedavi yöntemleride uygulanır.<a href="http://www.alternatiftedaviler.com/deri-kanseri.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/deri-kanseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B&#246;brek Kanseri</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/bbrek-kanseri-2.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/bbrek-kanseri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 17:23:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrek Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/bbrek-kanseri-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Böbrekler, karın üst bölgesinde bulunan ve idrarı oluşturan bir çift organdır. Oluşan idrar üreter adı verilen iki ince borucuk aracılığıyla idrar kesesine aktarılır. Böbrekler sırtta göğüs kafesinin iki yanında yer alırlar ve kuvvetli sırt adaleleri ve alt kaburga kemiklerince dış etkilere karşı korunurlar. Etrafında Gerota kılıfı adı verilen kalınca bir kılıfla kaplı olup ayrıca da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/nisan2011saglik6resim.jpg"><img title="nisan-2011-saglik-6-resim" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="256" alt="nisan-2011-saglik-6-resim" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/nisan2011saglik6resim_thumb.jpg" width="409" align="left" border="0" /></a> Böbrekler</strong>, karın üst bölgesinde bulunan ve idrarı oluşturan bir çift organdır. Oluşan idrar üreter adı verilen iki ince borucuk aracılığıyla idrar kesesine aktarılır. <strong>Böbrekler</strong> sırtta göğüs kafesinin iki yanında yer alırlar ve kuvvetli sırt adaleleri ve alt kaburga kemiklerince dış etkilere karşı korunurlar. Etrafında Gerota kılıfı adı verilen kalınca bir kılıfla kaplı olup ayrıca da üst yüzeyi tıpkı bir elmanın dış kırmızı kabuğu gibi bir zarla kaplıdır. Ana atardamar (Aorta)dan gelen bir damarla kanlanırken, toplayıcı damarı ana toplar damarlara (Vena Kava) boşalır. Vücutta metabolizma sonrası oluşan zararlı maddeleri ve fazla suyu idrar yoluyla uzaklaştırmak ana görevidir. Bunun yanısıra kan basıncını (<strong>tansiyon</strong>) ayarlamada ve kan yapımında da rol oynarlar. <strong>Böbrek kanseri</strong> genellikle 50-70 yaşları arasında ortaya çıkar. Erkekte kadına göre 2-3 kat daha fazla görülür. <strong>Böbrek kanserinin</strong> nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. <strong>Böbrek kanseri</strong> türlerini iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere 2 guruba ayırırız. <strong>Böbrekte</strong> en sık görülen kitle basit böbrek kistleridir. <strong>Böbrek</strong> kisti iyi huylu bir kitle olup <strong>kanserden</strong> tamamen farklıdır. Çoğu zaman raslantısal olarak ortaya çıkan <strong>böbrek</strong> kistleri insan yaşamını hiçbir zaman tehdit etmez. <strong>Böbrek</strong> kisti saptanan hastalar gereksiz yere paniğe kapılırlar ve tedavi arayışı içine girerler. Gerçekte <strong>böbrek</strong>kistleri çoğu zaman tedaviyi bile gerektirmezler, yalnızca izlemek hemen daima yeterli olur. <strong>Böbrek</strong> <strong>kanseri</strong> ise kötü huylu bir kitle olup, <strong>böbrek</strong>kistlerinin aksine insan yaşamı için tehdit oluşturabilmektedir. Renal hücreli <strong>kanser</strong>, <strong>böbrekte</strong> kanı süzen ve idrar oluşturan dokulardan köken alır.<strong>Böbrek kanseri</strong> büyüdükçe etrafında yer alan lenf bezeleri, karaciğer, kalın barsak ve pankreasa yayılabilir. Bunun yanında, ana tümörden kopan tümör parçaları vücudun diğer uzak taraflarına giderek yerleşebilir (Metastaz).&#160; </p>
<p>Böbrek Kanseri Nedenleri</p>
<p>Böbrek kanserinin bilinen risk faktörleri:   <br />Sigara    <br />Aile öyküsü    <br />Diet    <br />Yüksek tansiyon    <br />Şişmanlık    <br />Mesleki risk faktörleri: Çelik endüstrisi, petrol, kadmiyum, kurşun endüstrisi çalışanları ve asbestoza maruz kalanlarda böbrek kanseri riski artmaktadır.    <br />Radyasyon    <br />Diyaliz: Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süreli hemodiyaliz programında olan hastalarda böbrek kisti ve böbrek kanseri riski daha fazladır.    <br />Genetik: Von Hippel-Lindau hastalığı genetik geçişli bir hastalık olup beraberinde iki taraflı böbrek ve diğer bazı organlarda kanser ortaya çıkması söz konusu olabilir. Bu hastalar ve ailesi yakından izlenmelidir. </p>
<p>Böbrek Kanseri Belirtileri</p>
<p>Böbrek kanserleri erken dönemlerinde sıklıkla herhangi bir belirti veya şikayet oluşturmaz. Böbrek kanserinin büyümesi ile birlikte bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar;   <br />İdrarda kan varlığı, gözle görülebilen kanama veya sadece idrar tahlilinde görülebilen mikroskobik kanama şeklinde olabilir.    <br />Böbrek bölgesinde muayenede ele gelen kitle    <br />İştahsızlık    <br />Kilo kaybı    <br />Tekrarlayan ateş    <br />Devamlı olabilen yan ağrısı    <br />Genel halsizlik ve kendini kötü hissetme</p>
<p>Tansiyon yükselmesi, kan değerlerinde normalin altına inme (kansızlık) de böbrek kanserlerinde görülebilir.Yukarda bahsedilen belirtiler böbrek kanseri dışındaki hastalıklarda da gözlenebilir. Bu belirtileri olan kişiler doğru teşhis ve tedavi için en kısa zamanda bir üroloji uzmanına başvurmalıdır.</p>
<p>Ancak unutulmamalıdır ki erken dönem böbrek kanserlerinde hiçbir belirti olmayabilir. Bu nedenle doktora başvurmak için yukarda bahsi geçen belirtilerin ortaya çıkması beklenmemelidir. Zira erken dönemde yakalanan böbrek kanserlerinin tedavi başarısı ve buna paralel olarak da tedavi sonrası yaşam süresi çok daha yüz güldürücü olur.</p>
<p>Böbrek Kanseri Tedavisi</p>
<p>Böbrek tümörünün tedavisi hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve kanserin yayılım derecesine (evre) göre belirlenir. Böbrek kanserlerinde birinci basamak tedavi cerrahi yöntemle mevcut kanserli dokunun tamamen çıkarılmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki cerrahi ile tam tedavinin sağlanabilmesinde kanserin derecesi ve evresi çok önemlidir.</p>
<p>Erken saptanabilen böbrek kanserlerinde cerrahi ile tam tedavi sağlama şansı oldukça yüksektir. Kanserin evresi, büyüklüğü ve sayısına göre değişmek üzere ya radikal operasyon ile böbrek, böbrek üstü bezi ve etrafındaki zar ve yağ tabakaları ile birlikte tamamen çıkartılır (radikal nefrektomi) yada kısmi olarak yalnızca tümörün çıkarılması (parsiyel nefrektomi) söz konusu olabilir. Cerrahi teknik cerrah tarafından belirlenmek üzere açık operasyon yada laparoskopik denilen kapalı yöntemle olabilir. Kalan böbrek normal ise, hastalıklı böbreğin alınması böbrek fonksiyonları açısından her hangi bir sorun yaratmaz. Cerrahi tekniğe bağlı olmak üzere hasta genellikle ameliyattan sonra 3-4 günde hastaneden çıkarılabilir. Hastaneden çıktıktan sonra rahatlıkla normal günlük aktiviteye geçilebilir. Çıkarılan örnekler histopatoloji yöntemiyle incelenir ve tümörün cinsi, karakteri ve yayılım derecesi belirlenir. Bu, hem tanıyı kesinleştirir hem de yayılım hakkında bilgi verir. Kanser Gerota kılıfı içinde ise hastaların büyük kısmında başka ek bir tedaviye gerek kalmaz. Eğer tümör kılıfın dışına çıkmışsa yada başka yerde de mevcutsa cerrahi sonrası ek bir tedavi gerekecektir.</p>
<p>Ameliyattan sonra hastalığın derecesine göre gerekirse immünoterapi denilen ek bir tedavi yöntemine başvurulabilir.   <br />Biyolojik tedavi (immunoterapi):    <br />Aslında vücutta da doğal olarak üretilen savunma sisteminin silahları olarak nitelendirilebilecek maddelerin Dışarıdan vücuda verilmesi suretiyle biyolojik yapının daha iyi kullanılması ve güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu maddelerin uygulanması doktor tarafından belirlenen bir program dahilinde olmaktadır. Yan etkileri nedeniyle son derece dikkatli ve deneyimli merkezlerde uygulanması uygundur. Biyolojik tedavi sırasında hasta yan etkilerinin izlenebilmesi için çoğu kez hastanede kalır. Bu tedaviler yan etki olarak kas ağrısı, halsizlik, dikkat kaybı, ateş, kusma ve ishale neden olabilir. Hastalar genelde kendilerini çok yorgun hissederler. Bazılarında deri dökülmesi olur. Bu problemler çok ciddi olabilir ama tedavi bitince bu etkiler kaybolur.    <br />Kemik tutulumu olan hastalarda bölgesel ışın tedavisinden de (Radyoterapi) faydalanılır. Radyasyon tedavisi:    <br />Radyasyon tedavisi vücut dışındaki radyoaktif bir kaynaktan gelen yüksek enerji içeren ışınların kanser hücrelerini öldürmek için kullanılmasına dayanır.    <br />Kemoterapi:    <br />Kemoterapi kanserli hücreleri öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Diğer bir çok kanserde etkili olmasına rağmen böbrek kanserinde çok sınırlı bir etki gösterir. Buna rağmen araştırmacılar yeni ilaç ve ilaç kombinasyonlarını denemektedirler.    <br />Hormon tedavisi:    <br />Hormonlarla hücrenin büyümesi kontrol altına alınmaya çalışılır. Hormon tedavisi ilerlemiş böbrek kanserlerinde kullanılır.</p>
<p>Akılda tutulması gereken önemli bir nokta da böbrek kanserlerinde cerrahi tedavi sonrası uzun yıllar boyunca düzenli takiplerin hastalığın kontrolü açısından önemli olduğudur.<a href="http://www.alternatiftedaviler.com/bobrek-kanseri.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/bbrek-kanseri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Troid Kanseri</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/troid-kanseri.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/troid-kanseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 16:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiroit Kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/troid-kanseri.html</guid>
		<description><![CDATA[Tıbben, genel anlamda, tiroid&#8217;in büyümesine guatr denilir. Halbuki halk arasında bütün tiroid hastalıklarına &#34;guatr&#34; denmektedir. Bir çok guatr türü vardır. GUATR&#8217;IN TÜRLERİ Tiroid bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı guatr türüne “zehirli guatr” denir. Halk arasında bu tür guatra &#34;iç guatr&#34; da denilmektedir. Hormon düzeyi normal olan nodülsüz guatr türüne “basit guatr” denir. İçinde nodül [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/tiroidkanserinedir.jpg"><img title="tiroid-kanseri-nedir" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="280" alt="tiroid-kanseri-nedir" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/tiroidkanserinedir_thumb.jpg" width="373" align="left" border="0" /></a> Tıbben, genel anlamda, <strong>tiroid&#8217;in</strong> büyümesine <strong>guatr</strong> denilir. Halbuki halk arasında bütün <strong>tiroid</strong> hastalıklarına &quot;<strong>guatr</strong>&quot; denmektedir. Bir çok <strong>guatr</strong> türü vardır.</p>
<p><strong> GUATR&#8217;IN TÜRLERİ</strong> <strong>Tiroid</strong> bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı <strong>guatr</strong> türüne “<strong>zehirli guatr</strong>” denir. Halk arasında bu tür <strong>guatra</strong> &quot;<strong>iç</strong> <strong>guatr</strong>&quot; da denilmektedir. Hormon düzeyi normal olan nodülsüz <strong>guatr</strong> türüne “<strong>basit</strong> <strong>guatr</strong>” denir. İçinde nodül bulunan <strong>guatr</strong>’a “<strong>nodüllü</strong> <strong>guatr</strong>” diyoruz. Nodül, <strong>tiroid&#8217;de</strong> bulunmaması gereken yumru veya kitledir. Nodüllü<strong>guatr</strong>, &quot;<strong>tek nodüllü</strong>&quot; veya &quot;<strong>çok nodüllü</strong>&quot; <strong>guatr</strong> olarak ikiye ayrılabilir. Nodüller; &quot;soğuk&quot;, &quot;ılık&quot; ve &quot;sıcak&quot; olarak 3 gruba ayrılır.</p>
<p><strong>İÇ GUATR &#8211; DIŞ GUATR</strong> Halk arasında yaygın olarak kullanılmasına rağmen tıbbi tanımlamada iç guatr veya dış <strong>guatr</strong> deyimlerini kullanmıyoruz.</p>
<p><strong>Tiroid</strong>, bir hastalık ismi değildir. <strong>Tiroid</strong>, herkeste bulunan bir organdır. Hormon üretir ve kanımıza verir. Bu hormon ise vücudumuz için hayati öneme sahiptir. Ömür boyunca bu hormona ihtiyaç duyarız. Bu hormonun adı &quot;<strong>tiroksin</strong>&quot; dir. <strong>Tiroksin</strong>, vücudumuzda T3 ve T4 şeklinde bulunur.</p>
<p>Bu hormondan başka, halk arasında daha az bilinen diğer bir hormon daha <strong>tiroid</strong> tarafından üretilir. Bu hormona &quot;<strong>kalsitonin</strong>&quot; deriz. Kemik metabolizması ile ilgilidir.</p>
<p><strong>Tiroid&#8217;e</strong>, &quot;<strong>tiroid</strong> <strong>bezesi</strong>, <strong>tiroid guddesi</strong>&quot; de denir. &quot;<strong>Tiroid</strong>&quot; ile &quot;<strong>tiroit</strong>&quot; aynı anlama gelir. Türk Dil Kurumu, &quot;<strong>tiroit</strong>&quot; kelimesini tercih ederken günlük kullanımda &quot;<strong>tiroid</strong>&quot; daha çok tercih edilen kelimedir.</p>
<p><strong>Tiroid</strong>, boğazımızda ön tarafta, adem elması ismi verilen çıkıntının hemen altında yerleşmiştir. Karşıdan görünümü &quot;U&quot; harfine benzer. Kelebeğe benzeten de vardır ama biz bu benzetmeye pek katılmıyoruz.</p>
<p><strong>Tiroid&#8217;in</strong> sağ ve solunda&#160; kalpten&#160; temiz kanı beyine taşıyan şah damarı olarak isimlendirdiğimiz ana atardamarlarımız ve bununların dış tarafında da beyinden kullanılmış kanı kalbe getiren toplar damarlarımız vardır.</p>
<p><strong>Tiroid&#8217;in</strong> altından, sağından ve solundan ses tellerini hareket ettiren sinirler ve onların dalları geçer. Bu sinirler, sağ ve sol olmak üzere 2 tanedir. Bu sinirlerin yerleşimi ve dallanması kişisel değişiklikler gösterir. O nedenle ameliyat sırasında cerrahı yanıltabilir. Bu sinirler çok önemlidir. Eğer bu sinirler ameliyatta zarar görürse veya <strong>tiroid</strong> <strong>kanseri</strong> tarafından sarılırsa ses kısıklığı ve ses kaybı olabilir.</p>
<p><strong>Tiroid&#8217;in</strong> arka iç yüzüne gömülü ve yapışık, 4 tane, mercimek tanesi büyüklüğünde, kalsiyum bezesi (<strong>paratiroid bezeleri</strong>) vardır. Bu kalsiyum bezelerinin sayısı 1 ile 6 arasında değişebilir. <strong>Tiroid&#8217;in</strong> ameliyatlarında, kaçınılmaz olarak, bu kalsiyum bezelerinin de biri veya birkaçı veya hepsi çıkarılıp alınabilir. Bu durumda hastanın ömür boyunca kalsiyum ve destekleyici başka ilaçlar da kullanması gerekir. Aksi halde, ameliyat sonrasında kemik erimesi hızlanır. Zaten, ameliyatla bu kalsiyum bezeleri alınmasa dahi <strong>tiroid</strong> hastalıklarının bir çoğu ve hatta tiroid ilaçlarının kendisi kemiklerde erime yapabilir.</p>
<p> Troid Kanseri Nedenleri</p>
<p>Hastaların en sık soruduğu sorular arasındadır. Guatr oluşmasının çok nedenleri mevcuttur. Bu nedenlere göre guatrlar iki gruba ayrılabilir.&#160; <br />· Endemik guatr&#160; <br />· Sporadik guatr </p>
<h6>Endemik guatr nedir? Sebepleri nelerdir?</h6>
<p>Bir yerleşim bölgesinde 6-12 yaş grubundaki çocuklarda yüzde 5’den daha fazla guatr vakası varsa bu yerleşim bölgesine endemik guatr bölgesi denir. Dünyada ve memleketimizde çok sayıda endemik guatr bölgesi mevcuttur (mesela Alpler ve Karadeniz bölgesi). Bu bölgelerde guatr oluşumuna neden olan değişik etkenler mevcuttur. Bunlar içerisin de en sık görülen neden iyot eksikliğidir. Ancak bazı bölgelerde iyot eksikliği olmadığı halde veya iyot fazlalığı olmasına rağmen yine endemik olarak guatr görülebilmektedir. Bazı bölgelerde ise iyot eksikliğime rağmen endemik guatr görülmemektedir.Bu durum iyot yetersizliğinden başka endemik guatr neden olan başka faktörlerin de olduğunu göstermektedir. Bunlar:&#160; <br />· İyot eksikliği&#160; <br />· Yiyeceker içinde bulunan guatrojen maddeler (tiyosiyanat ve isotiyosiyanat, bunlar iyodun tiroit içerisindeki transportunu ve hormon haline dönüşmesini engeller)&#160; <br />. Kimyasal maddeler (thiocynate)&#160; <br />. Bazı ilaçlar (lithium)&#160; <br />. Bazı mikroplar (eschericia coli, gram negatif bakteriler&#8230;) </p>
<h6>Endemik guatra neden olan iyot eksikliği ve diğer maddeler nasıl etki eder?</h6>
<p>Daha önce de belirtildiği gibi günlük iyot ihtiyacı ortalama 150mgm civarındadır. Yenilen ve içilen gıdalarda iyodun 50mgm altına düşmesi hormon üretimini azaltacak ve bu da hipofizde salgılanan TSH miktarını artıracaktır. TSH miktarının artması ise tiroit hücrelerinin uyarılmasına ve dolayısıyla çoğalmasına yani guatra neden olacaktır.&#160; <br />Bazı bölgelerde iyot eksikliği olmamasına rağmen endemik guatra rastlanmaktadır. Bu bölgelerde guatrojen denilen bazı maddelerin alınması ile guatr oluşur. Mesela Karadeniz bölgesinde çok tüketilen karalahana bunlardan biridir. Karalahana içinde thioglucoside denilen bir madde mevcuttur. Bu madde vücutta thiocyanate ve isothiocyanete’a ayrılarak tiroit hormon yapımını engeller. Bazı patates ve fasulye türleri cynaoglucoside içermekte ve daha sonra vücutta thiocynata dönerek iyodun tiroiddeki tutulumunu önleyerek hormon oluşumunu azaltmaktadır. İyot eksikliğinde olduğu gibi burda da TSH hormonu tiroidi uyararak guatra neden olur. Dünyada şimdiye kadar birçok maddenin ve bakterinin endemik guatra neden olduğu gösterilmiştir.</p>
<h6>Sporadik guatrın sebepleri nelerdir?</h6>
<p>Bir yerleşim bölgesinde %10’dan daha düşük guatra rastlanırsa bu bölgede oluşan guatrlara sporadik guatr denir. Sporadik guatr nedenleri şunlardır:&#160; <br />· Büyüme faktörleri&#160; <br />· Enzim bozuklukları&#160; <br />· Tümörler&#160; <br />· Enflamasyon/enfeksiyon&#160; <br />· Kist oluşumu&#160; <br />· Kanama&#160; <br />· Antitiroit ilaç kullanımı </p>
<h6>Büyüme faktörleri nelerdir?</h6>
<p>Genel olarak tiroidin büyümesine yani guatra 3 faktör etki eder.&#160; <br />· TSH (tiroidi uyaran hormon)&#160; <br />· TRab (tirotiropin reseptör antikoru)&#160; <br />· HCG (human chorionic gonadotropin hormonu) </p>
<h6>TSH’nın guatr oluŞumundaki etkisi nedir?</h6>
<p>TSH hipofiz bezinde salgılanan ve tiroit hormonlarının tiroitteki sentezi ve salgısı üzerine etki eden bir hormondur. Bu hormonunun tiroit glandını uyarması sonucu tiroit hücreleri kanda bulunan iyodu alarak tiroid hormonu üretilmesinde kullanır. İyot, hücre içerinde bulunan ve tirosin denilen bir madde ile değişik fermentler yardımı ile birleşerek tiroit hormonları (T3 ve T4) üretilir. Üretilen hormonlar folliküller içerisinde depolanarak vücudun ihtiyacına göre kana verilir. Yeterli miktarda üretilen tiroit hormonları TSH’nın hipofizdeki salgılanmasını durdurur. Herhangi bir nedenle tiroit hormon üretimi yetersiz duruma düşerse (örneğin iyot eksikliği veya ferment bozukluklarında) TSH salgısı baskı altına alınamayacağından tiroit glandı devamlı TSH uyarısı altına girer. TSH’nın devamlı surette tiroit glandını uyarması tiroit hücrelerinin büyümesine dolayısıyla guatr oluşumuna neden olur.</p>
<p>Troid Kanseri Belirtileri</p>
<p>Hastalar arasında en sık sorulan sorulardan biridir. Guatrlar büyüklük ve fonksiyonlarına göre birtakım şikayet ve belirtilere yol açar.&#160; <br />· Genelde basit diffüz guatr herhangi bir şikayete neden olmaz.&#160; <br />· Guatr hipotirodi veya hipertiroidi ile birlikte bulunursa bu hastalıkların belirtileri ortaya çıkar. Bu hastalıklarla ilgili daha önce geniş bilgi verilmiştir.&#160; <br />· Büyük ve nodüllü guatrlar, soluk veya yemek borusu üzerine olan baskı nedeniyle nefes darlığına veya yutma güçlüğüne neden olabilir. Ancak bu durum nörotik hastalarda görülen ve globus histerikus denilen boğazdaki sıkışma hissi ile karıştırılmamalıdır.&#160; <br />· Büyük guatrlar, ayrıca boyun toplardamarları üzerine baskı yaparak bu damarların genişlemesine neden olabilir.&#160; <br />· Tiroit glandı günlerce veya haftalarca yavaşça büyüyüp küçülmesi ve bazen ağrılı olması sessiz veya subakut tiroiditte görülür.&#160; <br />· Tiroidin ani olarak büyümesi, ağrılı ve hassas olması tiroit nodülü içine kanamada veya ani olarak büyüyen tiroit kanserlerinde görülür.&#160; <br />· Otoimmün guatrlarda simetrik veya asimetrik büyüme görülmesi tiroit lenfomasını düşündürür. </p>
<p>Troid Kanseri Tedavisi</p>
<p>Nodüllü guatrlarda tedavi nasıl yapılır?</p>
<p>Nodül mevcut olan hastalarda nodülün tek mi yoksa birden fazla mı olduğu araştırılır. Tek nodüllü vakalarda kanser olup olmadığı araştırılır. Tek nodüllü vakalarda kanser araştırılmasının nasıl yapıldığı aşağıda anlatılmıştır. Tecrübeli hekimler elle muayene sırasında nodülü teşhis edebilirler. Ancak bazı hastalarda sadece muayene ile nodül tanısı ve kaç nodül olduğunun tespiti zor olabilir. Bu durumda en iyi tanı yöntemi tecrübeli bir hekimin yapacağı ultrasonografidir.&#160; <br />Ultrasonografi, nodüllerin tespitinde kolaylıkla uygulanan ve hamilelerde bile herhangi bir zararı olmayan bir tanı yöntemidir. Ayrıca bu yöntem, Hashimoto tiroiditi ile multinodüler guatrı birbirinden kolaylıkla ayırabilmektedir. Özellikle kısa boyunlu hastalarda tiroit nodüllerinin tanısında elle muayeneden çok daha iyi sonuçlar verir.&#160; <br />Muayenede veya ultrasonografide nodül tespit edilmeyen vakalarda tiroit sintigrafisinin yapılması doğru değildir. Ancak ultrasonografide Hashimoto tiroiditi kuşkusu olan vakalarda tiroit antikorları yapılarak tanı kesinleştirilir.</p>
<p>Sıcak nodüllerde tedavi nasıl yapılır? </p>
<p>Nodüllü vakalarda öncelikle tiroit sintigrafisi yapılarak nodülün sıcak (hiperaktif) yoksa soğuk (hipoaktif ) olup olmadığı araştırılır. Sıcak nodüllerde tiroit hormonu tayini yapılarak hipertiroidi (Plummer Hastalığı) araştırılır ve buna göre tedavi edilir. Hipertiroidi göstermeyen sıcak nodüllü vakalar ise belirli aralıklarla takip edilir. Bu nodüllerin bazıları dejenerasyona uğrayarak semptom vermeyecek bazıları ise büyüyerek hipertiroidiye neden olacaktır. Özellikle 3 cm üzerindeki büyük nodüllerde ileride hipertiroidi olma olasılığı daha yüksektir.</p>
<p>Soliter nodüller nasıl değerlendirilir? </p>
<p>Özellikle soliter soğuk nodüllerde kanser olma olasılığı mevcut olduğundan iyice araştırılması gerekir. Normalde bir populasyonda %4-7 arasında tiroit nodülü mevcuttur. Bu nodüllerin ancak çok az bir kısmında kanser olduğundan her nodülün cerrahi olarak çıkarılması doğru değildir. Özellikle soliter nodüllerin değerlendirilmesi dikkat gerektirir.&#160; <br />Değerlendirilmede hastanın yaşı, boyun bölgesine radyasyon alıp almadığı, şikayetleri, cinsi ve aile hikayesi göz önünde bulundurulur.&#160; <br />· Buluğ çağından önce çocuklarda nodül oluşması veya çok yaşlılarda ani olarak nodulün ortaya çıkması tiroit kanserini akla getirir. Hodgkin hastalığı veya diğer nedenlerle boyun bölgesine radyoterapi uygulanan hastalarda nodül görülmesi daha dikkatli araştırmayı gerektirir.&#160; <br />· Ani olarak ses değişikliği oluşması ve yutma güçlüğü ortaya çıkması tiroit kanseri yayılışını düşündürür. Tiroit nodülünde ani olarak büyüme ve ağrı öncelikle kist içine kanama ve nadir olarak da tiroit kanseri belirtisidir.&#160; <br />· Erkeklerde tek nodülün görülmesi kanser kuşkusunu artırır.&#160; <br />· Ailede tiroit kanseri oluşu özellikle medüller tiroit kanseri olması tiroit kanser ihtimalini artırır.&#160; <br />Muayene bulguları oldukça önemlidir. Bazen sadece muayene ile kanser tanısı koymak mümkün olabilmektedir. Bu hastalarda nodül çok sert olarak ele gelir, etraf dokuya yapışıktır ve aynı bölgede metastaza bağlı olarak ele lenf bezi gelir. Ancak her lenf bezi şişkinliğinde kanser metastazı tanısı koymak mümkün değildir. Çünkü lenf bezi şişkinliği enfeksiyon sonucu da ortaya çıkabilmektedir.&#160; <br />Çok sayıda nodül olanlarda kanser olma ihtimali az olmasına rağmen özellikle nodüller arasında büyük nodül varsa (dominant nodül) bu nodül de soliter (tek) nodüller gibi kanser açısından incelenmesi gerekir.&#160; <br />Muayeneden sonra nodüllerin incelenmesinde:&#160; <br />· Tiroit ultrasonografisi: Nodüllerin sayısı ve büyüklüğü hakkında bilgi verir. İyi ve kötü huylu nodüllerin ayırıcı tanısında kullanılmaz.&#160; <br />· Tiroit sintigrafisi: Nodüllerin soğuk mu, sıcak mı olduğunu gösterir. İyi ve kötü huylu tümörleri ayıramaz.&#160; <br />· Tiroit biyokimyası&#160; <br />o Tiroit hormonları (Nodülün fonksiyonunu gösterir)&#160; <br />o Kalsitonin (medüller tiroit kanserinin belirtisidir)&#160; <br />o Tiroit antikorları (Hashimoto tiroiditi tanısı için gereklidir)&#160; <br />· İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB): Nodülün habis mi selim mi olduğunu gösterir. Bu konuda daha önce bilgi verilmiştir (Bak. İİAB).</p>
<p>Soğuk nodüllerde tedavi nasıl uygulanır? </p>
<p>· Soğuk nodüllerin çoğu selim olduğundan ancak ince iğne aspirasyon biyopsisinde habis veya şüpheli hücre görülmesi durumunda operasyon uygulanır.&#160; <br />· Biyopside selim hücre görülmesi operasyonu gerektirmez. Bu hastalarda levotiroksin tedavisi uygulanır ve belirli aralıklarla takip edilir.&#160; <br />· Levotiroksin (tefor, levotiron) nodüllerin büyümesini ve çoğalmasını önleyen sentetik T4 hormonudur.&#160; <br />· Tedavi altındaki nodüller ultrasonografik ve klinik olarak takip edilir. Tedavi altındaki nodüllerin çok azı küçülür veya büyür, çoğu ise aynı büyüklüğü muhafaza eder.&#160; <br />· Şüphe durumunda bir yıl içinde bir kez daha iğne biyopsisi yapılarak nodül kontrol edilir. Selim sonuç alınması durumunda biyopsi ancak nodülün büyümesi durumunda tekrarlanır.&#160; <br />· Tiroit kistlerinde ince iğne aspirasyonu ile sıvı tamamen boşaltılır. Sıvı boşaltıldıktan sonra kist tamamen ortadan kalkabilir. Bazı kistler boşaltıldıktan bir müddet sonra tekrar dolar. Bu kistlerde tiroit kanseri olma ihtimali çok az olmasına rağmen (%3) operasyon tavsiye edilir.&#160; <br />· Miks nodüllerde (yarı kist ve yarı solid) sonuç selim gelmesi durumunda kanser olma ihtimali daha yüksek (%10) olduğundan cerrahi operasyon hastanın kararına da bağlı olarak uygulanabilir.<a href="http://www.alternatiftedaviler.com/troid-kanseri.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/troid-kanseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>L&#246;semi Kanseri</title>
		<link>http://www.kanserliyiz.com/lsemi-kanseri.html</link>
		<comments>http://www.kanserliyiz.com/lsemi-kanseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 16:43:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lösemi KanKanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanserliyiz.com/lsemi-kanseri.html</guid>
		<description><![CDATA[(söylenişi Fransızca&#8217;dan, aslında Yunanca&#8217;dan λευχαιμία, λευκό, lefkó &#8211; beyaz, ak ve αίμα, ema &#8211; kan), kanhücrelerinin özellikle de lökositlerin normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür. Yüksek sayıdaki olgunlaşmamış ve malign hücrelerin normal ilik hücrelerinin yerini alması ile iliklerde hasar meydana gelir. Böylece kanpıhtılaşmasında rol oynayan plateletler ve savunmada rol oynayan lökositlerin sayısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/losemiicinyenibirumutmuvar1029405856.jpg"><img title="losemi-icin-yeni-bir-umut-mu-var--1029405856" style="border-right: 0px; border-top: 0px; display: inline; margin: 10px 10px 0px 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="345" alt="losemi-icin-yeni-bir-umut-mu-var--1029405856" src="http://www.kanserliyiz.com/wp-content/uploads/2012/01/losemiicinyenibirumutmuvar1029405856_thumb.jpg" width="336" align="left" border="0" /></a> (söylenişi Fransızca&#8217;dan, aslında Yunanca&#8217;dan λευχαιμία, λευκό, lefkó &#8211; beyaz, ak ve αίμα, ema &#8211; kan), <strong>kan</strong>hücrelerinin özellikle de lökositlerin normalin üzerinde çoğalması ile kendini gösteren bir kanser türüdür. Yüksek sayıdaki olgunlaşmamış ve malign hücrelerin normal ilik hücrelerinin yerini alması ile iliklerde hasar meydana gelir. Böylece <strong>kan</strong>pıhtılaşmasında rol oynayan plateletler ve savunmada rol oynayan lökositlerin sayısı azalmaya başlar. Bu da <strong>lösemi</strong>hastalarında zedelenmelerin ve kanamaların yoğun görülmesine, hastaların kolay enfeksiyon kapmasına neden olur. Savunma mekanizması zayıflar. İleri aşamalarda kırmızı <strong>kan hücresi</strong> eksikliği anemiye, nefes darlığına neden olabilir. Bunun dışında zayıflık ve yorgunluk, ateş, bazı nörolojik semptomlar, dişetlerinde şişkinlik ve kanamalar gibi belirtileri de vardır. </p>
<p><strong>Kan kanserinin</strong> hücre tipine göre (myeloit, lenfoit gibi) ve hastalığın süresine göre (müzmin ve had) çeşitleri vardır. Bazı tipler daha hızlı ve kötü bir gidiş gösterir. Çocukluk çağında <strong>lösemi</strong> tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülmektedir.</p>
<p>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Akut Lösemi</p>
<ul>Akut lösemide, kemik iliğinde olgunlaşmamış kan hücreleri hızlı bir şekilde üretilmekte, ve sonuçta sağlıklı-normal kan hücrelerinden sayıca daha fazla hale gelmektedirler. Bu anormal hücreler diğer organlara da yayılarak, organı fonksiyonlarını yapamaz hale getirebilirler. Akut lösemilerin sınıflandırılması temel olarak olgunlaşmayan hücrelerin tipleir esas alınarak yapılır.&#160; <br />Akut Lenfoid Lösemi (ALL) : Normalde lenfosit adı verilen olgun kan hücresi tipine dönüşmesi gereken lenfoblast isimli olgunlaşmamış kan hücrelerin artması ile karakterizedir. Bu lenfoblastlarin sayıları çaok miktarda artar ve genelde lenf düğümlerinde birikirek şişliklere neden olurlar. ALL, en sık gözlenen çocukluk çağı kanseridir, ve 15 yaş altındaki çocuklarda gözlenen lösemilern %80 i ALL dir. Bazen yetişkinlerde de görülebilmekle birlikte, 50 yaşın üzerinde ALL son derece nadirdir.&#160; <br />Akut Myeloid Lösemi (AML) : Myeloblast adı verilen ve normal kan hücrelerine dönüşmesi gereken olgunlaşmamış kan hücrelerlinin üretimi ile karakterizedir. Olgunlaşmamış bu hücreler kemik iliğinde çok yüksek sayılara ulaşırlar ve normal kan hücrelerinin üretimini azaltırlar. Sonuçta anemi (kansızlık &#8211; kırmızı kan hücresi üretiminde azalma) ve sık enfeksiyona yakalanma (beyaz kan hücresi üretiminde azalma) durumu ortaya çıkabilir. Ergenlik çağında ve 20 li yaşlarda saptanan lösemilerin %50 sini, yetişkinlerdeki lösemilerin de %20 sini AML oluşturur.&#160; </ul>
<h5></h5>
<h5>Lösemi (Kan Kanseri) Belirtileri</h5>
<p>Erken döneme ait belirtiler genelde gözden kaçmaktadır, çünkü bu dönemdeki şikayetler nezle veya diğer sık gözlenen hastalık şikayetlerine benzer.&#160; <br />- Ateş, halsizlik, kemik ve eklemlerde ağrılar, baş ağrıları, deride kızarıklıklar,&#160; <br />- lenf düğümlerinde şişlikler&#160; <br />- sık sık enfeksiyona yakalanma&#160; <br />- sebebi bilinmeyen kilo kaybı&#160; <br />- dişeti ve burun kanamaları&#160; <br />- karaciğer veya dalakta büyüme veya karında şişkinlik hissi&#160; <br />- ciltte sık sık çürükler meydana gelmesi veya kesiklerin çok güç durması </p>
<p>Kan kanserinin hücre tipine göre (myeloit, lenfoit gibi) ve hastalığın süresine göre (müzmin ve had) çeşitleri vardır. Bazı tipler daha hızlı ve kötü bir gidiş gösterir. Çocukluk çağında lösemi tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülmektedir.</p>
<p>Lösemi (Kan Kanseri) Tedavisi</p>
<p> Halk arasında kan kanseri olarak da bilinen lösemi tedavi edilebilen ancak son derece pahalı bir hastalık. 3-5 yıl arası süren tedavi % 70-85 oranında başarıya ulaşıyor. Çocukluk çağında her yıl 1000-1500 kadar yeni lösemi ortaya çıkıyor.<a href="http://www.alternatiftedaviler.com/losemi-kanseri.html" target="_blank">kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanserliyiz.com/lsemi-kanseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (enhanced)
Database Caching 1/3 queries in 0.007 seconds using disk
Object Caching 445/707 objects using disk
Content Delivery Network via N/A

Served from: www.kanserliyiz.com @ 2012-02-04 22:35:38 -->
